“Hatay Benim Şahsi Meselemdir’ 

5 görüntülenme Kasım-2020

Yirmi ikinci kitabını KKTC’nin eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın “İkinci Tayfur Sökmen olmayacağım” ifadelerine tepki olarak hazırlayan Mursaloğlu, “Tarihi gerçekleri bilmek istemediğini düşündüğüm için bu kitabımdan kendisine de göndereceğim ve Hatay tarihini bir daha iyi öğrenmesini isteyeceğim” dedi.

'Hatay’ın tarihini araştıran en deneyimli eğitimcisi Mehmet Mursaloğlu, yazdığı kitaplar serisine bir yenisini daha ekleyerek “Hatay Benim Şahsi Meselemdir’ isimli yeni yayınıyla bir başarıya daha imza attı.

Hatay tarihi üzerine yaptığı çalışmalarıyla, ürettiği eserleriyle ve kitaplarıyla önemli katkılar sunan Mehmet Mursaloğlu, yirmi ikinci kitabını da yayınladı. KKTC’nin eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın “İkinci Tayfur Sökmen olmayacağım” ifadelerine tepki olarak böyle bir kitabı hazırlama sorumluluğunu hissettiğini söyleyen Sökmen'in torunu Mehmet Mursaloğlu, bir Türk Devleti Cumhurbaşkanı’nın bu şekilde açıklama yapmasının şahsını, ailesini ve Hatay halkını üzdüğünü belirterek ; “Tayfur Sökmen sağlığını, malını, mülkünü, ailesini, bir tarafa bırakıp 19 yıl 'vatan' diye haykıran devlet adamıydı. Akıncı'nın açıklamaları tamamen talihsizliktir. Bu kitabımdan kendisine de göndereceğim ve Hatay tarihini iyi bir daha iyi öğrenmesini isteyeceğim” dedi.

Araştırmacı-Eğitimci Yazar Mehmet Mursaloğlu’nun, kitabının özsözünde şu satırlar yer aldı:

“Hatay coğrafyası, tarihin her döneminde, yaşadığı çağa göre bir ayna vazifesi gördü. Önemli ticaret ve ulaşım noktalarından biri olması ve “Akdeniz’in giriş kapısı” niteliği taşıması,  Hatay’a sosyal,  kültürel ve ekonomik zenginliğin beraberinde, çeşitli tehdit ve tehlikeleri de getirdi. Yüzyıllarca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan ve nihayetinde Osmanlı İmparatorluğu egemenliğinde sakin zamanlar geçiren Hatay halkını, imparatorluğun çöküşü ve Mondros süreciyle zor günler bekliyordu. 

İşgal, ihanet, zulüm, kan ve gözyaşı. 

Bu kitap, tarihinin belki de en zor günlerini yaşayan Hatay’ın, Kurtuluş Savaşı ve sonrasında anavatana katılma sürecine kadar yaşadıklarını, kronolojik ve objektif olarak anlatmayı hedeflemektedir. Kurtuluş Savaşı ve sonrasında, kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin tıpkı Ulu Önderin söylediği gibi  “Müreffeh milletler seviyesine” çıkarılmasında atılan cesur adımların ışığında; Hatay’ın ilk ve tek Devlet Başkanı Tayfur Sökmen’in yüce girişimleri ve Atatürk’ün önderliğindeki Hatay Meselesi konusunu en ayrıntılı biçimde inceleyen bu eser; Tayfur Sökmen ve dava arkadaşlarının; Kuva-i Milliye’deki kahramanlıklarının yanı sıra, devlet adamlıklarındaki üstün yönetim ile Hatay’ın anavatana katılışı destanını okuyucusuyla paylaşmaktadır.  

Bu kitapta, Hatay bölgesinin işgali ve Hatay Devleti sürecinden, Türkiye Cumhuriyeti’ne katılışına kadar olan olaylar özetler şeklinde sunulmuştur. “Devlet” yılları, Hatay’ın ayrıntılı siyasi ve uluslararası tarihinin yanı sıra, dönemin günlük hayat akışı ve toplumsal duygularını da aktaracak şekilde derlenmiştir. Yararlanılan kaynaklar ve bu kaynakların elde edilmesinde görüşülen kişiler, gerçekleştirilen röportajlar ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmiş, arşiv taramasının yanı sıra o dönemin gazeteleri de araştırmaya dâhil edilmiş, oldukça önem arz eden sonuçlara ulaşılmıştır. Kaynak dipnotlarında Hatay Gazetesi’nin ağırlığı dikkat çekecektir. Bunun sebebi,  gazetenin olayların içinden ve objektif yayın yapıyor olması, dönemin diğer gazetelerinin görüş ve yazılarına da yer veriyor olmasıdır. Eserin ortaya çıkmasını sağlayan bu kaynakların yazım dilleri ve imlâları, olabildiğince muhafaza edilmiştir. Ayrıca kitabımın yayına hazırlanması sırasında bahse konu pek çok belge,  redakte edilmiş,  orijinalliklerinin bozulmaması noktasında hassasiyetle yaklaşılmıştır

Bu eserin,  Hatay’ın kültürel çeşitliliğine ve bu çeşitliliğin,  ortak tarih bilincine her zaman aynı hassasiyetle sahip çıkması dileği ile...”

Mursaloğlu’nun, kitabının kapağının sonunda ise şu cümlelere yer verildi:

“Hatay denildiğinde: mükemmel stratejik öngörüsü, kararlı, onurlu ve son derece istikrarlı dış politikası ile Atatürk, Tayfur Sökmen ve davaya can verecek vatanseverler akla gelir.

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması’na aykırı olarak İngiltere ve Fransa, Antakya ve civarını işgal ettiler. Daha sonra, İngilizler 1918’de İskenderun Sancağını Fransızlara devrettiler. Bu sırada, Yıldırım Orduları Grup Komutanı olan Mstafa Kemal Paşa, Hatay’ın işgalini Adana’da İşgal Orduları Komutanı nezdinde protesto etti ve ileride kendisinin “Şahsi Meselesi” olacak Hatay’a özel mücadeleyi başlattı. Bu kitapta Atatürk’ün dahiyane zekasıyla karşılık bulan Hatay mücadelesini bulacaksınız. 

Yaşadığımız zaman içerisinde daha önceki yaşanmışlıklarda olduğu gibi Atatürk ve Tayfur Sökmen gibi insanların savunduğu davaların ülkemiz ve geleceğimiz için ne kadar ehemmiyetli olduğunu bir kez daha görmekteyiz. Tarih bilmeyenlere bırakılmayacak kadar değerli emanetleri savunmak için geçmişimizi bilmemiz ve unutturmamamız gerekmektedir. Geçmişini bilmeyen, unutan, gelecekte ne yapabilir ki?”

Habere Ait Resimler