KİN NEFRET AFFETMEK VE SABIR

30 okunma Ağustos 2021

Kur’an-ı Kerim ayetlerinden de anlaşılacağı üzere, Allah mü’minlere, her koşulda “sabırlı” olmayı sükunetin meziyetlerini vurgulamıştır. 

Adalet, huzur, mutluluk, sağlık, başarı, insan sevgisi, hoşgörü, içgüdüsel davranışlar, manevi ve maddi tatminlerin tümü “sabır” çemberinin içinde oluşmakta ve gelişip gerçekleşmektedir. 

Sabır varsa, Allah’ın adalet ve kudretine de inanış da var demektir. Sabır yoksa, maddi-manevi tatmin de yok demektir. Maddi-manevi tatminsizlik, insanı şuursuz ve inançsız kılar. Sabırsızlık Allah’ın doğrularına, ters düşmek anlamına gelmektedir. 

Aile büyüklerimizin (anne-baba) bizler doğup büyüyünceye, kadar, sabır becerisi göstererek olumlu güzel oluşumların meydana gelmesine (çocukluk külfeti, eğitim, aile terbiyesi, sağlık vb.) ortam hazırlamışlardır. 

Bizlerde Allah’ın bizleri takdir ettiği “nimetleri” sabırla bekleyerek, nasiplenmeliyiz. 

Aksi taktirde, (sabıretmezsek) Allah’ın nimetleri, ne bize ne de ailemize fayda getirir. Nimetleri elde ederiz, ancak bu nimetler, sağlığımızı ve aile huzurumuzu bozar. Sabırsız bir davranış, bir meyvenin zamanından (olgunlaşmadan) önce toplanmasına benzer!... 

Sabır; Allah’ın sıfatlarındandır. Ahlak ve adaleti temsil eder. En büyük sabır, insanlık erdemine ermiş insanlarda bulunur. Allah kulunun, çok çeşitli ortamlarda (yoksulken, zenginken, aile yaşantısında, iş hayatında, çocuklarına, anne babalarına karşı) sürekli sabrını dener ve tahammül gücünü ölçer. Şükretmenizi izler. 

Genelde, bir ailenin çocuğu sakat, özürlü doğduğunda; 

toplumun ön yargılı olarak, “Allah’ın bu çocuğu (masumu) neden sakat yarattın, bir suçu bir günahı yoktu” derler. Hatta bazen Allah’ın çocuğa karşı haksızlık yaptığını telaffuz ederler. 

Halbuki,  bilmezler ki, Allah o çocuğu özürlü yaratarak, mü’minlere çeşitli mesajlar vermek istemektedir. 

En önemlisi, o çocuğun ailesinin sabrını ve şükürcülüğünü ölçmek istemektedir. Sağlıklı çocukları olan ailelere şükretmeleri gerektiği hissini vermek, o çocuk büyüdüğünde, sabretmeyi, tahammül göstermeyi azmetmeyi öğrenmesini ve sağlıklı insanların bundan kendilerine ders çıkarmasını ister.

 

Vel asr. İnnel insane husr. İllelesine amenü ve amilussalihati, ve teva savbil hakkıi, ve teva savbis sabr. 

 

Manası: Asr’a yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip salih alem işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabırı tavsiye edenler müstesnadır. 

 

2-EL-BAKARA 153

Ey İman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.

 

2-EL-BAKARA 155

Andolsun ki sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azalma (fakirlik) ile imtihan eder, deneriz. (Ey Peygamber’) Sen sabırlı davrananlara müjdele.

 

2-EL-BAKARA 156

İşte o sabredenler, kendilerine bir bela geldiği zaman “biz Allah için varız ve biz sonunda O’na döneceğiz derler.

 

16-EN-NAHL 96

Sizin yanınızdaki (dünya malı) tükenir, Allah katındaki (rahmet) ise bakidir, (tükenmez). Elbette sabırlı davrananlara, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz.

 

16-EN-NAHL 127

Eğer ceza verecekseniz, size yapılan işkencenin misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.

 

16-EN-NAHL 127

Sabret! Senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlara üzülme, kurmakta oldukları tuzaktan dolayı sıkıntıya düşme.

 

39-EZ-ZÜMER 10

(Resulüm! Şu sözümü) söyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır.

KİN ZARARLI BİR MEZİYETTİR

Kur’an-ı Kerim ayetlerinden de anlaşılacağı üzere kin gütmek, hem mü’mine yakışmayan, hem insan sağlığını bozan ve hem de toplumsal düzeni bozan çok kötü bir davranıştır. Hem de zararlı bir meziyettir. 

Kin güden bir insan; hem sağlığından (sürekli kötülük etme güdüsü devrede olduğundan) olmakta, hem de durduk yere düşmanlar edinmektedir. 

Çünkü bir kimse ile düşman (hasım) olunduğunda, onunla beraber, o düşmanın eşi, çocukları, kardeşleri hatta onun çevresindeki dostları da düşman (hasım) ilan etmiş olmaktasınız. 

Bir insanın ne kadar çok düşmanı varsa, güvenliği (emniyeti) de o oranda azalmaktadır. 

O düşmanlarınız kötü olaylarla karşılaştıklarında (yaşadıklarında) siz sürekli sevineceksiniz. 

İyi olaylar (mutluluk veren) yaşadıklarında (karşılaştıkların)da hep üzülecek daha kinleneceksinizdir. 

Sonuçta (neticede) bir bakacaksınız ki siz ve aile fertleriniz (düşmanlarınız yüzünden) kötü oluşumlara sevinebilen, iyi ve güzel olan (mutluluk veren) olaylara da üzülen, mutsuz olan bir insan ve bir aile oluvermişinizdir. 

İnsanlığa ve mü’min insanlara yakışmayan aykırı bir aile oluvermişsinizdir. 

Bu davranış bozukluğu, insanın bedensel metabolizmasının da aykırı (ters) çalışmasına işlev görmesine sebebiyet verecektir. 

Bedenimizin huzur ve sağlık kaynağı olan; timüs bezi, tiroit bezi, lenf bezleri, adrenalin bezleri; salgılamaları gereken salgıları, yanlış davranışlarda ve zamanda yanlış salgılayacaklardır. 

Bu salgılamada bedenimizde çok ciddi fiziki tahribatlar yaratacak, hatta düzelmesi imkansız manevi (psikolojik) çöküntülere sebebiyet verecektir. 

Bir diğer davranış bozukluğu olan, anne veya babanız öldüğünde üzülüp ağlayacağınıza durup dururken gülümseyeceksinizdir. 

Çocuğunuz okulunda çok başarılı olduğu hakkında bir haber aldığınızda sevinmek yerine duygularınıza hakim olamayacak ve ağlayacaksınızdır. 

Netice itibariyle kin ve düşmanlık o insanda, tüm fiziksel-kimyasal ve manevi olarak her şeyi aykırı ve olumsuz oluverecektir. 

Bu tip sağlıksız (bedensel ve manevi) olan insanların toplum dışlar ve Allah da toplumdan (kötü meziyetlerinden dolayı dışlananları) hiç affetmez ve sevmez. 

Allah ve toplumlar, kin gütmeyen, affedebilen, insanların kusurlarını açığa çıkarmayan, insanları şartsız koşulsuz sevebilen mü’minleri hem çok sever ve hem de çokça mükafatlandırır. 

İnsanlık erdemine erişmiş mü-mine de güzel ahlak, güzel davranış, örnek güzel meziyetler yakışır.