TÜRKİYE-ÇİN EKONOMİK İLİŞKİLERİ ve KORONA VİRÜSÜ

30 okunma Şubat 2020

TÜRKİYE-ÇİN EKONOMİK İLİŞKİLERİ ve KORONA VİRÜSÜ ÜZERİNE DEĞERLENDİRME

Korona Virüsü ile dünyanın gündemine oturan Çin 1.4 milyar nüfusu ve Rusya, Kanada’dan sonra yüzölçümü açısından yer kürenin 3. Büyük ülkesidir. Çin tarihi geçmişi itibariyle köklü bir tarihe sahiptir. Asırlar öncesi Türk milleti yerleşik bulunduğu Orta Asya’da  Çin ile yüzyıllar boyu komşuluk yapmıştır. 1071 Malazgirt savaşı sonrası Anadolu’yu yurt yapmış olan milletimizin 35 milyonluk bir parçası Uygur bölgesinde bu ülke içerisinde halen yaşamaktadır. 

 

Doğu Türkistan olarak adlandırılan bu topraklarda yaşayan soydaşlarımız zengin maden kaynakları ve tarım arazileri ile maalesef Çin’in asimilasyon politikası ve zulmü altında varlıklarını sürdürerek bağımsızlık mücadelesi vermektedir. Türk Uygur toplumu Doğu Türkistan’da 1930’lı yıllarda bağımsız bir devlet olarak kısa bir süre varlık sürdürmüş, maalesef Çin’in işgali ve uluslararası toplumun seyirci kalması sonucunda bağımsızlıklarını kaybetmişlerdir. 1930’ların sonunda Uygur Türkleri kitleler halinde Çin zulmünden kurtulmak için komşu ülkelere iltica etmeye başlamışlardır. Bu süreçte Türkiye’ye sınırına kadar gelen binlerce soydaşımız maalesef Milli Şef İnönü’nün politikası ile ülkemize kabul edilmemiş ve Suudi Arabistan’a sığınmıştır. 

 

1989 yılında İstanbul’dan bir grup Akademisyen, gazeteci, işadamı arkadaş ve abilerimizde kutsal topraklara yapmış olduğumuz umre ziyaretinde Medine ve Mekke’de ülkemizde tıp tahsili yapmış çok sayıda soydaşlarımızla görüşüp çiftliklerinde misafir olduğumuzu hatırlıyorum. Uygur Türklerinin göç hatıralarını ve acılarını dinlemiş birisi olarak soydaşlarımız adına üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim. Medine ve Mekke’ye ziyarette bulunmuş olan okuyucularımızın çoğunun da gözlemlediği gibi Suudi Arabistan’ın ticaretinde en büyük gruplardan birisi Doğu Türkistan’dan gelen soydaşlarımız ile Yemenlilerdir. Misafir olduğumuz soydaşlarımız çocuklarının ABD’de eğitim aldığını, dillerini unutmakta olduklarını belirterek gençlerini üniversite eğitimi için Türkiye’ye göndermek istediklerini ifade etmişlerdir. Grubumuzda bulunan ülkemizin önemli düşünürlerinden rahmetli Prof. Dr. Ayhan Songar, Prof. Dr. Süleyman Yalçın, gazeteci Ahmet Kabaklı yurda dönüşümüzde YÖK başkanı rahmetli Prof. Dr. İhsan Doğramacı’ya bu istekleri iletmişler ve bu soydaşlarımızın çocuklarının Türk üniversitelerinde eğitimlerini gerçekleştirmişlerdir. Rahmete kavuşan bu büyüklerimizin mekanlarının cennet olmasını diliyorum.  

 

Türkiye-Çin ticaret hacmine bakıldığında 2007 yılında bu ülkeye ihracatımız 1 milyar $, ithalatımız ise 13.3 milyar $ olarak ortaya çıkmıştır. 2018 yılı rakamları ise ihracatımız 3 milyar $, ithalatımız 21 milyar $ olarak gerçekleşmiştir. Yaklaşık 24 milyar $ olan ticaret hacmimizde 18 milyar $ aleyhimizde bir durum söz konusudur. 

 

Türkiye Çin’e Mermer, Krom, Nikel, Borat, Kurşun, Altın, Bakır, Çeşitli Maden, Buzdolabı, Seramik, Yün, İç Giyim, Halı, Yer Fıstığı vb ürünler ihraç etmektedir. Çin’den ise Telefon ve aparatları, Bilgi İşlem Makine ve Gereçleri, Filament iplik, Hava ve Vakumlu Pompa, Karayolu Araçları, Yassı Hadde, Jenaratör, Klima, Bisiklet, Alimünyum Saç, Kauçuk, Makine, Televizyon, Plastik Eşya, Musluk ve Batarya vb ürünler ithal etmektedir. 

 

Türkiye 2019 yılında 51.5 milyon yabancı turisti ağırlamış bulunmaktadır. Ağırlanmış olan turistlerin 400.000 civarındaki kısmı Çin vatandaşıdır. Önümüzdeki iki yılda bu sayının 1 milyon kişiye çıkması beklenmektedir. Milli havayolumuz Çin’in çok sayıda şehrine sefer yapmaktadır. Bu seferler Şubat ayı sonuna iptal edilmiş durumdadır.

 

Dünyanın gündemine oturan bu virüs dolayısıyla bir çok ülke gibi ülkemizde Çin ile olan ilişkilerine sınırlama getirmeye başlamıştır. Hükümetimiz Çin’de yaşayan vatandaşlarımızın bir kısmını Türkiye’ye getirmeye başlamıştır. Hastalığın önümüzdeki aylarda hızla yayılacağı korkusu Dünya Sağlık Örgütünün de bu hastalığın yayılmaması konusunda ciddi önlemler aldığını belirtmek isterim. 

 

Korona virüsü dolayısıyla önümüzdeki aylarda ticaretimizde önemli gerilemelerin olacağını söylemek yerinde olacaktır. Bölgemiz demir-çelik sektöründe yassı mamuller yönünden olumlu gelişmeler olacağını söylemek mümkündür. 

 

Havayolu ve lojistik hizmetleri bakımından bazı şirketlerimiz olumsuz etkilenecektir. Turizm bakımından ülkemize gelen Çin’li turistlerin sayısı yüzde olarak düşük olması nedeniyle konaklama sektörümüzde büyük bir olumsuzluk yaşanmayacaktır. 

 

Çin’den ithal edilen ve ülkemiz üretimine olumsuz etki yapan çok sayıda mallarda yerli üreticilerimize bu olgu olumlu etkiler yapacaktır.