ÖZAL KURUMLARINDAN KATILIM BANKACILIĞI

30 okunma Ağustos 2021

Türkiye’nin de dahil olduğu İslam coğrafyasında faizin haram olduğunu kabul eden ve tasarruflarını yastık altında tutan tasarruf sahiplerini mali sistemle buluşturmak, Türkiye’de katılım bankalarına gereksinim duyulmasının farklı sebepleri arasında sıralanabilir. 

 

Kutsal kitap Kur’an ve Sünnet, birçok alanda olduğu gibi ekonomik alanda da insanların hayatını düzenleyici kurallar koymuştur. İslamiyette yasaklanan faiz, İslam ülkelerinde alternatif bir bankacılık sistemi arayışını zorunlu kılmıştır. Bu faizsiz sistemi oluşmasını sağlayan sebepler dini, ekonomik ve sosyal sebepler olarak ele alınmaktadır.

 

Turgut Özal’ın iktidara geldiği 1983 yılında Özel Finans Kurumlarının kuruluşunu gündeme gelmiş ve aynı yıl şimdiki ismi olan Katılım Bankacılığı  kurumlarının hukuki düzenlemelerinin faaliyete geçmesi sağlanmıştır.  2005 yıllında yapılan hukuki düzenlemelerle bu kurumlar bankaların yanında mali sisteme entegre edilmiştir. 

 

 Türkiye’de kurulan katılım bankalarından ilkleri Faysal Finans, Albaraka ve Küveyt Türk Finans kurumları olmuştur. Günümüzde bankacılık sektöründe faaliyet gösteren 52 bankanın 6 adedi katılım bankacılığı alanında işlev görmektedir. Albaraka, T. Finans, Küveyt Türk özel sektör sermayeli, T. Emlak, Vakıf Katılım ve Ziraat Katılım kamu sermayeli olarak sektörde faaliyet göstermektedir.  

 

Türkiye’de  bankacılık sektörünün üç  önemli unsurundan  biri olan katılım bankaları, faizsiz banka ya da islami bankacılık olarak da anılmaktadır. Diğer iki unsur da; yatırım bankaları, mevduat ve kalkınma bankalarıdır. Katılım bankaları, kalkınma ve mevduat bankalarının birebir fonksiyonlarını üstlenen kuruluşlar değil, Türk bankacılık sistemini, tamamlayıcı bankalar olarak ifade edilmektedir. Ekonomik alanda etkin olan ise bankacılık hizmetleri açısından aktif olan ve reel ekonominin finanse edilmesini sağlayan katılım bankalarıdır. 

 

Katılım bankalarının en önemli özelliği, gerçekleştirilen bankacılık işlemlerinin tamamına yakınını faizsiz esasa dayandırmasıdır.  İşlevsel  olarak  mevduat  bankalarına  benzerlik  gösterse  de  özellikle  mevduat toplama ve kredi kullandırma da her iki banka arasında farklılıklar bulunmaktadır. 

 

Katılım bankaları, hem faizsiz finansman kurallarını dikkate alarak, hem de sanayi ve ticaret alanını göz önünde bulundurarak tasarruf sahiplerinden topladıkları fonları ve oluşan kâr-zarar miktarlarını günü gelince tasarruf sahipleriyle paylaşırlar. Döviz ve Türk Lirası temelinde vadeli hesaplarda toplanan katılım fonları; şirket ve kişilere finansman desteği, leasing olarak verilmekte, elde edilen kâr veya zarar katılımcılara paylaştırılmaktadır.

 

2021 yılı başı itibariyle tüm bankacılık sektörünün varlık toplamı 6,4 trilyon lira olup katılım bankalarının iş kolu içerisinde 467 milyar liralık payı bulunmaktadır. Bankacılık sektörünün topladığı mevduat tutarı 3,6 trilyon lira olup katılım bankalarının payı 345 milyar liradır. Bankacılık sektörünün tahsis ettiği kredi tutarı 3,9 trilyon lira, katılım bankacılığının girişimcilere tahsis ettiği fon tutarı 266,7 milyar liradır. Bankacılık sektörü ülkemiz genelinde 17.076 şube ile faaliyet yapmakta, katılım bankalarının şube sayısı bu toplam içerisinde 1267 adettir.

 

Türkiye ekonomisinin büyümesinde katılım bankalarının önemli katkıları bulunmaktadır. Katılım bankalarının sayısının artması ile istihdam oranı da artmaktadır. Değişen ve gelişen ekonomik, siyasal ve teknolojik şartlara rağmen katılım bankalarının faize karşı olan mücadelesi ve direnci devam etmektedir. Çünkü katılım bankalarının temel ilkesi faizsiz bankacılıktır. Türkiye’de özellikle 2005 yılından sonra mevduat bankaları küçülme durumunda kalırken katılım bankalarının gözlegörülür şekilde gelişme gösterdiği hatta piyasa paylarını arttırdığı görülmektedir. 

 

Günümüzde finansal sektör içindeki payı giderek artan katılım bankaları, finansal hizmetlerin her alanında dikkat çekici bir büyüme performansı ortaya koymaktadır. Türkiye’nin ekonomide gösterdiği gelişimde Turgut Özal’ın 1983 yılında kurduğu ve Tayyip Erdoğan’ın 2005 yılında bankacılık sektörüne entegre ettiği katılım bankacılığının payını belirtmekte yarar bulunmaktadır.