Tek Düzelik.

41 okunma 01/09/2019

Günümüzün en büyük sorunlarından birisi yalnızlık, varlık içinde yokluk. Genellikle bize empoze edilen fikirlerdir bunlar.

Yalnız ol, rahat yaşa!

Zengin ol, rahat yaşa!

Doğadaki birçok canlı sosyalleşme özelliğine sahip. Gruptan koparıldıklarında, evcilleştirildiğine bile bu iç güdülerini kaybetmezler. Papağanım çığlık atarak beni çağırmayı öğrendi, köpeğim ise havlayarak. Biz insanlar 150000 yıllık geçmişimize rağmen hala bir türlü bir birimizle yaşamayı öğrenemedik. Birey olarak individüel yaşamayı teşvik ediyor bütün televizyon serileri ve programları. Toplumlaşma aşamasında başka insan toplumlarını yok etmek için büyüdük. Hâkim olmak için, hükmetmek için. 4 milyar yıldır bu dünya büyümedi ve küçülmedi. Ama insan oğlunun yerleşik hayata geçişinden sonra birçok can damarını kaybetti. Her zaman aynı düşünceyi savunan yada aynı dine mensup, yada aynı renge sahip insancık topluluklarının diğerlerine açtıkları hakimiyet savaşları yok ediyor bu canları.

İşte bu TEK DÜZE yaşam tehlikeli oluyor. Aynı çiçekte bulunan polen ile ovaryum birbirini döllemez. Hayvanlar genetik çeşitliliğini arttırmak için türlü türlü stratejiler geliştirmiş bu dünyada. Bitkilerde bile kırma tabir edilen doğal ama verimi düşük bireyler strese ve haşereye karşı dirençliler. İnsan oğlu hayatını, etrafını, yaşam tarzını, yiyeceğini, içeceğini kısacası her şeyi tekdüzeleştirme gayretinde. Okuduğu kitapları, savunduğu politikayı tek düze yaşama derdinde. Hatta ve hatta gittiği yolu bile düzleştirme derdinde. Ama bilmiyor ki bu hayatın doğal akışına uygun değildir.

İşte gelişmiş ülkeler, gelişmemiş ülkelerdeki bireylerin bu tek düzelik içinde yaşamalarını isterler. Onlar için kalıplaşmış klişelerin dışına çıkmak en büyük tehlikedir. Çıkanı ye kendi sayfalarına alır sömürürler ya da bir şekilde ortadan kaldırırlar. Gelişmiş ülkeler çeşitliliklerini bizden önce kaybettiler. Dinler savaşında, uluslar savaşında genetik çeşitliliklerini yok ettiler. Şimdilerde bunun geri dönüşünü sağlamak için türlü stratejiler geliştiriyorlar. Bilimsel çalışmalar bunların hepsi. Azımsanmayacak bilimsel çalışmalar. Bunlara Toplum Dizaynı diyorlar. Toplumların sosyolojik, psikolojik ve fizyolojik çeşitliliğini arttırmak için geliştiriyorlar bunları.

 

Biz ise en tehlikeli oyunu oynamaya onlardan 150 yıl sonra başladık. Onlarınkinden ders almadan. Milletler ve dinler mozaiğini yok eden ve böyle tekdüzeliği empoze eden senaryoları işleme soktuk. 60’larda, 70’lerde, 80’lerde kırdılar, kırdırdılar. O zamanın gençleri ve ondan sonra gelenler kutuplaştılar. Her birisi kendi tarafına çekildi. Onlarında istediği buydu. Çeşitliliği öldürmek. Sağcılar hep aynı kitabı okudular, solcular aynı müziği dinlediler bir diğerine tahammül etmeden. Onlarında istediği buydu.

Bu hayatta kendinize yapacağınız en büyük iyilik ufkunuzu açacak tek düzelikten çıkıştır.

Bu makaleyi okuduktan sonra kendinize bir sorun. Kaç değişik akımdan kitap okudunuz? En son ne zaman karşı akımdan birisi ile üsluplu bir tartışmaya girdiniz? Yeme alışkanlığımızın dışına en son ne zaman çıktımız? Günlük monoton hayat akışını ne zaman kırdınız? Bunların %70'şinden fazlasına cevap verebiliyorsanız psikolojik, sosyolojik ve fizyolojik açıdan sağlıklısınız. Değilse Kansere yakalanma riskiniz çok yüksek.

Dikkat edin. Hayatınızı renkli yaşayın. Sağdan da soldan da kitap okuyun, sağcı ile solcu ile de tartışın, yağlı da yiyin, karbonhidratlı da yiyin, spor da yapın, tembellikte. Bu hayatın ve gelecek hayatın tadına ancak böyle varılır. Böyle insanlar hakkaniyetli olur, adil olur, sevgi dolu olur. Doğayı kollar, insanı sever olur.

Saygılarımla

Doç. Dr. Abdulla Sak