Girişimcilik Ne Biliyor musun?

30 okunma Mayıs 2020

Girişimcilik.

Değişen dünyanın en trend kelimelerinden biri.

Çok havalı geliyor kulağa. Genç girişimciler diyoruz yeni bir şeyler üreten veya türeten yeni kuşağa. Oysa girişimcilik kavramının sayısız ve bir o kadar da eski örnekleri var ki tarihte. Kendi döneminin hatta kendi dönemlerinin  girişimcileri olan o kadar çok takdire şayan insanlar var ki,girişimcilik konusunda bize feyz olan.

Hatta bugün yolda giderken çevirip sorsalar bana, Girişimcilik Nedir? Diye,

Girişimci Mustafa Amca ve girişimcilik Mustafa Güzelgöz’ün yaptıklarıdır derim.

Mustafa Güzelgöz adını duydunuz mu bilmiyorum ama bu ayki köşeme ilham olan yazı konuğumdur kendisi.Gerçek bir girişimci.

30 Mart-5 Nisan 2020 tarihlerinde 56.kütüphaneler haftası dolayısı ile İskenderun Teknik Üniversitesine konuşmacı yazar olarak davet edilmiştim. Bu yılın konusu olarak seçilen  “Kütüphanelerin Kent Kültürüne Etkileri” üzerine bir sunum gerçekleştirmem istenmişti. Ancak tüm dünyayı etkisi altına alan virüs salgını nedeniyle üniversitelerin eğitim dönemlerine ara verilince benim sunumum da haliyle iptal oldu.

Dolayısı ile her ne kadar eğitim ve öğretime ara verilmiş olsa da hayat boyu eğitim ve öğrenim mantığından yola çıkarak hazırlamış olduğum sunumumdan bir bölümü siz değerli okuyucularla paylaşmak istedim.

Benim kütüphane deyince aklıma ilk gelen şey “Eşekli Kütüphaneci”lakabıyla ün yapmış Mustafa Güzelgöz’dür.

Mustafa Güzelgöz, Ürgüplü hemşehrileri gibi İstanbul’a çalışmaya gider ve burada Tiftik ve Yapağı Dışsatım Birliği’nde depo memuru olarak iş bulur; fakat II. Dünya Savaşının çıkması üzerine 1940 yılında askere alınır. Tokat’ta 3,5 sene süren askerliğinin ardından memleketine döner. Amacı yeniden İstanbul’daki işine dönmektir; ancak ailesi kendisinin Ürgüp’te kalıp hayatını burada kurmasını istemektedir. Güzelgöz’ün futbol konusundaki bilgi ve deneyimi Kaymakamın gözünden kaçmaz, boş zamanlarında Ürgüp’lü gençleri futbol çalıştırması şartıyla iş bulmayı teklif eder, Tahsin Ağa Kütüphanesi memuresinin emekliliğe ayrılması üzerine boşalan kadroya Güzelgöz atanır. 

İlk iş olarak harf devrimi sonrasında kütüphanenin rutubetli bir odasına atılmış olan Osmanlıca kitapları gün yüzüne çıkartarak kurtarır. Kütüphanecilik alanında herhangi bir bilgisi olmayan Güzelgöz, kütüphanecilik üzerine yazılmış bir el kitabından yararlanarak modern bir kütüphane oluşturma çabasına girişir. Yakın çevresindeki tanıdıkları ile konuşarak ellerindeki kitapları kütüphaneye bağışlamalarını sağlar

Güzelgöz, kaymakamla birlikte katıldığı heyet gezilerinde; halkın, heyette bulunan doktor öğretmen veteriner gibi halkın gereksinimlerini karşılayan meslek adamlarına büyük saygı gösterirken; bir kütüphane memuru olarak kendisine aynı saygının gösterilmediğini fark eder.Ve çok üzülür. Bunun üzerine bir kütüphane görevlisi olarak halka nasıl faydasının dokunacağını ve halk tarafından nasıl kabul göreceğini düşünmeye başlar.  Böylece Mustafa Güzelgöz, “Madem halk gelmiyor, ben kütüphaneyi ayaklarına götürürüm” düşüncesiyle seyyar kütüphane fikrini hayata geçirir. Köylünün imkânsızlıklar sonucu yararlanamadığı kütüphaneyi halkın ayağına götürmek için en uygun olan yöntem, kitapları eşeklerle taşımaktır. Ama ortada ne eşek vardır ne de yem.Bakanlığa baş vurarak hem bir eşek hem de bu eşeğin yeminin karşılanabileceği bir kadro talep eder.Zor da olsa istediklerini alır.Eşeğin sırtında kitapları taşımak için de gerekli olan sandıkların krokisini hazırlayarak marangoza yaptırır. Ödünç vereceği kitaplar içinde bir izleme defteri hazırlar. Hazırlattığı kitap sandıklarını eşeklere yükleyen Mustafa Güzelgöz, yollara düşer. Kitapları uzun bir süre yol arkadaşı eşeği ile o ölünce de daha sonraları katır ve atlar marifetiyle 36 köye ulaştıran Güzelgöz önce yadırganır. Hatta kendisi ile dalga geçilir. Ancak Güzelgöz yılmaz ve seyyar kütüphaneciliğe devam eder. Bir süre sonra adı “eşekli kütüphaneciye”çıkan Mustafa Güzelgöz’ün dağıttığı kitapları köylüler okur ve 15 gün sonra geldiğinde iade ederek yenisini alır.

Ancak Güzelgöz için sorun devam etmektedir.Köylere gitmediği zamanlarda,kütüphaneyi sosyalleşme merkezi olarak köy kahvesine bir seçenek haline getirmek istemektedir. Köylüyü kütüphaneye çekebilmek amacıyla gurbetçilerden toplanan yardımlarla kütüphaneye radyo koyar. Bu girişim sonuç vermiş ve köyün erkekleri kütüphaneye gelmeye başlamıştır. Ancak kadınlar hala evinde işinin ve çocuğunun başındadır. Güzelgöz kadınları da kütüphaneye çekebilmek amacıyla haftanın belirli bir gününü onlar için ayırır. Ardından kadınların daha çok sayıda gelmelerini sağlamak amacıyla singer ve zenith firmalarına mektup yazarak onlardan kütüphanelerinde kadınlara kullandırılmak amacıyla reklamının yapılacağı garantisiyle dikiş makineleri ister.Çok geçmeden 10 tane dikiş makinesi kütüphaneye gönderilir. Makine kullanmayı bilen kadınların yardımıyla dikiş kursları açılır. Kadınların kurs vakitlerinde göz önüne dikiş, nakış, moda, yemek yapımı ve çocuk bakımı ile ilgili kitaplar konarak kadınların ilgi alanlarına ve ihtiyaçlarına yönelik kaynaklar sunulur. Böylece köylü kadınlar kütüphanelere çekilerek okuma alışkanlığı kazandırılmaya çalışılır. Mustafa Güzelgöz’ün bu çabaları sonuç vermeye başlamıştır artık. Köylülerin kitap okuma alışkanlığı oluşmuş, hatta kitap seçimleri iyiden iyiye gelişmiştir.

 

Güzelgöz, sadece eşekli kütüphaneleriyle kitap okuma alışkanlığını sağlamakla kalmamış, yöresinde kültürel alanda birçok yeniliğe de öncülük etmiştir. Folklor ve bando çalışmaları, ilk sinema gösterimi ve fotoğrafçılık çalışmaları, spor teşkilatı ve köy gazetesi bunlardan sadece bir kaçıdır.

1963 yılında Amerika’da dünya çapında bir yarışma açılmıştır. Amerikan devletinden bağımsız olarak düzenlenen bu yarışma, halkına gönüllü olarak hizmet eden yaratıcı insanlar arasında düzenlenmektedir. Yarışma ile ilgili çağrının Devlet Planlama Teşkilatına ulaşması üzerine adayın kim olabileceği düşünülür. Teşkilatta memur olarak çalışmakta olan bir Ürgüplünün önermesiyle Güzelgöz, DPT‘ye çağrılır. Hazırlanan evraklarla beraber gönderilen çalışmaların yerinde incelenmesi isteği üzerine Amerika’dan üç kişi gelerek çalışmalarda bulunur. Bölgedeki yüksek okuma yazma oranı ve kütüphanecilik sisteminden çok etkilenirler. Çektikleri fotoğrafları ekledikleri olumlu görüşlerinin yer aldığı rapor yarışma jürisine sunulur. 

21 Kasım 1963 tarihinde tüm dünyadan önerilen adayların eserleri toplanır. İlk eleme sonrasında Türkiye, İtalyan ve İspanyol rakipleriyle finale kalmıştır. İspanyol aday Miguel, dağ ve ova köylerine salgın hastalıklara karşı aşı götürmüş, yaptığı aşılarla halkının sağlığını kurtarmış, özellikle çocuk ölümlerini aza indirmişti. İtalyan aday Jiordano ise köprü altı çocuklarını okutmuş onları topluma kazandırmak için uğraşlar vermişti.

Juri üyelerinin yarısı ödülü İtalyan adaya verme yanlısıdır. Türkiye’den yana olan Jüri başkanı Dwight Cook yaptığı konuşmada Güzelgöz’ün yaptığı hizmeti toplumsal bir önlem olarak gördüğünü çocukların köprü altına düşmemesi için bu çalışmaların yapıldığını söyler. Eşit olan oylamada başkanın oyu ile Türkiye kazanır. Dünya’da ve Türkiye’de sonuç büyük yankılar uyandırır.Ve çalışmalarıyla, “Amerikan Barış Gönüllüleri Derneği’nin İnsanlığa Hizmet Ödülü”ne layık görülür.Kendisine iki araç hediye edilen Güzelgöz artık kitaplarını eşek ve katır sırtında değil araçlarla taşımaya başlar.

 Mustafa Güzelgöz, emekliye ayrılması ise hazindir. Güzelgöz, Kütüphane Müdürlüğü dışında on iki kurumda daha görev almaktadır. Başarıyla ve büyük bir şevkle yürütmekte olduğu bu görevler onu bölgesel kalkınma önderi haline getirmiştir. Tüm bunlara karşın asli görevi olan kütüphane müdürlüğünü ihmal ettiği ve yürütmekte olduğu diğer görevlerinde şahsi çıkar sağladığı şikayetleri üzerine bir soruşturma açılır.  Güzelgöz, 50 yaşındayken emekliliğe zorlanır ve emekli edilir. Kendisi için düzenlenen jübile ile Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz, zorunlu olarak 28 yıllık kütüphanecilik görevine veda eder. 

Bir İstanbul ziyaretinde Millet Kütüphanesi’nde kendisi hakkında bu olumsuz raporu yazan müfettiş Şemim Bey'le karşılaşır. Aralarında geçen konuşmada raporu olumsuz yazması için kendisine baskı yapıldığını söyler ancak tüm ısrarlarına rağmen Güzelgöz, kimin baskı yaptığını öğrenemez.

Tarihe geçen bu girişimcilik hikâyesinin heykeli Ürgüp’e dikilerek ölümsüzleştirilir.