Sosyal İzolasyon Değil, Doğaya Entegrasyon!

30 okunma Haziran 2020

Hastalıklara karşı insanı güçlü yapan, bağışıklığını arttıran, bu ekosistemler de ona avantajlı bir iç dengeyi sunan faktörlerin başında ne geliyor?
1. Sosyal izolasyon mu?
2. Doğaya entegrasyon mu?

İnsanın evrimsel gelişimi, insanı bu pamdemi sürecine nasıl hazırladı? İnsan geçmişten ders almayarak acaba yanlış bir yola mı giriyor?

Son zamanlarda en fazla kafamı kurcalayan konuların başında geliyor. İnsanın evrimsel gelişimi, insanı bu tür pandemilere veya hastalıklara hazırlayabilir diye.

Betonlaştırdığımız çevre bizleri hayvanlardan uzaklaştırdı, bizi topraktan uzaklaştırdı.
Yollar tertemiz, sokaklar beton asfalt, evimizin içi her yer granit mermer, evimizin önü parke taşı, ağaçlar ve yeşillik fuzuli, doğal bitkilerin yerini yapay plastik bitkiler vs. vs. Bu listeyi uzattıkça uzatabiliriz. Güya biz bize daha temiz bir dünya yarattık! Halbuki yaptığı tek şey, hastalıklara karşı olan dirençlerimizi zayıflattı. Bütün hastalıkların en büyük tedavisi bağışıklık sistemi güçlü bir vücuttur. Bu süreç milyonlarca yıldır böyle işlemektedir. Günümüzde en baş belası illet olan kanserin en güçlü tedavisi bile bağışıklık sisteminin geliştirildiği tedavi yöntemleridir. İnsanın bağışıklık sistemi de ne kadar çok mikroplarla haşır neşir olursa o kadar güçlenir. 

Dünyada bizimle yaşayan bakteri ve virüslerden kendimizi ne kadar izole edersek, onların etki derecesi o derecede artıyor.
Gelişmiş toplumların bu virüsten bu denli etkilenmelerinin yegâne sebebi budur. Mesela Avrupalı, vücut temasından hiç hoşlanmaz. Sarılmaz, öpüşmez.
Çok temizlerdir. Çevreleri bile mikroplardan arındırılmıştır. Biz Türklerin bu süreçten az etkilenmemizin sebeplerinden biriside, kültürümüzde hala yer edinen vücut temasıdır. Toprakla uğraşmamızdır. Çevremizin pis (iyi anlamda) oluşudur. İstatistiklere bakın. Çevredeki pis hayvanlarla haşır neşir olan insanlar, daha sağlıklı insanlardır.

Son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalarda, evlerinde evcil hayvan besleyen insanların çoğu birçok hastalığa ya yakalanmıyor ya da yakalandıklarında hafif geçiriyor. Bu insanlar üzerinde yapılan laboratuvar araştırmalarında, evcil hayvanlarda bulunan bakteri ve virüsler insanlara özellikle çocukluk evrelerinde bulaşarak onları birçok hastalıklara karşı daha dirençli hale getirmektedirler. Ayrıca sosyal aktivitesi yüksek olan ve insanlarla vücut kontağı kurmaktan çekinmeyen insanların da bağışıklık sistemlerinin çok güçlü oldukları ortaya konmuştur. 

COVİD grubu virüsler hemen hemen her hayvanda mevcuttur. Onlarla irtibata girerseniz, size bu dozu azar azar verirler. Sizi alıştırırlar. Bağışıklığınızı güçlendirirler. Sizi farkında olmadan, onların size en büyük armağanı olur bu. 

Çevreden, hayvanlardan, topraktan tiksinmeyin. Onlarla ne kadar yakın temas halinde olursanız o kadar güçlenirsiniz. Kirlenmek güzeldir, sarılmak sağlıklıdır, birbirimize mikropları ödünç vererek doğaya olan entegrasyon katsayımızı arttırırız. Doğadaki tek kural, güçlü olan yaşar, zayıf olan elimine olur. Buda Biyoloji biliminde DOĞAL SELEKSİYON diyoruz. Doğal seleksiyona uğramamak için Kirlenin! Çamura bulanın, toprakla uğraşın. Toprakta 90 farklı mineral mevcut olup, bünyesinde ayrıca 1gr’mında 4 milyardan fazla bakteri barındırmaktadır. Şifa bunlardadır. 

 

Saygılarımla