Makaleler > Uğur KANTEKİN > CENNET KOKULU ELMALAR

CENNET KOKULU ELMALAR

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012

Yaşlı bir çift çocuklarını evlendirmişler ve bir köyde Allah için birbirlerine saygı ve sevgi içinde yaşamaya devan ediyorlarmış. Bir gece yeni uykuya geçmişler. Kadın, elmalar ne kadar güzel, cennet kokulu elmalar diye sayıklıyorken, bir sesle uyanmışlar. Adam el feneri ile dışarı çıkınca ahırdan gelen sesler üzerine ahıra gittiğinde içerde birini görür. Adama selam verip ne aradığını sorar. Adam ise üşüdüğünü ve ahıra sığındığını söyler. Ama asıl amacı ahırdaki yağız atı çalmaktır. Yaşlı adam hırsızı evine davet ederek misafiri çok sevdiklerini ve uzun zamandır kimsenin gelmediğini söyleyerek sobayı yakar ve hanımına sıcak bir çorba yapmasını ister. Adam gitmek istese de adamı bırakmazlar ve bu soğukta gitmemesini isteyerek güzel bir sohbet başlatırlar. Sabah olunca adama, “yayan gitme ahırdaki atımı al ve köyden bu tarafa birisi gelirse gönderirsin” der. Hırsız yapılanlardan utanır ve yaya olarak uzaklaşır.

      Fakir olan yaşlı amca yamalıklı elbise ile dolaşmakta ve hanımının ihtiyaçları için atı satmak üzere pazara giderken yolda Mercedes taksisiyle çukura düşmüş bir edamla karşılaşır. Adam hanımı ile kavga etmiş ve bir tokat yiyerek evden hızla uzaklaşmıştır. Onu çukurdan çıkarırlar. Adama der ki biz misafiri çok severiz, buraların yabancısı olsanız gerek. Buyurun size bir şeyler ikram edelim diye eve davet eder. Araç sahibi atı nereye götürdüğünü sorar. Adam ise satıp karısına sevdiği şeyleri alacağını söyler. Araç sahibi buna şaşırır ve bende senle geleyim biraz kafamı dağıtırım der. Bu arada, “bence teyze bu atın satılmasını istemez ve bundan dolayı sen azar işitirsin” diyerek iddiaya girerler.

      Eve gelince kadın der ki, bey sen sarımsaklı çılbırı çok seversin, ancak evde sarımsak yoktu. Bende nasıl olsa at satılacak diye eyerini seyyar satıcıya sarımsak karşılığında sattım der. Yaşlı amca, ‘Sen ne yaparsan benim için güzel olanı yaparsın der. Misafir karı koca arasındaki bu güvene ve sevgiye çok şaşırır. Bu arada adam da atı nasıl sattığını ve elmaları getirdiğini şöyle anlatır: Pazara giderken kuzulu bir koyun satan satıcı ile karşılaşır. Aklına karısının sütü sevdiği gelir. Hem koyunlar onun için bir uğraş olacak hem de sütünü içecektir. Hemen satıcıya atla kuzuları değişmesini önerir. Koyun sahibi önce şaşırır, sen ciddi misin, atının ne kadar değerli olduğunu biliyor musun der. Yaşlı amca hanımını düşündüğü için tereddütsüz değişelim der. Daha sonra pazara kaz satmaya giden bir kadınla karşılaşır. Karısının kazları çok sevdiği aklına gelir ve koyun ve kuzuyu vererek kazı değişmek ister. Kadın önce şaşırır ama madem sen bu değişime razısın der ve değişirler. Kazı alıp giderken küçük bir kızın bahçesinden topladığı bir sepet elmayı görür ve ona da kazla elmaları değiştirelim mi der. Küçük kız kazları çok sevdiğini ve neden olmasın diyerek bir sepet elmayı adama verir. Yaşlı amca hanımının bir gün önce rüyada gördüğü elmalar bunlar olsa diyerek evin yolunu tutar.  Bu arada yaşlı adamda, kadında sen ne yaparsan benim içi iyisini yaparsın, seni çok seviyorum diye birbirine iltifatta bulunurlar.

       Misafir bu hayat hikâyesinin kendine çok büyük bir ders olduğunu ama zengin olmalarına rağmen çok cahil ve mutsuz bir hayat sürdüklerini söyler. Bu hayat dersi karşılığında bahsi sen kazandın diyerek yaşlı amcaya bir tomar para bırakır. Adam almak istemese de misafir ısrarla parayı bırakır ve gider. Ancak yaşlı teyze elmaları yemeden bu cennet kokulu elmaların kokusu bize yetere bunları ailenize ve çocuklarınızı götürün onlarda yesin ve sizin evinizde cennet gibi olsun diyerek bir sepet elmayı ikram eder. Adam evine gider ve ailesine bundan sonra hırslarımızın esiri olmadan yaşamalıyız diyerek başından geçenleri anlatır. Kadın çocuklarına der ki; ben fakir bir aileden geldim, bu hayatı görünce hırslarımın esiri oldum ve babanızı çok üzdüm. Eski günlerimi düşününce her şeyin boş olduğunu anladım. Sizde, bende babanıza sahip çıkalım der.

        Birkaç gün sonra atı çalmak için gelen adam tekrar yaşlı çiftin kapısını çalar ve çok üzgün olduğunu asıl amacının at çalmak olduğunu ve sizin yaptıklarınızın yanında kendisinin vicdan azabı çektiğini ifade eder. Daha sonra eşinin çok hasta olduğunu paralarının olmadığını ve ilk defa hırsızlığı kalkıştığını onda da yakalandığını ifade eder. Yaşlı amca gülerek zengin adamın neden karşımıza çıkıp bir tomar parayı bıraktığını daha iyi anlıyorum der ve içeri gidip parayı adama vererek “bunu al ve hanımını doktora götür” diyerek onu da mutlu ederler.       

      Son zamanlarda eşler arasında kavga, boşanma, iş yerinden memnuniyetsizlik ve işyeri hakkında konuşmak yaygınlaştı. Boşanmaların % 70’i basit nedenlerden ve incir çekirdeğini doldurmayan konulardan çıktığını avukatlar dile getirmektedir. Boşanma konusu ayrı bir yazı konusu olmakla birlikte bu yazımızda güzel ahlak konusunun daha ağır bastığı görüldü.    

      Çünkü bütün kavgaların, ayrılıkların ve tartışmaların temelinde birbirini anlamamaları ve güzel ahlak hakkında bilgi sahibi olmadıkları yatmaktadır. Bunu da büyüklerimiz kanaat nefis ve tamah nefis diye özetlemişler.

     Özellikle nişanlı gençler arasında bir marka ve pahalı eşya iyi eşyadır hastalığı eskiden beri devam etmektedir. Ailenin maddi durumu, gencin asgari ücretle çalışmasını hiç kimse düşünmüyor. Yapılan tüm alışverişlerde etraf ne der, akraba, komşu ne der diye alışveriş yapılmaktadır. Ama aile ne der, durumu nedir? Daha da önemlisi Allah ne der diye düşünen yok. Yıllarca banka ve kredi faizi ödeyen insanlar zor duruma düştüklerinde ‘Kader’ deyip işin içinde çıkmaya çalışıyorlar. Kulun kendi zevki ve isteklerinden dolayı başına gelen musibetler kader değildir. Kader olabilmesi için ‘Allah ne der’ deyip işe girmek ve yine musibet gelirse işte o zaman kader denmelidir.

     Bir fabrikada asgari ücretle çalışan eski bir öğrencim nişanlısının marka hastalığı yüzünden mobilya konusunda kavga etmişler. Çocuk mağazaya götürüp beğendirmiş ve pazarlık yapmışlar. Ben sonra gelir senetleri imzaların demiş ve çıkmışlar. Nişanlısını eve bırakıp döşeme yapan arkadaşına beğendiği takımı gösterip aynı renk ve tasarımı yapmasını istemiş. Döşemeci üçte bir fiyata takımları yapmış ve mağazadan düşen marka etiketlerini rica etmiş. Sonra götürüp yaptırdığı takımlara güzelce çivilemiş. Tabi nişanlısı markayı görünce çok sevinmiş. Şimdi bu gence yalan söylettirmek, marka çaktırmak ne kadar doğru bir davranış bilmiyorum.

     İnsanlar farkında değil ama kendilerini sanki Allah la mukavele yapmış gibi görüyorlar. 20 sene sonra bahçeye yapılacak bir ev için bugünden kavga etmek ve boşanmak hangi aklın eseri. Bu insanlar hadis ve resulün hayatını inceleseler yaptıklarından çok pişman olurlar. Acaba 20 yıl sonra annesi, kaynanası ya da kendilerinden biri garantili hayat hakkına mı sahip.

      Yakın bir ilimizde annelerin veya gelinlerin baskısı yüzünden kuyumculardan bilezik kiralanıyor, düğünde takılıyor ve iş bittikten bir hafta sonra gelinin kolundan tekrar çıkartılıyor. Ömür boya kavga bitmiyor.

        Komşu ülkeler kan gölü olmuş, çocuklar sokağa çıkamıyor. Ama bizde her çocuğun elinde en az 600 TL değerinde cep telefonu var. Her evde iki televizyon ve bir bilgisayar varken, üçüncüsü için kavga ediliyor. Her şeye rağmen çocuklar mutsuz ve her şeyden sıkılıyorum diye aileyle kavga ediyorlar. Mutsuzluğun en büyük sebebi kanaat nefsin yerleşmemesidir.

        Eğer insanlar kanaatkâr olsalar her ev güllük gülistanlık olur. Dünya devleri kendi enerjisini saklayıp 10 bin kilometreden gelip fakir ülkelerin insanlarını katletmezler.     

Kanaat nefis konusu mutlaka bir eğitim konusu olmalı daha ilkokul çağındaki çocuğa bile öğretilmelidir. Neden mi?  Kanat nefis güzel ahlakı getirir. Güzel ahlak adaleti getirir. Adalet gelince Hak Rabbimiz ve Resulullah devreye girer. Hak Rabbimiz devreye girince kalp huzuru, hak ve hukuk, doğru teşhis, güven, eminlik gelir. Güzel ahlak ile halk arasında kaynaşma başlar. Buda asrın medeniyetini getirir. Medeniyet güzel ahlakla gelir.

     Tinerciler, esrarcılar ve teröristler eğitim sisteminde güzel ahlakın olmaması nedeniyle çoğaldı. Çünkü Kuran derki; Siz kendinizi aklınızla kendinizi yönetmeyin sapıtanlardan olursunuz. İlahi kanunla yönetirseniz doğru yolu bulursunuz.

       Bugün dünyada silah ve ölüm üretiliyor. Güzel ahlak olursa huzur gelir, bolluk gelir.

    Güzel ahlakla ilgili birçok hadis ve Kuran da ayetler vardır. Örneğin;       

  Hz peygamber (SAV) buyurdu ki;”kıyamet günü mizanda güzel ahlaktan daha ağır (basan ) hiç bir şey yoktur.” güzel ahlak nedir? bu soruya cevap vermeden evvel ahlak nedir onu bir öğrenelim.

             O zaman Muhammed-i ahlakla ahlaklanmalı, kendimize çeki düzen vermeli, birbirimize karşı şefkatli, nazik ve merhametli olmalıyız. Zira Rasulullah (SAV) buyuruyor ki;” Nezaket her şeyi güzelleştirir, nezaketsizlik her şeyi çirkinleştirir

        Hz Peygamber (SAV) bir hadisi şeriflerinde buyuruyor ki;” yumuşak huylu, ince kalpli, kolaylık gösteren ve insanlara yakın olan her Müslüman cehennem ateşine haram kılındı.

Hz Peygamber (SAV) buyurdu ki;” ibadetin en kolayı ve bedene en hafif olanını size haber vereyim mi? susmaktır (faydasız konuşmamak) ve güzel ahlaktır.”

 

     Güzel ahlak, Allah’ın takdirine razı olmaktır. Başımıza her gelene şükür ve hamd etmektir. Zira peygamberimizin başına gelmeyen kalmadı ama hiç isyan etmedi, hep dua etti. Rabbim gençlerimizi güzel ahlakla donatması ve gençlerimizin de buna çaba göstermesi dileğiyle.  


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı