BİTCOİN 1 MİLYON DOLAR OLACAK MI?

30 okunma Mart 2021

Bu dünya çok para kaybeden, batan iflas eden görmüştür ama Florida’da yaşayan bilgisayar programcısı Lazlo Hanye’nin hikayesi belki de en trajikomik olanı. 37 yaşındaki Macar asıllı Lazlo bir süredir Bitcoin (Btc)  biriktiriyordu ama ne işe yarayacaklarını pek bilemiyordu. 22 Mayıs 2010 günü karnını pizza ile doyurmak istedi; acaba ödemeyi Btc ile yapabilir miydi?  Siparişi vermeden önce Btc talk forum adındaki paylaşım grubuna şunları yazdı: "Birkaç pizzaya 10.000 Btc ücret ödeyeceğim... Belki de 2 büyük boy pizza olabilir. Böylece ertesi günü de garantiye alırım.  Pizzayı seviyorum. Kendiniz hazırlayabilir, evime getirebilir ya da pizzacıdan sipariş verip bana yollayabilirsiniz. Ancak amaçladığım şey, pizza siparişimi kripto parayla ödemek. Eğer ilgileniyorsanız lütfen bana bildirin, bir anlaşma yapalım". Bu yazıyı yazdığı günlerde 10.000 Btc’in değeri yaklaşık 30 dolardı. İngiltere’den bir başka forum üyesi, onun bu teklifini kabul etti ve evine iki pizza gönderdi, üstelik bu pizzalara sadece 25 dolar ödemişti. Kayıtlara, kripto para ile yapılan ilk alışveriş olarak geçen bu sipariş, bugünkü değeriyle 500 Milyon dolardan fazla ediyor, şaka gibi değil mi? Pizzaların parasını ödeyenin kim olduğu ve Hanye’nin kendisine tansfer ettiği 10 Bin Btc’nin ne kadarını elinde tuttuğu bilinmiyor. Buna benzer bir hikayeyi sevgili dostum (Rapor dergisi yazarı) Doç Dr. Abdulla Sakallı’dan dinledim. Kripto para ile 2009’da Almanya’da yüksek lisans yaparken tanışmış.

Sosyalizm kaç Btc ediyor?                                                                                                       

Abdulla Hoca ile aynı bölümde asistan olan ve kendini fanatik bir sosyalist olarak tanıtan Alman arkadaşı ona sürekli kripto paradan bahsediyor ve kapitalizmi bitirecek bir ‘devrim’ başlatacağına inanıyormuş. Kendisi 1000 Euro değerinde Btc almış ve Abdulla Hoca’yı da hiç olmazsa 100 Euro’luk alması için ikna etmeye çalışmış ama yaptığı ek işten günde ancak 50 Euro kazandığını ve iki günlük emeğini boş hayaller için heba etmeyeceğini söyleyen Abdulla Hoca ona inanmamış. Yüksek lisansını bitirip İtalya’ya geçtikten yıllar sonra bir gün gazetede 1 Btc değerinin 1000 doları geçtiğini görünce artık Euro milyoneri olduğunu düşündüğü asistanı arayıp tebrik etmek istemiş. Ancak ‘sözde’ sosyalist arkadaşı üzgün bir şekilde uzun zaman önce, elindeki Btc’yi 2’ye katladığında yani 2000 Euro’ya ulaştığında sattığını söylemiş. ‘İşte bu yüzden!’ dedim bu hikâyeyi dinleyince; ‘en hızlı solcular bile üç kuruş karı veya menfaati görünce ideallerini unutuyor; bu bencillik sayesinde kapitalist sömürü düzeni her devirde destekçi buluyor ve sosyalizm bir türlü gelmiyor.’

Postane öldü, sıra Banka’da mı?

Satoshi Nakamoto mahlasını (takma adını) kullanan biri(leri) 2009’da gelişmiş bir Excel yazılımına benzeyen Blokchain teknolojisini ve onun para birimi olan Bitcoin’i tasarladı. Bugünlerde herkes Btc’den bahsediyor ama çok az kimse onun arkasındaki Blockchain (blok-zincir) sisteminin işleyişini biliyor. Bir benzetme yapmak gerekirse sabit telefonun cep telefonu haline gelmesi diyebiliriz ya da paranın interneti. Çocuklarımız para göndermek, yatırmak ve kredi çekmek için bankaya bizzat gittiğimize inanamayacaklar! Tıpkı ‘Adana çık aradan!’ esprisini anlamayacakları gibi… Eskiden telefon bağlamak diye bir tabir vardı ya da telefon yazdırmak. Çünkü arada mutlaka bir santral olurdu; iletişimi organize eden ve altyapıyı sağlayan bir telefon idaresi ya da otoritesiydi bu. Eve (çevirmeli) telefon cihazı almanızın pek bir önemi yoktu çünkü telefonun şebekeye bağlanması gerekiyordu ki, bunun için bazen torpil bile yapılıyordu. Eskiden mektup yollamak için postaneye giderdik, ne komik değil mi? Birine mektup ya da kart attığınız zaman bu mektuplar posta merkezinde toplanıyor ve oradan dağıtılıyordu. Mektupların güvenliği ve doğru alıcıya ulaşması posta idaresinin sorumluluğu ve inisiyatifi altındaydı. Teknoloji aracıları ortadan kaldırdı, iletişimi özgürleştirdi; postaneyi, telefon telini hatta gazeteyi neredeyse tarihten sildi. Şimdi gözler bankalara ve para transferindeki diğer aracılara çevrildi. Bu pasta o kadar büyük ki; dünyada her yıl yapılan para transferinin toplam hacmi 100 Trilyon Doları buluyor! Geleneksel bankalara ciddi rakipler geliyor: Facebook, Amazon, Alibaba özellikle transfer pazarına ve birebir para gönderme pastasına ortak olmak istiyor.  

Patates baskısını bilir misiniz?   

Bir şeyin değersiz, çakma, fake ya da uydurma olduğunu anlatmak için kullandığımız aşağılama tabiri 'patates' nereden geliyor? Kırmızı mürekkeple yapılan patates baskısından. İlkokulda yapardık hani; patates kolay şekil verilen ama kolay deforme olmayan ideal sertliktedir, mürekkebi kolayca emer kısacası sahte mühür ve damga yapmak için çok elverişlidir. Ya da barkotların ve hologramların olmadığı eski zamanlarda öyleydi. Ama halen kişinin teyidi ve kimlik tespiti resmimize ve yüzümüze bakılarak yapılıyor. Pasaportumdaki resim bana ne kadar benziyor? Saçım uzundu, sakalım yoktu; 5 yıl önceki halim bu! Bankaya faksladığım talimattaki imza bana mı ait? Eski imzalarla karşılaştıralım, olmadı telefonla arayıp talimat teyidi alalım: Serdar Bey, talimatı onaylıyor musunuz? Evet, talimat doğrudur, gelen arkadaşa ödeme yapabilirsiniz. Telefondaki kişinin Serdar olduğu ne malum? Güven ama doğrula! Peki nasıl? Kayıtlara bak. Kayıtlar ne kadar güvenilir? Kaydı tutan insanlara sor! Onlar sağ mı, yerinde mi, ne kadar dürüstler? Güven sosyal düzenimizin çimentosudur; güven olmazsa alışveriş ve ekonomi durur. Gerçekliğin teyidi ve tescili yakın gelecekte en zorlu sınavımız olacak; çünkü dijital olan her şey kopyalanabilir, taklit edilebilir. Görüntü ve ses de buna dahildir, ya da 2009 yılına kadar böyleydi. Dijital para, bu ‘taklit’ problemi Btc ile çözülünce hayata geçti. Blok zincir teknolojisiyle oldu bu; üstün şifreleme teknikleri ve aracısız iletişimi mümkün kılan süper bilgisayarların yüksek işlem kapasitesi sayesinde ‘sanal’ para ‘gerçek’ oldu. Btc yaratılıştan dijital; yani tasarımı itibariyle sayısal, rakamsal. Hiçbir şeyin dijital kopyası değil. Birine Btc gönderdiğinizde kopyasını değil kendisini transfer ediyorsunuz dolayısıyla çifte ödeme ya da fake ödeme baştan engellenmiş oluyor. Sistem sizin ve alıcının bakiyesini denetliyor ve bloke edip şifreliyor. Hesap hareketlerinden oluşan her blok, zincire ekleniyor. 2009 yılından beri Btc ile yapılmış olan bütün transferler  aynı zincirin üzerinde bloklar halinde kayıtlı ve kamuya açık tutuluyor.

Blok zinciri kırılır mı?

Blok zincir teknolojisinin 3 sacayağı var; Peer to peer yani her bilgisayardan ötekilere aracısız bağlantı (‘Adana çık aradan’ olmadan), kriptografi yani her veri paketinin şifrelenerek iletilmesi ve merkezi olmayan çoklu kayıt (muhasebeleştirme) sistemi. Blok zincir  teknolojisinde çok sayıda bağımsız bilgisayar (network) ortak bir veritabanına erişim ve kayıt yapabilmekte. Veri güvenliği açısından kayıt yapılırken şifreleme algoritmaları kullanılmaktadır. Sistemin değiştirilemez yani ‘kırılamaz’ olmasını sağlamak için her kayıt tüm bilgisayarların konsensüsü (mutabakatı) ile kaydedilmektedir. Her blok kendinden önceki bütün blokların temel bilgilerine sahip olduğu için herhangi bir blok kopsa veya kırılsa bile zincir anında kendini tamamlar ve veri kaybı yaşanmaz. Blok zincirin en güçlü yanı; ‘kırılamaz olmasından ziyade, ‘kronolojik kayıt’ tutmasıdır. Bu sayede, yapılan kayıtlar geriye doğru izlenebilmekte ve gerçekliğin izi sürülebilmektedir. Karşınızdakinin gerçekten o tanıdığınız kişi mi olduğunu nasıl bileceksiniz, geriye doğru tarama ve biriktirme yaparak. Ticaret Sicil gazetesini düşünün herkeste bunun kopyası olduğu için değiştirilemez çünkü bütün kopyaları değiştirmek gerekir dolayısıyla da bir şirket yoktan var edilemez, varken yok edilemez veya kuruluş tarihleri vs değiştirilemez.

Aracımın kilometresi ya sıfırlanmışsa?                                                                                                 

Yakıt alırken araç tanıma sistemi kullandıysanız bilirsiniz; pompanın ucu depo çıkışındaki sensörü tanırsa yakıt verir, konulan yakıt miktarı pompaya kaydedilir ve anında sizin bakiyenize eklenir. Şimdi depoların şifreli olduğunu ve bu şifrenin sensör ile pompa tabancası arasında anahtar kilit sistemi gibi tanındığını düşünün. Bu şekilde ülkenin neresine giderseniz gidin aldığınız yakıt miktarının kaydedildiğini ve bu litre bilgisinin şifreli olarak bütün benzin istasyonlarında depolandığını ve her yakıt aldığınızda güncellendiğini düşünün. Arabanın kilometresiyle oynamak kolay olmazdı sanırım. Sensörü çıkarmak, değiştirmek de çözüm olmaz çünkü bu değişiklik de sisteme ve aracın geçmişine kaydedilirdi. Blok zincir işte böyle bir şifreleme ve saklama sistemi. Potansiyel kullanım alanı o kadar çeşitli ki; Tedarik zincirinde doğru malın doğru araca yüklenmesi, güzergâhın takibi, malın arada değiştirilmemesi, teslimatın yapıldığının teyidi, ödemenin emrinin verilmesi ve ödeme yapıldığının tüm taraflarca görülmesi gibi. Tüketici açısından bakınca; aldığınız ürünlerin paketlemeden rafa ulaşana kadar geçirdiği tüm aşamaları görebilmek istemez misiniz? Dünyada her yıl 1 milyondan fazla kişi sahte ilaç yüzünden ölüyor. Aldığınız ilacın gerçek olduğundan nasıl emin olabilirsiniz? Hasılat paylaşımını içeren sözleşmeler için de Blok zincir harika çözümler sunuyor; sistem kar paylaşımını otomatik olarak, taraflara sormadan teyit almadan yapıyor ve tarafların birbirine yanlış yapma ihtimalini ortadan kaldırıyor. Block zinciri çekler için de kullanmak mümkün. Çekin üzerindeki QR kodu çeki düzenleyenin itibarını sorgulamamıza yarıyor, aradakileri de zincire dâhil edebilsek ve ciro zincirinde çeki her imzalayanın ödeme geçmişini sorgulayabilsek nasıl olur? Bence şahane olur!

Bitcoin ‘demokratik’ bir para birimi mi? 

Devletlerin veya Merkez Bankalarının elindeki para basma yetkisine senyoraj deniyor çünkü para basma yetkisi, derebeylik (senyör) ve krallık dönemlerinden beri merkezi otoritenin tekelinde bulunuyor.  Peki kripto paralar bu krallıkların sonunu getirebilecek; egemenliği kayıtsız şartsız millete verecek mi? Küçük birikimi olan büyük kitleleri enflasyona karşı koruyan bir piyasa mı yoksa milyar dolarlık fonların veya şirketlerin yönlendirdiği spekülatif bir borsa mı olacak? Bir tarafta kısıtlı birikimi olan sıradan insanlar varken öte yanda, basılan paraya neredeyse sınırsız erişimi olan kapitalistler var. Yani sizin elinizde kısıtlı cephane varken onların elinde cephanelik hatta mühimmat fabrikası var. Bu asimetrik imkanlar Btc'nin demokratikleşmesi için büyük engel teşkil ediyor. Şimdi gelelim başlıktaki sorunun yanıtına; Btc’nin değeri 50 Bin doları geçti, peki nasıl bozduracağız tek bir pizza almak için 1 Btc’yi? Satoshi Nakamoto bunu da düşünmüş ve kuruşa (cent) kendi ismini vermiş. Ama henüz, bildiğimiz kuruş mertebesinde değil bu satoshi; 1 Btc 100 Milyon satoshi’ye bölünüyor. Demek ki Bu hesaba göre Btc’nin 1 Milyon dolara ulaşması hedefleniyor. Btc 1 Milyon dolara çıktığında satoshi 1 cente (kuruşa) karşılık gelecek, tasarım bunu gösteriyor.