ALLAH’IN KERAMETLERİ

30 okunma Kasım 2023

2003 yılında “ŞİFAYI KUR’AN’DA ARA” adlı kitap yazmıştım.

Ankara şirket şubesinde muhasebe işlerini yürüten Ali GÜREL, yazdığım bu kitabı bilgisayara yüklemişti.

Ali GÜREL akşama doğru mesai bitimi odama gelerek, “Recep Bey, kitabın tamamını nihayet bilgisayara yükleyebildim. Yarın sabah kitabı printleyerek size teslim ederim, siz kontrol ettikten sonra matbaaya götürür basımını yaptırırız” dedi.

Ben de “sabah ola hayrola Ali, eline sağlık dedim” ve birlikte ofisten çıkıp evlerimize gitmiştik.

Ertesi gün Ali GÜREL ofise geldiğinde, bizim ofisin bulunduğu binadaki yüksek gerilim elektrikten dolayı tüm ofislerdeki elektrik ve elektronik (bilgisayarlar, buzdolabı, fotokopi makinesi, faks vb.) aletleri yanmış, olayı beni arayarak haber vermişti.

Saat 9 gibi ofise geldiğimde, binada ve ofislerde herhangi bir yangın görünümü yoktu. Ancak tüm dairelerdeki elektrik ve elektronik eşyaların yandığı gözle görünüyordu.

Bir müddet sonra elektrik kurumundan ve belediyeden, birer olay tespit ekibi geldi ve dairelerde inceleme ve durum tespit çalışması başlattılar.

Bizim ofiste zarar tespit çalışması yapan belediye elemanı ve elektrik kurumundan bilgisayar mühendisi çalışmasını tamamlayarak bir tutanak hazırladılar. Tutanakta buzdolabı, bulaşık makinası, fotokopi makinası, faks ve dört bilgisayarın yandığını ve kullanılmayacak durumda olduğuna dair hazırlanan tutanak dokümanını önce kendiler imzaladı, daha sonra ben imzaladım. Tutanağın bir nüshasını da bize bıraktılar.

Ali GÜREL, elektrik kurumunun bilgisayar mühendisine “bilgisayarı açabilir miyiz?” dedi.

Mühendis de “bilgisayarlarınızın hepsi yanmış, kullanılmayacak durumda, ben de kontrol amaçlı açmak istedim, maalesef açılmadılar”. dedi.

Ali GÜREL, “bir de ben deneyebilir miyim?” dedi ve “BİSMİLLAH” diyerek bilgisayarın açma düğmesine bastı. Bilgisayar ekranı açıldı ve ekranda dün akşam yazdığı Kur’an metninden bir sayfa çıktı. Ali, “hay maşallah” diye mırıldandı.

Mühendis, “ben denediğimde bilgisayarlar hiç açılmadı. Diğer bilgisayarları da açarmısın Ali bey” dedi. Ali, diğer bilgisayarların düğmesine bastı, fakat diğer bilgisayarlar açılmadı. Bu bilgisayarlar pert olmuş, dedi.

Mühendis ve Ali, Kur’an metninin olduğu bilgisayarın başına tekrar gelerek; “Ali bey akşam çıkarken bu bilgisayarın fişini mi çekmiştiniz?” dedi. Ali bey de ”Hayır çekmedim. Keşke çekseydim de Recep Bey’in altı aydır emek verdiği kitap metni ve benim bilgisayara aktarma emeğim boşa gitmeseydi”. dedi.

Ali bilgisayarın başına oturdu ve bilgisayardaki bilgileri kontrol etti. Bilgisayardaki tüm bilgiler silinmişti. Ancak “Şifayı Kur’an’da Ara” kitap metni silinmemiş, muhafaza altına alınmıştı.

Mühendisin kendi bilgisayarına, bizim bilgisayarı paralel bağladılar ve bilgisayardaki Kur’an metnini CD ye aktardılar.

Ali Bey, daha sonra CD’de ki Kur’an metnini, başka bir yazıcıdan yazdırdı.

Mühendis, yanan bilgisayarı inceleyerek elektrik girişini kendi kontrol etti. Bilgisayar fişinin ve giriş kablosunun yandığını, bilgisayarın (computerin) zarar gördüğünü, ekranın da kısmen zarar gördüğünü tespit ederek tekrar rapor tuttu.

Mühendis bey “ben bu bilgisayarı alıp, kendi ofisime götüreceğim ve diğer mühendis arkadaşlarla inceleyip durum tespiti (neden bu metnin silinmediğini) yapacağım” dedi ve bilgisayarı ve ekranını alıp, kendi ofisine götürdü.

Ali bey de “inceleme sonucunu bize de bildirirseniz sevinirim” dedi.

Mühendis bey, bir hafta sonra bir diğer elektrik-elektronik mühendisi arkadaşı ile ofise geldiler.

Bilgisayarı kendi ofisimizde kurduk ve tekrar açmak istedik, maalesef bilgisayar açılmadı. Bilgi kayıt harddiskini söküp, içindeki bilgileri açmak için çözücüye bağladık, maalesef harddiskte sağlam kalmış herhangi (Kur’an metnini) bilgi de bulamadık.

Gelen her iki mühendis birbirlerini teyit edercesine, biz bu olaya akıl erdiremedik, bir anlam da veremedik. Biz, onlarca yanmış bilgisayarı daha önceleri de gördük, inceledik böyle bir olaya da şahit olmadık. Biz bilim insanlarıyız. Gözümüzün gördüğü, elimizin dokunduğu şeyleri kabul ederiz ve inanırız dediler.

Ali GÜREL, (İmam Hatip Lisesi mezunu) “bende sizin gibi gözümle gördüğüm, elime dokunabildiğim şeylere inanırım. Bu bilgisayara altı aydır Kur’an ayet ve mealini elimle yazarak, gözümle görerek ve inançla ben yazdım. İnansak da inanmasak da; Allah vardır, O’nun peygamberi de vardı ve Allah bizlere mesaj göndermek için peygamberi vesile kıldı ve buna Kur’an dendi. Biz, O’nun emirleri doğrultusunda hayatımızı, yaşamımızı idame ettiriyoruz. Allah, ol deyince olduruyorsa; dur deyince de neden her şey durmasın. Allah’ın kelamlarını bizler koruyamayız, ancak O (Allah) kendi kelamının kayıt edildiği şu küçücük alete (bilgisayar) dur der ve o alet aklınızın ermediği, O’nun dur demesinden ibaret” dedi.

Mühendisler yarı inanmış, yarı şüphe ile baktı ve insanoğlunun keşfetmesi gereken daha çok gizemli oluşumlar ve olacaklar da var dediler ve ofisten ayrıldılar.

Yazıcıdan çıktısını aldığımız “ŞİFAYI KUR’AN’DA ARA” metnini bir dosya haline getirdik ve Diyanet İşleri Eski Başkanı, Prof.Dr. Süleyman ATEŞ’e okuyup eleştiri yapması için vermiştim. O esnada; yukarıdaki olayı teferruatlı bir şekilde anlatmıştım.

Süleyman ATEŞ, bir ay sonra, bir iftar yemeği sonrası dosyayı bana iade etti. Eleştirilerini kurşun kalemle not düşerek yazdığını söyledi.

Ben böyle (bir kitabı) yazıp, derleyip, yorumlar yaparak kitap haline getirsem; meslektaşlarım ve din yorumcuları beni eleştiri bombardımanına tutarlar. Senin yazdığın ve yorumların yerinde yorumlar. Bu kitabı okuyan inançsız insanlar dahi, inanır olurlar. Sen bu kitabı bastır ve kitabın ön sayfasına da şöyle bir metin yaz dedi ve metni elime tutuşturdu.

Yalnız şunu hiç unutma! Mucizeler, peygamberlere verilir. Senin gibi iyi niyetli insanlara ise kerametler verilebilir ve onlara bu fiili olarak gösterilebilir.

O bilgisayardaki (yanan) bilgilerden sadece Kur’an bilgilerinin yanmayıp, korunması Allah’ın mucizeleri olup, sizlere gösterilen kerametinden ibarettir. Sizler, Allah’a ait bu kerametten Allah adına kendinizle gurur duymadan, (sevinmeden, kerametten kendinize kariyer edinmeye yeltenmeyiniz) ibarettir.

BU KİTABIN KERAMETİ

Bu kitabı yorumlayıp tasnif yaptıktan sonra bilgisayara yazmıştı. Tamamlandığı gün çok geç olduğu için yeni bir diskete kaydetmemiş ve yazdıramamıştık. Ertesi günün sabahında yazdırıp, diskete kaydetmek üzere ofisten ayrıldık.

Ertesi günün sabahı Ali GÜREL beni arayarak, ofisimizin bulunduğu binadaki ve bizim ofisteki tüm elektrik ve elektronik cihazların yüksek gerilim nedeniyle yandığını bildirdi.

Bizim ofiste 4 bilgisayar vardı. TEDAŞ tarafından görevlendirilen zarar tespit komisyonu tüm binadaki elektrik ve elektronik cihazları tespit ettiler, tümü yanmıştır.

Tüm cihazların içinde sadece bizim Kur’an-ı Kerim tasnifini yazdığımız bilgisayar zarar görmemiş, yanmamıştı. Yazıcısı ise zarar görmüştü.

Ekiptekiler bilgisayarı incelediler, neden yanmadığına bir anlam veremeden ofisten ayrıldılar.

Kitabı bilgisayara yazan Ali GÜREL, bilgisayardaki kitap ile ilgili tüm bilgileri diskete kaydetti ve yazdırdı.

Not : 6 Şubat depreminde Sarımazı’daki evim tamamen yıkıldığında; O gece şehir dışında olduğumdan, şahsi olarak kurtulmuştum...

AFAD GÖREVLİLERİ Binada kurtarma çalışmaları yaparken benim dairede de kurtarma çalışmaları yaparken; daireden üç kitap çıkarmışlar ve kurtarma çalışmaları esnasında enkaz başında bekleyen Türkoğlu’na; "CENNETİN ÇOCUKLARI, NEBEVİDEN HACI BEKTAŞİ VELİYE ve ŞİFAYI KUR’AN’DA ARA" Kitaplarını teslim etmişler.

Bu olay; Beni 2003 yılında ruhani yaşadığım ŞİFAYI KURAN DA ARA kitabımın KERAMET hatıralarını ruhumda tekrar canlandırdı.