KAN ŞEKERİ VE BEYİN

46 okunma 01/09/2019

Beyin hasarı ve dikkat eksikliğine neden olan sorunların başında basit şeker tüketimi (beslenme) gelmektedir.

Basit şekerler: Sofra şekerleri, kesme ve toz şekerler, akide şekerler, lokumlar, reçeller, bisküvi, gofretler, çikolatalar, yaş ve kuru pastalar, şekerli içecekler, hamurlu ve sütlü tatlılar basit şeker içerirler.

Basit şeker içeren yiyeceklerle beslenme oranı kadar; akıl yürütme, mantıksal işlevler, dikkat dağınıklığı ve karmaşık problem çözme zorluklarını beraber getirmektedir.

Özellikle çocukluk yıllarında tüketilen basit şeker miktarları arttıkça; çocuklarda dikkat dağınıklığı, unutkanlık, karar verme zorluğu, sinirlilik, öfke ve yorgunluk halleri ortaya çıkmaktadır.

Basit şekerlerin insan metabolizmasındaki olumsuz etkisinin ana nedeni; insan bedenin basit şekerlere (fabrikasyon şekerlere) yabancı olmasıdır. İnsan metabolizmasının, şekeri sindirecek bir yapıya henüz (tam olarak) tam işlev kazanmamış olmasıdır.

İnsan vücudunun genetik yapısı protein, bitkisel karbonhidratlar ve yağ sindirimi özelliklere sahiptir ve bu özelliklerini basit şekerler için de kullanmaya  (zorlanmaktadır) çalışmaktadır. Bu uyumsuzluk çocuk ve erişkinlerde, özelikle de yaşlılarda çeşitli hastalıklara neden olmaktadır.

Son yıllarda kullanımı gittikçe yaygınlaşan NİŞASTA BAZLI şekerler ise yüksek früktoz içermeleri sebebiyle tehlikeyi (hastalıkları) daha da arttırmaktadır.

Özellikle çocuklarda ve gençlerde diyabet (şeker) hastalıklarında artış görülmesi bunun önemli bir göstergesi niteliğindedir.

KAN ŞEKERİ DÜZEYİ, İNSÜLİN VE GLİSEMİK İNDEKSİ İLİŞKİSİ

Kanda yeterli şeker düzeyi, beyin ve dikkati en yüksek seviyede çalışmasını sağlayan faktörlerin başında gelir.

Yemekten sonra (bol hamurlu, tatlılı beslenme) kan şekeri yükselir. Bu da (şekerin ya da glikozun enerji için ona ihtiyacı olan hücrelere girmesine yardımcı olan hormon) İNSÜLİN i üretmek için pankreasın daha yoğun çalışmasına neden olur.

Ancak sık sık kan şekerini yükselten basit şekerle beslenmemiz durumunda, pankreasın fazla çalışmasına ve yorulmasına neden olur. Aşırı çalışan pankreas ve salgıladığı insülin hormonu daha etkili işlev yapamaz (kan şekerini dengeleyemez) hale gelecektir. Netice itibariyle kişi diyabet (şeker) hastası olacaktır.

Protein ve sebzelerin sindirilmesi midede başlar, karaciğerde devam eder.

Bu olumlu metabolik işlev, beynin temel yakıtı olan kan şekerinin sağlıklı düzeyde kalmasını sağlar.

Basit şekerlerin sindirimi ise ağızda başlar. Bu olumsuzluk kan şekerinin aniden yükselmesine neden olur. Pankreas bu olumsuzluğu stabil hale getirebilmek için ani olarak yüksek oranda insülin salgılar. Ani ve yüksek oranda insülin, kan şekerini ani olarak düşürür. Ancak kanda yoğun insülin dolaşmaya devam eder.

Bu da kandaki şeker oranının normalin altında olmasına neden olur. Bu defa beyin ve hücreler şeker ihtiyacını karşılayamaz olur. Basit şekerler aynı zaman diliminde kan şekerini ani olarak hem yükseltir, akabinde ani olarak kan şekeri düşüş gösterir. Kan şekerinin normal sınırların altına düşmesiyle vücut alarm durumuna geçer. Beyin şeker ihtiyacını karşılayabilmek için, karaciğerdeki depo şekerini salması (göndermesi) için karaciğeri uyarır. Bu uyarı hem kan şekerinin yükselmesine, hem de kolesterolün kanda yükselmesine neden olur.

Bu olumsuzluklara maruz kalmamak için;

·           Basit şekerle beslenmeyi asgariye indirmeli,

·           Doğal şekerli yiyecekler tüketmeli,

·           Her sabah sağlıklı kahvaltı yapmalı,

·           GLİSEMİK İNDEKSİ düşük besinlerle beslenmeli

GLİSEMİK İNDEKSİ: Karbonhidrat içeren gıdaların kan şekerini nasıl yükselttiğini ölçen değere, yüksek veya düşük glisemik indeksi denir.

GLİSEMİK İNDEKSİ DÜŞÜK GIDALAR kan şekerini stabil tutarken, GLİSEMİK İNDEKSİ YÜKSEK OLAN GIDALAR, aynı oranda kan şekerini hızlı yükseltir.

YÜKSEK KAN ŞEKERİ başta şeker (diyabet) hastalığı, kalp hastalıkları ve dikkat dağınıklığına neden olur. Glisemik indeksi yüksek gıdalar, hızlı açlığa neden olacağından OBEZİTE hastalığını tetikler.  Şeker hastalığı kolesterolü ve trigliseriti yükseltir. Neticede; kalp hastalığına neden olacaktır.

BAZI BESİNLERİN GLİSEMİK İNDEKSLERİ

HER DAİM YENMESİ TAVSİYE EDİLEN GLİSEMİK İNDEKSİ DÜŞÜK YİYECEKLER

Elma, kiraz, yer fıstığı, Antep fıstığı, ceviz, badem, kaysı, barbunya, kuru ve taze fasulye, sade makarnalar, yeşil mercimek, yağsız süt ve süt ürünleri, taze sebzeler ve taze meyveler, zeytinyağı, balıklar, tavuk.

 

ARALIKLARLA YENMESİ TAVSİYE EDİLEN GLİSEMİK İNDEKSİ ORTA DERECELİ YİYECEKLER

Pirinç, ananas, muz, konserve mısır, pancar, yulaf ekmeği, mayalı köy ekmeği, yufka ekmek, kepekli ekmekler, çavdar ekmeği, patates (fırında veya haşlanmış), dondurma, ayçiçeği yağı ve tereyağı, sakatatlar ve yağlı kırmızı etler.

YENMEMESİ TAVSİYE EDİLEN GLİSEMİK İNDEKSİ ÇOK YÜKSEK YİYECEKLER

Beyaz ekmeğin her türlüsü, hamur tatlıları, vanilya, şekerlemeler, jöleli tatlılar, simit, patates kızartma, kakaolu tatlılar, mısır cipsi, mayonez, fast food yiyecekler, dondurulmuş hazır gıdalar, gazlı içecekler, aromalı içecekler, baklava, börekler ve mısır yağı.

NOT: Posası yüksek olan yiyeceklerin GLİSEMİK İNDEKSİ ve GLİSEMİK YÜKÜ düşüktür. Posası düşük olan yiyeceklerin ise GLİSEMİK İNDEKSİ ve GLİSEMİK YÜKÜ ters orantılı çok yüksektir. Posası düşük (Glisemik indeksi yüksek) yiyecekler az tüketildiğinde, bedenimiz o yiyeceği düşük indeksi kategorisinde değerlendirir.

Zeytinyağının rengini; yetiştiği toprak özellikleri, hasat zamanı ve sıkma tekniklerine göre (farklılık gösterir) belirler. Zeytinyağının boğazda yakıcılık hissinin sebebi içindeki antioksidan oranı ile ilgilidir. Zeytinyağının filtrelenmişi kızartma yağı olarak kullanılması daha doğrudur. Zeytinyağı buzdolabı ve 7 °C de donar. Zeytinyağının gerçek kalitesi ve asit oranı laboratuarlarda tespit edilebilir, görsel olarak belirlenemez.