KIZILAY

30 okunma Kasım 2021

Her yıl 29 Ekim ile 4 Kasım tarihleri arasının Kızılay Haftası olarak kutlandığını çocukluğumdan beri bilirim.Hatırlıyorum da,hem Cumhuriyetimizin kuruluş yıl dönümünü hem de Kızılay haftamızı aynı hafta içerisinde aynı coşku, değer ve duygularla kutlar bütün sesimizle şiirler okur,milli mücadele dönemini hatırlatan tiyatrolar sahnelerdik.Cepheden taşınan yaralı askerler Kızılay çadırlarında başlarında kırmızı hilal olan hemşirelerin ellerinde tedavi görürlerdi.Öyle gerçek öyle içten oynardık ki;ayakta yapılan alkışlarla rollerimizden çıkar seyircilerin önünde saygıyla eğilirdik.Daha o yıllarda öğretmişlerdi bize Vatan toprağının kıymetini ve sahip çıkmanın kutsallığını.Yıllar sonra Kızılayın reklam filmi ile okul yıllarım ve oynadığımız tiyatro oyunları geldi aklıma. 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Kızılay Haftası dolayısıyla bir film hazırlayan Türk Kızılayı, özel bir hikayeyi gün yüzüne çıkardı. Filmde Trablusgarp Savaşı döneminde Binbaşı olan ve gözünden yaralanan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Hilal-i Ahmer Hastanesi’ndeki tedavisini işlemişti. Trablusgarp Savaşı’nda meydana gelen çarpışmada gözünden yaralanan bir binbaşı, 1912 yılının Ocak ayında tedavi gördüğü Hilal-i Ahmer hastanesinden tamamen iyileşmeyi beklemeden çıkacak, yıllar sonra ülkesinin kaderini değiştirecekti ama tedavi gördüğü Hilal-i Ahmer çadırını hiç unutmayacaktı. O Gün Bu Çadırdan Çıkan Gazi, Sonrasında Nice Savaştan Zaferle Çıkmayı başaracak ve Hilal-i Ahmeri yeni adı olan Kızılay olarak yaşatmaya devam edecekti.Peki nasıl başlamıştı Kızılayın tarih sahnesindeki süreci ve nasıl günümüze kadar gelmişti?

Kızılay’ın Osmanlı’dan bu yana tarihi sürecini izleyecek olursak ilk olarak; 

1868  Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti adı ile faaliyetlerine başlamış ve yıllar içinde,

1877 - Osmanlı Hilali Ahmer Cemiyeti,

1923 - Türkiye Hilaliahmer Cemiyeti,

1935 - Türkiye Kızılay Cemiyeti ve son olarak 1947’de Türkiye Kızılay Derneği adını almıştır. "KIZILAY" adını büyük önder Atatürk vermiştir.

Özündeki hümanist, evrensel değerleri dolayısıyla Hilal-i Ahmer Cemiyeti, Cumhuriyete geçiş aşamasında geçmişe bir köprü değil, geleceğe uzanan bir umut, bir yardım eli olarak tarihteki yerini Kızılay olarak korumaya devam etti. Kızılay ya da resmî adıyla Türkiye Kızılay Derneği’nin temel ilkesi “insanlık, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır kurumu niteliği, birlik ve evrensellik” çerçevesinde çalışan bir yardım kuruluşu olmaktır.

Kızılay'ın amacı, her nerede görülür ise, hiçbir ayrım yapmaksızın insanın acısını önlemeye veya hafifletmeye çalışmak, insanın hayatını ve sağlığını korumak, onun kişiliğine saygı gösterilmesini sağlamak ve insanlar arasındaki karşılıklı anlayışı, dostluğu, saygıyı, işbirliğini ve sürekli barışı getirmeye uğraşmaktır. Kızılay ihtiyaç anında dayanışmanın, ıstırap anında eşitliğin, savaşın en kızgın anında insancıllığın, tarafsızlığın ve barışın simgesidir.

Ayırım gözetmeden ihtiyaç sahiplerine yardım götüren Türk Kızılayı, 153 yıllık tarihini gönüllülük üzerine inşa etmiş ve faaliyetlerini gönüllü hizmet esasına uygun olarak sürdürmektedir.

Özellikle milli mücadele döneminde devletin peş peşe girdiği savaşlarda cephedeki askerler kadar cephe gerisindeki sivil halkın ihtiyaçlarının karşılanması için faaliyetlerde bulunan Kızılay aynı zamanda hasta bakıcı kursları da düzenleyerek pek çok sağlık personelinin Anadolu’ya geçmesini ve cephe gerisinde çalışmasını sağlamıştır. Millî mücadelenin unutulmaz gönüllülerinin ortak adıdır Kızılay.

Kurulduğu 1868 yılından bu yana toplumsal dayanışmayı sağlamak, sosyal refahın gelişmesine katkıda bulunmak, yoksul ve muhtaç insanlara barınma, beslenme ve sağlık yardımı ulaştırmak için önemli görevler üstlenen Türk Kızılayı, kan, afet, uluslararası yardım, göç ve mülteci hizmetleri, sosyal hizmetler gibi pek çok konuda önemli hizmetler vermektedir.Pek çoğumuzun aklına Kızılay dendiğinde ilk akla gelen faaliyet kan bağışı ve kan tedariği hizmetleridir. Yılda bir veya iki kez yapılacak olan kan bağışı birçok insana yaşam umudu olabilir. Her gün çeşitli kazalar, yaralanmalar ve operasyonlar gerçekleşmektedir. Bu noktada, kan ihtiyacı hayati önem taşır. Kanamalı hastalığı olan bir hastanın, ameliyatta 6-8 ünite kana ihtiyacı olabilmektedir. Bu hastanın, kurtulabilmesi için kan gereksinimi olduğu unutulmamalıdır. Kan bağışının olmadığı bir toplumda, her gün binlerce kişi hayatını kaybedebilir. Bu sebep ile, düzenli kan bağışında bulunmak insanların hayatını kurtarır. Kan bağışı, bir sosyal sorumluluk olup, bir gün herkesin kana ihtiyaç duyacağı da bir gerçektir. Kan bağışının ücretsiz gönüllülük esasında yapıldığının da unutulmaması ve bu bilinç ile yapılması gerekir.unutulmamalıdır ki Verdiğiniz 1 ünite kan 3 kişinin hayatını kurtarabilir.