Kayıt Dışı Ekonominin Kayıt Altına Alınması

30 okunma Ekim 2023

Özal Politikaları

Kayıt Dışı Ekonominin Kayıt Altına Alınması

Ödeme Kaydedici Cihaz, Katma Değer Vergisi

 

Kayıt dışı ekonomi, kamunun bilgisi dışında ve denetimine girmemiş olan ekonomik faaliyetler olarak isimlendirilmektedir. Kayıt dışı ekonomik faaliyetler, vergi kaçırmaya yönelik olmak üzere devletin istatistiksel çalışmaları içerisine ve kalkınma politikalarına temel teşkil eden milli gelir hesaplarında bulunmayan ve toplumun sosyal yapısına negatif etki eden bir olgudur.

Gelişmekte olan ülkelerin tümünde görülen kayıt dışı ekonomi, ülkemizde de siyasetçiler, iktisatçılar ve maliyeciler tarafından uzun yıllar tartışılmış olmasına karşın 1984 yılına kadar maalesef bir çözüme kavuşturulamamıştır. Kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınabilmesi için Türk Mali Sistemine “Yazar Kasa”, Katma Değer Vergisi, Çalışanlara Vergi İadesi düzenlemelerinin girmesi mali mevzuatımız ve ekonomimizde milat olmuş, böylece kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınmasında önemli bir adım atılmıştır.

1980 yılı 24 Ocak kararları ile uygulamaya konan İhracata Dönük Ekonomi Politikaları çerçevesinde serbest piyasa ekonomisi uygulamaları çerçevesinde dış ticaretteki gelişmeler, ithalatın ve ihracatın artması, alışveriş merkezlerinin çoğalmasına paralel olarak kayıt dışı ekonominin artış gösterdiğini söylemek gerekmektedir.

Avrupa ve Amerika’da 1970’lerde satış işlemlerini kaydetmek üzere tasarlanıp geliştirilen yazar kasa, Türkiye’de 1980’li yılların ortasına kadar gündeme gelmemiştir. Yasal adı “Ödeme Kaydedici Cihaz” olan yazar kasaların kullanımı, 1 Temmuz 1984 yılında 3100 sayılı yasa ile uygulamaya sokulmuş, aşamalı olarak tüm birinci ve ikinci sınıf tüccarları kapsayacak biçimde yaygınlaştırılmıştır.

Ödeme kaydedici cihazların yasal düzenlemesinin hemen ardından Turgut Özal’ın talimatı ile kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almak için Başbakanlık Baş Müşaviri Adnan Kahveci ve Maliye Bakanı Vural Arıkan’ın çalışmaları sonucunda 1984 yılında Katma Değer Vergisi (KDV) yeni bir vergi türü olarak Türk Mali Sistemine girmiş, 1985 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır.

3100 sayılı kanun ile 1984 yılının ortalarında yazar kasa kullanma zorunluluğu getirilen vergi mükellefleri, fatura kesmeden daha kolay yol olan satış fişi kesme uygulamasına başlamışlardır. Finans kesimindeki gelişmelere paralel olarak banka kredi kartlarının yaygınlaşması sonucunda 1990’lı yılların başından itibaren yazar kasa ile entegre olan POS makinaları devreye girmiştir. 2000’li yılların başından itibaren ise teknolojinin gelişmesi sonucunda Yeni Nesil Ödeme Cihazları dönemi başlamıştır.

1984 yılındaki Türk Vergi Sistemindeki yapılan düzenlemeler içerisinde devrim niteliğinde olan Katma Değer Vergisi ve Çalışanlara Vergi İadesi sistemi, kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması yönünde ikinci önlem olarak önemli işlev görmüştür. Bu dönemde çalışanların vergi iadesine hak kazanması ise tüketicilerin satış fişi istemelerinin yolunu açarak adeta vergi mükellefleri üzerinde ayrı bir denetim mekanizması halini almıştır.

Ülkemizdeki çeşitli akademisyenlerin yaptığı çalışmaların ortaya koyduğu bir gerçeklik 1980’li yıllardaki Türk ekonomisindeki kayıt dışılığın milli gelirimize oranının %65 seviyesinde olduğunu göstermektedir. Aynı çalışmalarda gelişmiş ülkelerde bu oranın %10-15 seviyesinde olduğunu ortaya koymaktadır. Yazar Kasa, Kasa Fişi, Katma Değer Vergisi, Çalışanlara Vergi İadesi düzenlemeleri sonucunda günümüzde Türkiye ekonomisinde kayıt dışılığın % 20 seviyesine gerilediğini söylemek mümkündür.

1985 yılında kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına alma çalışmaları çerçevesinde uygulamaya geçirilmiş olan katma değer vergisi ile birlikte Maliye Bakanlığımızın topladığı vergi tutarı 3.9 milyar lira seviyesindedir. Bu toplam vergilerin 951 milyon lirası Katma Değer Vergisidir. Toplanan Katma Değer Vergisinin toplam vergilere oranı % 24 seviyesindedir. 2021 yılında toplanan vergi gelirleri 1.4 trilyon lira olarak gerçekleşmiştir. Vergi gelirleri toplamı içerisinde katma değer vergisinin tutarı 534 milyar liradır. 2021 yılındaki vergi gelirleri içerisinde katma değer vergisinin oranı ise % 38 seviyesine çıkmış bulunmaktadır.

1985 yılında Özal politikaları çerçevesinde vergi reformunda yapılan bu düzenlemeler kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması yanında bütçe denkliğine katma değer vergisinin olumlu etkisini belirtmek yerinde olacaktır.