DASİFED ev sahipliğinde Bölgesel İş Ağları Projesi Bölge Çalışmaları toplantısı Hatay'da düzenlendi

Ocak-2022

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) üyesi olan federasyonların kapasitesini geliştirip, sivil toplum bilincini artırmayı ve ortak akıl ile bölgesel kalkınmayı hedefleyen Sivil Toplum Destek Programı III kapsamındaki Bölgesel İş Ağları Projesi (BİA Projesi), Doğu Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (DASİFED) ev sahipliğinde Hatay’da gerçekleştirildi.

Antakya Öğretmenevi’ndeki etkinliğin açılış konuşmalarını TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüseyin Öztürk ve DASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Gülay Gül yaptı. Toplantıda sivil toplum kuruluşlarının kapasitesinin artırılması ve ortak akıl ile bölgesel kalkınma adına atılacak adımlar ele alındı. Ülkemizin sürdürülebilir kalkınması ve rekabetçilik gücü artışı için yerel ve bölgesel potansiyellerin harekete geçirilmesi gerektiğini belirten TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Hüseyin Öztürk, “Bunun yolu da o bölgenin ekonomik aktörleri, sivil toplum ve iş dünyası kuruluşları, kamu ve yerel yönetimler ile akademinin, katılımcı ve kapsayıcı iş birlikleri kurmasından geçiyor. BİA Projesi, ‘Güçlü Kurum, Güçlü Bölge’ ve ‘Güçlü Bölge, Güçlü Sivil Toplum’ mottosu ile yerelden bölgesele ve ulusala uzanan değer yaratma zincirinin bir parçası olacak. Adalet, Eğitim ve Üretim bir devleti var eden saç ayaklarıdır. TÜRKONFED olarak amacımız adalet, eğitim ve üretim dinamiklerini yerelden ulusala taşıyacak kapsayıcı bir kalkınmaya omuz vermektir” dedi.

Ortak akıl ve ortak vizyonu kalkınmanın öznesi yapmak için yola çıktıklarını ifade eden Öztürk, şöyle devam etti. 

“BİA Projesi ile ağ içindeki paydaşlar iş birlikleri geliştirirken, katılımcı ve kapsayıcı bir yaklaşımla düzenlenecek fikir maratonu yarışmaları ile de ortaya çıkacak projelerde yaratılacak değer katlanacaktır. BİA projemiz için oluşturduğumuz dijital platformumuz, üyeler arasındaki sinerjiyi artırırken, bölgesel ve yerel düzeyde kalkınma odaklı projelerin geliştirilmesi için, ortak bir zemin oluşturacak. Yerelde tüm paydaşların sürecin bir parçası olması, ortaya çıkacak başarının da çarpan etkisini artıracak. Kentin aktörlerinin liderliğinde, toplumun da sürece katılımı ile gelişecek fikirler, verimli Anadolu coğrafyamızda kök salacak; ortak akıl ve ortak vizyon ile yeşerip büyüyecektir.”

DASİFED Başkanı Gülay Gül de konuşmasında Hatay, Osmaniye ve Kahramanmaraş’tan oluşan sorumluluk bölgelerinde ve ülke genelinde özel sektör - devlet işbirliğini kurumsal bir yapıda yürütmek istediklerini söyleyerek; “Liyakat ve ehliyetin ön plana alındığı, adama göre iş değil; işe göre adam ilkesi ile hareket edilmesi halinde ülkemizde, adalet duygusunun hakim olmasına katkı vereceğini düşünmekteyiz” ifadelerini kullandı.

Sanayi ve hizmet sektörlerinde ihtiyaç duyulan ara eleman sıkıntısına da değinen Gül, bu konuda çözüme yönelik politikalar oluşturulmasının önemine dikkat çekerek; şöyle devam etti: 

“Dünya ile rekabet edebilmemiz için başta bölgesel ve ulusal potansiyele  yönelik inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarına gereken önem verilmelidir. Bunun yanında çok geride kaldığımız yeni buluş ve patent nitelik ve niceliklerinde hak ettiğimiz yeri almamız gerektiğini düşünmekteyiz. Aksi takdirde katma değeri yüksek mal üretimi ve ihracatında istediğimiz yerde olamayacağımız aşikârdır. Eğitimli gençlerin daha iyi yaşam umuduyla yurt dışını seçmeleri, bölge ve dolayısıyla ülke kaynaklarının heba olmasına sebebiyet vermektedir. Bizlerin, bu durumu büyük sorun olarak görmesi gerekir. Buna göre bu konuda yeni politikalar geliştirmemiz  ve  çalıştay düzenlememiz  gerektiğini düşünmekteyiz.

Enflasyon ile mücadelenin, üretimin artırılması ve maliyetlerin düşürülmesi ile mümkün olduğunu vurgulayan Gül, konuşmasında şu değerlendirmeleri yaptı:

“Aşırı döviz kur oynaklığı, geleceğe yönelik üretim ve pazarlama planlamalarını sekteye uğrattığı gibi enflasyon mücadelesine de olumsuz katkı vermektedir. Ülkemizde sermaye birikimi azdır. Bu konuda devletin ekonomi dışında tutulması düşünülemez. Ülkemiz ihracatında, ileri teknoloji ürünlerinin payı yüzde 2.5 - 3 civarındadır. Bu oranın artırılması gerekmektedir. Dövizdeki artışın; Hazine, reel sektör, finans sektörü ve ülke vatandaşlarının her birinin, kendi durumuna özgü finansal yüklerinde artış, zarar, fakirleşme gibi olumsuz etkileri olmaktadır. “

Habere Ait Resimler