İNSAN KAYNAKLARI DEĞİŞİYOR

30 okunma Şubat 2021

İnsan kaynaklarının, insan kıymetleri olarak telaffuz edildiği günümüzde yani işe uygun doğru kişinin kaynak değil kıymet olduğu bu zamanda, çalışanların başarılı sonuçlar elde etmek için insana değer veren organizasyon ve sistemlerden beklentileri de haliyle artmıştır. Dönüşüm yoluyla verimliliğe odaklı organizasyonlar, çalışanların sistemlerden beklentilerini göz önüne almak zorundadırlar.

Bu sebeple her geçen gün iş dünyasında  işverenler ile iş arayan  kitlenin ortak noktada buluşması  git gide zorlaşmaktadır. Birçok yeni iş süreçlerinde yenilikler ve düzenlemeler kaçınılmaz hale gelmiştir.

  İş süreçlerinin teknolojik gelişmeler  ışığında oluşturulduğu,  dominant ve bürokratik yapıdan uzak, daha otonomik, daha insiyatif alıp kendini ispat edebilmesine olanak ve hak tanıyan  ve aynı zamanda kabul edilebilir bir risk almasına fırsat verebilen bir çalışma ortamının oluşturulmasına da imkân tanınmalıdır.

 Birçok ileri görüşlü organizasyon, rekabetin önünde yer almanın yolunun, sadece ürün ve hizmetlerden geçmediğini iyi bilir. Aynı zamanda bu işletmeler, insan ile ilgili araçlar ve proseslere yönelik olarak işlerin yapılma şeklini değiştiren ve insanların motivasyonunu maksimize eden, devamlı yeniliğin, başarının temel nedeni olduğunu da keşfetmişlerdir. Dolayısıyla insan kaynaklarının yani kıymetlerinin değeri bu noktada daha da ön plana çıkmaktadır. 

Herkesin bildiği gibi bugüne kadar, işe alım süreci, insan kaynağının bulunması, seçilmesi ve işe alıştırılması hep insan kaynakları birimi tarafından gerçekleştirilirdi. Ancak bu sistem gelişen yenidünya düzeni ile yerini dijital sisteme bıraktı.

Nasıl mı? Hemen anlatayım.

İnsan kaynakları birimleri isabetli çalışma için yalnızca insan kaynakları uzmanı ile istihdam sağlamıyor artık bu yönde yapay zekâ destekli yazılımlar kullanıyorlar. Büyük kuruluşlar kendilerine gelen başvuruları filtrelemek adına öncelikle bu uygulamalardan geçirdiği başvuru ya da CV’leri geliştirilmiş yazılımlar aracılığı ile değerlendirme altına alıyorlar. Amaç doğru işe doğru insan.

 Bugün dünyaca ünlü kuruluşların aktif olarak kullandığı bu uygulamanın çalışma sistematiği şu şekilde gerçekleşiyor. Büyük bir firmanın web sitesine başvuruda bulunuyorsunuz. Başvuruda bulunduğunuz firmadan hemen tarafınıza bir cevap geliyor.

”Başvurunuz başarı ile alınmıştır, lütfen aşağıdaki linkten size gönderilen uygulamayı akıllı cihazınıza indirin ve yüzünüzü belli bir mesafede tutarak cihazınızı yüzünüzü tam olarak görebilecek şekilde uygulamayı başlatın” komutu veriliyor. Yüzünüzü cihazınıza tutarken uygulama size 11 tane soru soruyor ve uygulama her soruya verdiğiniz cevapta yüzünüzde oluşan mimiklerden, konuşurken elinizle yaptığınız hareketlere kadar hatta yüzünüzde en çok hangi bölgeye dokunduğunuza kadar sizi ön izlemeye tabi tutuyor.Yapay zeka bu uygulama sayesinde 2500 değişkenle yani algoritmayla yüzünüzün cevaplara verirkenki değişimlerini  analiz ederek sizin temel kişilik kriterlerinizi belirlemiş oluyor. Dolayısıyla ilk elemeden geçebilirseniz ve yapay zekaya bu işe uygun olduğunuzu ispat edebilirseniz ikinci eleme olan yüz yüze görüşmeye hak kazanmış oluyorsunuz.

Bu uygulama sayesinde artık hangi üniversiteden mezun olduğunuzun çok bir önemi kalmamaktır. Bu ifadeyle fırsat eşitliği yaratılmış ve sadece belli başlı üniversite isimlerinin yer aldığı CV’lerin değil tüm CV’lerin hakkaniyetli bir biçimde ve üstelik tarafsız olarak değerlendirildiği bir sistemle işe alım süreçlerinin gerçekleştiğini söylemek mümkün. Dürüst olmak gerekirse bugüne kadar ülkemizde belli başlı isim yapmış üniversitelere öncelik verme eğilimi bu uygulama sayesinde liyakata dönüşmüş olmaktadır. Çünkü bu uygulamaların kullanıldığı yapay zekânın hata payı sadece %2. Hatta o kadar bile değil diyor bilim adamları. Demek oluyor ki yüzünüze uygulanan 2500 adet algoritma sayesinde yapay zekânın algıladığı size ait kişilik analiz çıktısı gerçek CV’nizi ortaya çıkarmış oluyor. Başvuru formunuzda mezun olduğunuz okulun adı elbette önemli ama işe uygunluğunuz, gerçek kişiliğiniz, güvenilirliğiniz, sabrınız, akılcı yapınız vs. daha önemli oluyor bu aşamada. Ayrıca sadece üniversitenizin adı değil size referans olan kişilerin adları da önemli değil artık. Kimin kardeşi kimin oğlu ya da yeğeni olduğunuzun da bir önemi yok anlayacağınız.

İnsan kaynaklarının başındaki İK uzmanının da işe alım sürecini hakkaniyetli bir biçimde yapabilmesi için kendisi dışında yapay zekâ uygulaması kullanması zorunluluğu geliyor. Çünkü İK’nın yanlış işe alım sürecinin  doğru prosedürlere dayanmaması sebebi ile de kısa vadeli yüksek devir hızlı bir personel girdi çıktısına sebep olup, verimsiz iş yüküne olanak  sağlamış olmaları da firmaları ayrıca zarara uğratmaktaydı. Bu nedenle bu tarz uygulamaların yaygınlaşması iş süreçlerinin sürdürülebilirliği için  alınacak  stratejik kararlar dâhilinde gereklilik ve hatta zorunluluk haline  gelmektedir.

Büyük şirketlerde başlayan bu uygulamalar kısa zamanda küçük şirketlerin de kullanımına geçeceği için yenidünya düzeninde adama göre iş devri sona erecek. Bu uygulamalar sayesinde işverenlerce yapılacak  istihdamın daha fonksiyonlu çalışanı işe alma eğiliminde bir yaklaşım  sergileyeceğini düşünürsek,  iş arayan adayları ve mevcut  pozisyonunu korumak isteyen çalışanları zorlu bir dönem bekliyor olacaktır. Tabi bu durum bazı şirket yönetim proseslerini de tepetaklak edecektir.

Modern dünyanın ya da dijital çağın bir ürünü olan yapay zekâ kullanılarak oluşturulan yüz tanıma, insan tanıma modelleri veya uygulamaları artık hayatımızın her alanında var. Hatta her mahallede neredeyse her sokakta olan mobeseler de bunun bir örneği. Neredeyse  kişisel verilerimizin mahremiyetinin kalmadığı bir zamanda her buluş gibi bunların da hem iyi hem de kötü yanları var. Ama işe iyi yanından bakmak gerekirse hakkaniyet ya da liyakat, adına artık hamili kart yakınımdır devri bitiyor ve insan kaynakları ezber bozan bir şekilde değişim sürecine giriyor.