Ekinciler Holding Grup Pazarlama Müdürü Kaan Özülü:
“Liman yatırımıyla şirketimiz, bölgedeki deniz ticaretinde lider bir konuma gelmeyi hedefliyor”
2025 Hedefi: Liman Kapasitesi 10 Milyon Tonu Aşıyor
Çelik ve Deniz Ticareti İçin Yeni Bir Vizyon: Ekinciler Holding
Ekinciler Holding, 2024 yılında başlattığı liman yatırımıyla Türkiye’nin deniz ticaretinde bölgesel lider olma yolunda önemli bir adım attı. 2025 yılı itibarıyla tamamlanması hedeflenen projeyle liman kapasitesinin 10 milyon tonun üzerine çıkarılması planlanıyor. Bu büyük yatırım, Türkiye’nin uluslararası ticaretteki rekabet gücünü artırmayı ve bölgesel kalkınmaya güçlü bir ivme kazandırmayı amaçlıyor.
KÜRESEL ÇELİK SEKTÖRÜ 2025'E TOPARLANMA BEKLENTİSİYLE GİRİYOR
Ekinciler Holding Grup Pazarlama Müdürü Kaan Özülü, küresel çelik sektörünün toparlanma sürecinde olduğunu belirterek, 2025 yılına dair sektörel büyümeye yönelik beklentilerini paylaştı.
Özülü, üç yıllık bir daralmanın ardından küresel çelik talebinin %1,2 artarak 1,77 milyar tona ulaşmasının beklendiğini söyleyerek, “Çin'deki üretim düşüşü, küresel piyasalarda kâr marjlarını olumlu etkileyebilirken, Türkiye çelik sektörü kapasite kullanım oranını %70'e yükseltmeyi ve 2021 yılı üretim seviyelerini aşmayı hedefliyor. Çin'in ihracattaki düşüşünü, Türk çelik üreticileri için önemli bir fırsat olarak değerlendirebiliriz” dedi.
TÜRKİYE'NİN HEDEFLERİ VE BÜYÜK PAZARLARA AÇILIM
2025, çelik sektörü için hem Türkiye'de hem de dünya genelinde önemli dönüşümler getirecek bir yıl olacağını ifade eden Kaan Özülü, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“2025 yılı çelik sektörü için hem Türkiye'de hem de dünya genelinde önemli dönüşümlerin yaşanacağı bir yıl olacak. Türkiye, dünyanın önde gelen çelik üreticileri arasında yer alıyor ve bu konumunu güçlendirmeye devam edeceğini öngörüyoruz. Türkiye’nin ham çelik üretiminin 2025’te yaklaşık 40 milyon ton seviyelerine ulaşması bekleniyor. İhracatta ise Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarlarındaki güçlü varlık devam ederken, özellikle ABD ve Asya pazarlarına yönelik çalışmaların hızlanacağı görülüyor.
Çelik sektöründe sürdürülebilirlik ve çevresel faktörler büyük önem taşıyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon vergileri gibi uluslararası regülasyonlar, Türk çelik üreticilerini karbonsuz üretim süreçlerine yönlendirecek. Türkiye’nin elektrik ark ocaklarını yaygın olarak kullanması, bu geçişte avantaj sağlamasına katkıda bulunuyor. Karbonsuz üretim projelerine yapılan yatırımların artmasıyla, “yeşil çelik” olarak adlandırılan çevre dostu ürünlerin ön plana çıkacağını ve bu ürünlerin yüksek katma değerli ihracatta etkili olacağını düşünüyoruz.
İnşaat sektörü, Türkiye’de çelik talebinin lokomotifi olmaya devam edecek. Özellikle deprem sonrası yeniden yapılanma ve kentsel dönüşüm projeleri bu talebi artıracak. Bunun yanı sıra kamu projeleri, köprüler, otoyollar ve barajlar gibi büyük altyapı yatırımları, çelik sektörüne olumlu yansımalar sağlayacak.
Küresel çelik sektörüne baktığımızda ise 2025 yılında toplam talebin yaklaşık 2 milyar ton seviyesine ulaşması bekleniyor. Ancak bu talep artışı bölgesel farklılıklar gösterecek. Çin’in çelik talebi yavaşlayacak; bu, özellikle emlak sektöründeki daralmadan kaynaklanıyor. Buna karşın Hindistan, altyapı yatırımları ve üretim sektöründeki genişleme sayesinde küresel talebin büyümesinde başı çekecek. Avrupa’da ise karbonsuz çelik politikalarının etkisiyle yüksek kaliteli ve sürdürülebilir ürünlere olan talebin artacağını söyleyebiliriz.
Bir diğer önemli konu da sürdürülebilirlik. Dünya genelinde karbon salınımını azaltma hedefleri nedeniyle elektrik ark ocakları, hidrojen bazlı üretim teknolojileri ve geri dönüştürülebilir çelik kullanımına yönelim artıyor. Büyük üretici ülkeler olan Çin, Avrupa Birliği ve Japonya, bu alanda sıfır karbon hedeflerini gerçekleştirmek için ciddi yatırımlar yapıyor. Hammadde fiyatlarındaki dalgalanmalar ise sektörü etkilemeye devam edecek. Demir cevheri, koklaşabilir kömür ve hurda fiyatlarında dalgalanma olsa da arz-talep dengesinin 2025’te daha stabil hale geleceğini düşünüyoruz. Türkiye gibi hurdada dışa bağımlı ülkeler için bu durum, maliyet yönetimini daha da önemli hale getiriyor.
Son olarak, teknoloji ve dijitalleşme çelik sektöründe önemli bir rekabet avantajı sağlayacak. Yapay zekâ, otomasyon ve veri analitiği, üretim süreçlerini optimize ederek verimliliği artıracak. Akıllı fabrikalar ve dijitalleşme yatırımları, hem Türkiye'de hem de dünya genelinde sektörün geleceğini şekillendirecek.
Özetle, çelik sektörü 2025 yılında sürdürülebilirlik, teknoloji ve uluslararası rekabetin belirleyici olduğu bir dönüşüm yılı yaşayacak. Türkiye bu dönüşümden faydalanabilecek önemli bir potansiyele sahip, ancak enerji maliyetleri ve hammaddede dışa bağımlılık gibi zorluklara karşı dikkatli olunması gerekiyor.”
EKİNCİLER HOLDİNG’İN BÜYÜME STRATEJİSİ
Kaan Özülü, Ekinciler Holding’in sürdürülebilir yatırımlarla bölgesel kalkınmaya katkı sağlama hedefi doğrultusunda stratejik adımlar attığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Liman yatırımıyla şirketimiz, bölgedeki deniz ticaretinde lider bir konuma gelmeyi hedefliyor. Türkiye’nin uluslararası ticaretteki stratejik önemini artırmak ve bölgenin deniz ticaretindeki rolünü güçlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasında. Bu vizyon, hem Türkiye ekonomisine katkı sağlayacak hem de çelik sektörü ve deniz ticareti alanındaki rekabet gücümüzü artıracaktır.”
Ekinciler Holding’in 2025 hedefleri, şirketin bölgesel liderlik vizyonunu desteklerken Türkiye’nin çelik sektörü ve deniz ticaretindeki stratejik gücünü ileriye taşımayı amaçlıyor. Hem küresel hem de yerel ölçekte umut vadeden bu yatırımla, 2025 yılı Türkiye için çelik ve deniz ticareti açısından kritik bir dönem olacak.