DÜNYA ve TÜRKİYE EKONOMİSİNDE VİRÜS SONRASI BEKLENTİLER

30 okunma Haziran 2020

Çin’de 2019 yılı sonunda başlayan Coronavirüs salgını 2020 başından itibaren tüm dünya ülkelerini etkisi altına almıştır. Dünya ülkeleri hazırlıksız yakalanmış olduğu bu krizden çıkış yollarını halen bulamamıştır. Ocak ayı ortalarından itibaren ülkemizde alınmaya başlamış olan önlemler sonucunda Mayıs 2020 sonu itibariyle vaka sayısı 150 bin, iyileşenlerin sayısı 110 binin üzerine vefat edenlerimizin sayısı 5 bin sınırına ulaşmıştır. Ülkemiz 5 aydan bu yana sürdürmüş olduğu önlemlerle insan kaybını dünya ülkeleri içerisinde en düşük sayıda tutabilen ülkelerin başında gelmektedir. 2.5 aylık büyük şehirlerimizde uygulanan hafta sonları sokağa çıkma yasakları, seyahat sınırlamaları, 0-20 ve 65 yaş üzeri insanlarımızın dışarıya çıkmama önlemleri bu başarının ana çizgileri olarak değerlendirilmektedir. 

2020 ve 2021 yıllarında sosyal ve ekonomik hayatımıza bu virüsün etkilerinin ne olacağını tespit edebilmemiz için dünyamızın ve ülkemizin 2019 yılındaki verilerini esas alarak bir tahmin yapmak doğru olacağı kanaatindeyim. Küresel boyuttaki dünya ticaret örgütleri, değerlendirme kuruluşlarının çalışmalarından yola çıkarak şu vurguları yapmakta yarar bulunmaktadır.   

2019 yılı verileri ışığında dünyanın milli geliri 80 trilyon dolar olarak ortaya çıkmıştır. 228 dünya ülkesinin dış ticaret hacmi (ithalat ve ihracatı) 40 trilyon dolar civarındadır. Küresel büyüme % 2,5, istihdam ise 3.3 milyar kişi olarak gerçekleşmiştir. Türkiye milli geliri 800 milyar dolar, ticaret hacmi (ithalat ve ihracatı) 400 milyar dolar, büyümesi % 4, istihdamı ise 30 milyon civarında gerçekleşmiştir.

2020 yılında gerek uluslararası para fonunun gerekse değerlendirme kuruluşları ile dünyadaki çeşitli araştırma enstitülerinin yaptığı çeşitli inceleme ve tahminlerde ortak bir noktanın varlığını tespit etmek mümkün görünmemektedir. Ülkeler krize hazırlıksız ve beklenmedik bir durumda yakalanmaları, dünya tarihinde çok az rastlanan böyle krizlerin çok az olması araştırma kurumlarını çaresiz hale getirmiştir. 

Uluslararası para fonu ve çeşitli kuruluşların verilerini incelediğimizde krizin etkileri ile dünya ekonomisinin % 4-5 civarında küçüleceğini, istihdamın abartılı bir şekilde % 40 seviyesinde daralacağını yani 1,5 milyar insanın işsiz kalacağını projekte etmektedirler. Diğer yandan 40 Trilyon dolarlık dış ticaret hacminin 30 trilyon doların biraz üzerinde gerçekleşeceğini mal ve hizmet hareketleri ile sermaye hareketlerinin denetim altına alınmasının bu sonucu doğuracağını ifade etmektedirler.

Ülkemizde alınmış olan ekonomik önlemlere rağmen Türkiye ekonomisinin % 5 daralma göstereceğini, yaklaşık 3 milyon kişinin işsiz kalacağını, dış ticaret hacminin de dünyadaki daralma paralelinde 300 milyar doların üzerinde gerçekleşeceğini uluslararası kuruluşlar tahmin etmektedir. 

2008 yılında ABD’de patlak veren küresel finans krizinden etkilenen gelişmiş ülkelerin coronavirüs sonrasında ekonomilerindeki etkilenmenin daha derin olacağını tahmin eden dış çevrelerin karşılaştırmalarında gerçek payı bulunmaktadır. 

Türkiye 2008 krizinden etkilenmeden ekonomisini doğru yolda yürütmüş nadir dünya ülkelerinden birisidir. Ülkemiz ekonomisinin Coronavirüs sonrası etkilerini 2001 yılında yaşadığımız finans krizi ile karşılaştırmanın uygun olacağını düşünenlerden birisiyim. 

Hatırlanacağı üzere 2001 yılında başta bankacılık ve reel sektörümüzden 2,5 milyon kişi işsiz kalmış, reel sektördeki fabrikalarımızın % 30 kapanmıştı. Reel sektörün lokomotifi olan finans sektöründeki 22 banka iflas etmiş, 6 banka birleşme yolu ile varlığını sonlandırmıştı. 2001 yılında Türkiye % 9 civarında daralma göstermiş, borçlarını ödemek için uluslararası para fonundan 27 milyar dolar borç para almıştı. 

Burada sorulması gereken 2001 yılında borçlarını ödeyemeyen finans kurumları ile uluslararası para fonundan para dilenen bir ülkenin olup olmadığıdır. Türkiye ekonomik yapısı ile uluslararası para fonundan borç istemediği gibi hiç bir bankası ödeme güçlüğüne düşmüş bir durumda bulunmamaktadır. Ekonomisi ile kendine yeterli olan bir Türkiye 2008 dünya finans krizinde tökezlemediği gibi bu krizi de atlatacak güçtedir. 

Türkiye’nin dış ticaretinde bir gerileme olacağı açıktır, ekonomik daralması ise dış araştırma kurumlarının söylediği gibi % 5 ve üzerinde olmayacak, bu söylenen seviyenin 2-3 puan altında gerçekleşebilecektir. İstihdam daralmasının ise 3 milyon civarında olmayacağı, 1 milyonun altında olacağını söylemek mümkündür. 2021 yılında Türkiye ekonomisi geçmiş dönemlerde olduğu gibi % 5’in üzerinde bir büyümeye doğru ilerleteceğini, dış ticaret hacminin 2019 rakamlarının üzerine çıkacağını tahmin etmek zor değildir. 

2001 krizindeki 3 partili ve uluslararası para fonunun yönetimindeki ekonomi bakanı ile birlikte 4’lü koalisyon hükümetine karşılık, demokrasisi güçlü, sistemi değişmiş güçlü bir hükümeti, hızlı karar alan sağlam bir meclisinin varlığı bizim tahminlerimizi destekleyecek argumanlardır. Diğer yandan ülkemizin dünya ülkelerine göre diğer bir avantajı ise; iktidarına sahip sağduyulu bir halkının varlığını uluslararası kuruluşlar gözardı etmektedir.