‘Bir sinek bir kartalı vurdu yere.’

30 okunma Haziran 2020

Covid-19 pandemisi dünya genelinde herkesi olumsuz etkiledi. Şirketler, holdingler, STK’lar, vakıflar, üniversiteler ve tüm paydaşlar şapkalarını önlerine koyup, bu mücadelede üzerlerine düşen sorumluluklar çerçevesinde yeterli desteği sağlamaya çalıştılar, çözümlerin bir parçası olabilmenin mücadelesini verdiler. İnsan hayatının değeri de bunu gerektiriyor.

Corona virüsü, insanların birçok gerçeği anlamasını da sağladı. Yeryüzünde gökdelenler yaparak, uzaya giderek, otonom robotlar üreterek, nesnelerin internetini, 3D yazıcıları, büyük veriyi, sanal gerçekliği, simülasyonları yaparak gururla dolaşan insanların birden bir virüse yenik düşülebileceğini, salgınların ırk, dil, din, zengin, fakir, güçlü, zayıf ayırımı yapmadığını görmelerini sağladı. Beraberinde ölümü hatırladı. Çünkü ölüm gerçeğini unutmuştu. Hiç ölmeyecek gibi dünyaya çalıştı. Hayatın anlamı nedir diye hiç düşünmedi. Oysa ölüm hayatın bir parçası idi. Devekuşu gibi başımızı kum içine soktuk. Meğerse her şey illüzyon imiş…

Doğanın düzenini alt üst ettik yeşili azalttık, çevre kirliliği ve küresel ısınma aldı başını gitti. Evrenin kuralları ile oynadık, aç gözlülük, doyumsuzluk küresel ahlak haline geldi. 

Bütün yaşananlardan sonra her şey yalan oldu. Gelecekle ilgili hayaller ve planlar altüst hale geldi. Hoyratça kullandığımız doğa sanki bizden intikam aldığının mesajını veriyor. Kaybettirdiği şeylerle iz bırakıyor…

Sonuç olarak, gözle görülmeyen bir virüs geldi ve sanki birden her şey anlamını kaybetti. Yunus’un tabiri ile ‘bir sinek bir kartalı vurdu yere.’ Artık insanlar kazandıklarını kaybetmekten korkuyor, ölüm gerçeğini hatırlıyor. Dilerim bu belirsizlik, bu korku bize yeter. Her şey süratle bilinmeze doğru giderken herkesin iki elini başının arasına alıp düşünmesi gerekiyor… Bilinmeli ki; her şey yalan oldu ve hepimiz aynı gemideyiz. ‘Hayat varsa ümit de var’ anlayışıyla hareket ederek ümidimizi kaybetmeyeceğiz, yaşam felsefemizi yeniden inşa edeceğiz ve dünyayı daha yaşanılır yapmak için hepimiz bir iyilik mumu yakacağız. Sevmesini, değer vermesini, paylaşmasını bileceğiz. Bunları yapmak hiçte zor değil. Özetle iyi insan olmayı öğrenmek zorundayız.

Haziran sayımızda kapak haberi olarak İskenderun Belediye Başkanı Fatih Tosyalı ile gerçekleştirdiğimiz röportajı sizlerle paylaştık. 

Demir çelik sektörünün Global firması Tosyalı Holding’in Yönetim Kurulu üyesi Fatih Tosyalı, bugüne kadar siyasetin içerisinde yer almayan bir isim. Zaten Belediye Başkanlığı görevi kendisine AKP üst yönetimi tarafından teklif edildi ve o da başta ailesi olmak üzere çevresinin, dostlarının olurunu aldıktan sonra kabul etti. Seçim arenasında ise siyasetin acemisi olmasına rağmen çok güzel bir performans sergileyerek ciddi bir oy oranı ile göreve geldi. Başkanlık koltuğuna oturmasının üzerinden bir yılı aşkın bir zaman dilimi geçti. Biz de kendisiyle iş insanlığında, aile reisliğinde ve belediye başkanlığındaki yaşam çizgisini öğrenmek üzere bu röportajımızı gerçekleştirdik. Akıllardaki soruları kendisine yönelttik. Tüm içtenliğiyle samimi ifadelerle cevapları veren Başkan Tosyalı’nın anlattıklarını okuduğunuzda onu daha iyi tanıyacağınızı düşünüyorum. En azından İskenderun Halkı, kendisini yöneten ismin nasıl bir bakış açısına sahip olduğunu görecekler.

Buradan şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki; Dünya Milyarderleri listesinde ismi bulunan Tosyalı Ailesi’nin bir ferdi olarak tasarrufu, iktisatı çok seviyor. Sorumluluk duygusuyla hareket ederek belediyenin bir kuruşunu çarçur ettirmiyor. Tek isteği var; hayırlı hizmet verip hayır duası almak ve görevi bittiğinde de insanların arkasından iyi yâd etmelerini sağlamaktır.