STALK NEDİR? STALKLAMAK (STALKİNG) BAĞIMLILIK MI?

50 okunma 01/09/2019

Stalklamak, milyonlarca kişinin yer aldığı sosyal medya platformlarında her geçen gün daha da fazla duyduğumuz bir tabir. Tıpkı ‘selfie’ gibi bazı kelimeler sosyal medyada kısa bir zaman içerisinde popüler oluyor ve günlük hayatta lügatimize dahil oluyor. Stalk (stalking) kelimesi de bunlardan biri. 

Peki, Stalk ne demek? Sosyal medya platformlarında bir kişinin başka bir kişiyi araştırması, sosyal medya hesaplarından gizlice takip etmesi, gözetlemesi ve paylaşımlarını incelemesi anlamlarına geliyor. Sürekli bir başkasını stalklayan kişilere stalker adı veriliyor. Peki bu stalker kelimesini neden son dönemde daha fazla duymaya başladık?

Bunun en önemli sebebi internetin gelişmesinin ardından alternatif platformların çoğalması. Facebook, Twitter ve Instagram gibi sosyal medya platformlarının gücü arttığı için buna bağlı olarak birçok kişinin sosyal medya aracılığıyla kendi hayatlarında olanı ve biteni internete aktarması, insanoğlunun doğasındaki merak duygusunu da evrilterek stalkerlık kavramını hayatımıza dahil etti.

 Stalk durumu beraberinde mahremiyet kavramını da gündeme taşımış oldu. Mahremiyet ve özel hayat gibi konulan stalker’lığın yasal ya da doğru olup olmadığı gibi tartışma konuları oluşturdu. İlk etapta ‘masum bir gözlem’ olarak düşünülen ve genel geçer olarak bu şekilde kabul edilen stalker’lık kavramı yavaş yavaş taciz olaylarıyla anılmaya başladı.

Özellikle ünlülerin de sosyal medya hesaplarını kullanmalarıyla beraber ‘taciz’ durumlarının sayısı artmaya başladı ve ünlüler kendilerini stalk’layan insanlar hakkında şikayetçi olmaya başladı. Bu sebepten ötürü de insanların özellikle de sosyal medya hesaplarından paylaşım yaparken stalker olan ve stalker olduğunun farkında bile olmayan kişilere karşı tedbirli davranması bir gereklilik haline dönüştü.

           Bundan 30 yıl önce bir bayanın resmi başkasının cüzdanında görülürse nerdeyse cinayet ya da evliyse boşanma sebebiydi. Şimdi evli insanların gece kıyafetleri ve plaj görüntüleri binlerce insanın internet cüzdanında ama kimsenin sesi çıkmıyor. Suçlu resimlere bakanlar mı? Resmi yayınlayanlar mı?

         Stalk yapmak bağımlılık mıdır? Bire bir stalk yapmak bağımlılıktır diyemeyiz çünkü, “merak etmek” insan psikolojisinde kişiyi bir şeyler öğrenmeye, yapmaya ve motive etmeye sevk eden bir dürtüdür. Önemli olan bu merakın düzeyi ve hangi nesneye ne amaçla yöneldiğidir. Bir kişinin başkasının hayatını merak etmesi bir dereceye kadar normal olabilir ama birey artık kendisine ve çevresine zarar vermeye başladıysa, zihni çoğunlukla izlediği kişiyle meşgul, kıskançlık ve nefret gibi duygular besliyor ve günlük hayatı etkileniyor ise bu kişilerin yardım alması gerekmektedir.

Sosyal medya kullanım amaçlarını kişilere sorduğumuzda genelde; yakın çevre, aile ve dostlar ile iletişim içerisinde kalmak ve görünür olmak gibi cevaplar alıyoruz. Ama bu durum çoğu zaman, yalancı-sahte dijital kimlikler oluşmasına neden olup kişilerin hayatlarını olumsuz etkilemektedir diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Gözde Gündoğdu Meydaneri, merak edilenleri şöyle açıkladı:Sosyal medya kullanımı esnasında oluşan riskli durumlardan biri de; sosyal medyanın verdiği bağımsızlık ortamına bağlı, kişinin olmak istediği yer ile olduğu yer arasındaki uçurumu kapatma çabasıyla kendisini olduğundan farklı göstermesidir. Buna bağlı olarak kişilerin, gerçek ile yüzleşmekten kaçınması gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor.”

Bağımlı Olduğumuzu Nasıl Anlarız?Bağımlılığın bir takım kriterleri vardır. Sosyal medya bağımlılığı, diğer bütün bağımlılıklarda olduğu gibi ödüllendirme sisteminin devreye girmesi ile oluşan bir durumdur. Bu bağlamda; sosyal medyayı kullanmıyorken eksiklik hissediyorsak, sabah kalktığımızda ilk önce aklımıza elimize telefon almak geliyorsa, her gün normalde geçirdiğimiz saatten çok daha fazla saat geçirmeye başladıysak, telefonu sık sık bildirim gelmiş mi diye kontrol ediyorsak, işlevselliğimiz buna bağlı olarak bozuldu ve aklımız sürekli orada kalmaya başladı ise sosyal medya bağımlısı olma yolunda ilerliyoruz demektir.

Çocukları Telefon/Tablet Kullanımından Nasıl Vazgeçirebiliriz? Ebeveynler, çocuklar ile geçirdiğiniz zamanın kalitesini arttırarak bu sorunu aşabilirler. Çocuk ile birlikte dışarı çıkmak, oyun oynamak gibi sosyal aktiviteler de bulunularak çocuğu tablet/telefon kullanımı engellenebilir. Yine de çocuğun dikkatini bir şekilde, telefon ya da tablet çekiyor ise ona hissettirmeden dikkatini farklı bir alana kaydırmak gerekir. Bunlar bir anda başarılamasa da, yavaş yavaş çocuk ilgilisini farklı alanlara kanalize etmeye başlayacaktır. Çocuklar istedikleri olmayınca ebeveynleri ile kavga edebilirler. Önemli olan, çocuğa hayır diyebilmek ve sınır koyabilmektir. Çocuğa bir kere hayır denildiğinde çocuk, ilk etapta ağlayıp bağırsa da bir süre sonra bunu kabul edecek ve ağlamanın, dediğini yaptırmaya giden bir araç olduğunu düşünmekten vazgeçecektir.

            Uzmanlara göre; toplum olarak bireyselleşme ve bencilleşmeyi de birbirine karıştırıyoruz. 'Bireysel' olacağız derken çok fazla bencilleşmeye başlıyoruz ve çok fazla kendimize odaklanıyoruz. Yanı başımızdaki kişilere bile ilgi göstermiyoruz. Bu da boşanma problemlerinden bir tanesi. Yıllar geçtikçe insanların beklentileri de değişiyor. Önceden bizim için sıkıntı olmayan şeyler artık bizi de rahatsız etmeye başlıyor ve bu da bir şekilde evliliklerin iyi gitmemesi ile sonuçlanıyor ve sosyal medyanın boşanmaya etkisinin % 25 olduğunu ifade ediyorlar.

Sosyal medyanın chatleşme özelliği kolay ulaşılabilir olma ve basit bir tık hareketiyle beğeniyi sergileyebilme bir noktadan sonra insan beyninde değişimlere yol açmaya başlıyor. Bir paylaşımın yapılması farklı uyaranları ortaya çıkarıyor ve kişi her bir beğeniden sonra salgıladığı hormonların tutsağı haline geliyor. Bu bağımlılık çeşitli seviyelerde gerçekleşebilir        

            Örneğin;  Sırbistan'da yaklaşık 7 ay kadar önce yaptığı paylaşıma 20 dakika boyunca like alamayan bir kişi bileklerini keserek intihar girişiminde bulunmuştu. Beğeni hormonlarına bağımlı olan eşler bir süre sonra kendi değerini beğenen kişilerle konuşmaya başlıyor ve hormonlar salgı seviyelerini bu şekilde sürdürmeye çalışıyorlar. İnsan beyni için nihayetinde sanal ya da gerçek ayrımı yok. Gerçek dünya ya da sanal dünya olsun haz duygusu aynı şekilde çalışıyor.

 Sonuçta eşin, sanalda kalmış bile olsa arkadaşlığı boşanma davalarında kusur olarak kabul ediliyor. Ancak burada asıl gözlem şu:  Sosyal medya yoluyla arkadaş edilenlerin tek bir tane arkadaşlığı yok, aynı anda birçok kişiyle görüşebiliyorlar.Bu konudabir mahkeme şu kararı vermiş: “Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının internetten Facebook üzerinden başka erkekle de görüştüğü ve buluştuğu, böylelikle sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği kabul ederek ağır kusurlu bulunmuştur.”

Bağımlıktan Kurtulmak İçin Neler Yapabiliriz? Bu konuda çok fazla şey yapılabilir. Kişiler sosyal medyaya aktardığı hayat enerjisinin bir kısmını, kendi günlük gerçek iletişimlerinde kullanabilirler. Ya da en azından uzun zamandır görmediği bir arkadaşı ile otururken telefonlarını çantalarına koyabilirler. Kişiler, kendilerine sosyal medya kullanım saatlerine sınırlandırma getirebilir ve sosyal hayatın içerisinde kendilerine uygun, gerçek ve kendilerini tatmin eden uğraşlar edinebilirler.

Psikolojik perspektiften bakarsak;  sosyal medyanın zararlarına karşı savunmasız olmanın ardında çeşitli nedenler yatar. Bunlardan en önemlileri şunlardır: Depresyondan veya anksiyeteden muzdarip olmak, düşük öz benlik saygısı,  hayatından memnun olmamak, yalnızlık, çevresinden yeterince ilgi destek görememek gibi konulardır.

Bunların yanı sıra bazı kişilik özellikleri aşırı kullanıma daha eğilimlidir. Bunlar; Yüksek düzeyde nevrotik ve narsistik kişilik, sosyal kıyaslara eğilimli olma ve sosyal medyaya duygusal yatırım yapma gibi. 

Kanıtlanan bir gerçek de şu; sosyal medya aptallaştırıyor. Bir grup bilim insanı, 100 gönüllü insanla birlikte bir araştırma yaptılar ve bu araştırmayı Journal of the Royal Society Interface'de yayınladılar. Araştırmada sosyal medyanın, insanların bilgiyi işleme ve anlama yeteneklerini nasıl etkilediğini ölçtüler. Sonuçlar şaşırtıcıydı. Şöyle ki sosyal medya, insanların karmaşık sorulara karşı daha iyi cevaplar seçmelerine yardımcı oluyordu ama mantıklı düşünme ve akıl yürütme tam tersine negatif bir etkiye sahipti. Yani, sosyal medya sayesinde tüm bilgiler parmak uçlarımızda fakat onu gerçekten iyi bir şekilde kullanamıyoruz. Daha iyi ya da daha akıllı olamıyoruz, kendimizi geliştiremiyoruz. Sadece hazır bilgileri alıyoruz ve biraz daha dikkatsiz bir insana dönüşüyoruz.

Haydi o zaman, sosyal medyadan uzak, dostlarla vakit geçirme ve kitap okuma saatleri düzenlemeyi alışkanlık haline getirelim.

Kaynak: indiego dergisi