Makaleler > Abdullah SAKALLI > Milli mi veya Yerli mi? İşletme Yönetimi

Milli mi veya Yerli mi? İşletme Yönetimi

Abdullah SAKALLI

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

Milli mi veya Yerli mi? İşletme Yönetimi01/03/2019

2008 yılında en değerli markaların başında Petrol şirketleri geliyorlardı. Hızla teknolojikleşen dünyada 10 yıl gibi kısa bir sürede ilk beşteki firmaların hepsi bilgisayar sektöründen gelerek başı çekmeğe başladılar. Apple 2018 itibarı ile dünyanın en prestijli ve kar marjlı şirketi olarak birinci sırada yerini sağlamlaştırıyor. Son yıllarda etrafımızdaki insanların 3’te birinde evlerinde muhakkak bu şirketin bir malı bulunmaktadır, ya da kullanmışlığı vardır. Bu ürün Amerikan menşeili olup, Amerika’nın Milli ürünüdür, ama Çin’de yapıldığı için yerli değildir. Aynı ürün Çin’in yerli ürünü olmasına rağmen milli ürünü değildir. Apple Çin’de ürettirdiği her ürün için Çine ortalama 20$ bir bedel ödemektedir. Kendisi ise bu ürünü 50x bir fiyat ile satışını yapmaktadır. Ürün yerli imkanlarla üretilseydi, bu ürünün maliyeti belki satış fiyatına yakın olacaktır.

 

Şekil 1: Dünyadaki en büyük firmaların 2008-2018 sıra karşılaştırması.

 

Dünyada iş gücü ve yerli kaynakların pahalı olduğu birçok ülke ve firma bu handikabı gördüklerinden, YERLİ ürün ürün sevdasından vaz geçip MİLLİ ürünlere ağırlık vermişlerdir. Bu kendi ülkeleri ve bölgeleri için hem ucuz iş gücü hem de minimum emisyon politikasının başarısı olarak görülebilir. Lakin, krizi fırsata çeviren yerli üretici ülkeler, Milyonlarca Dolara alamayacakları KnowHow’a bu sayede bedel ödemeden sahip olabilmektedirler. Bunun sonucunda Xiaomi, Huawei gibi firmalar bu KnowHow’ları kullanıp bilişim piyasasına hızlı giriş yapabilmektedir.

Bu hızlı dinamik yapıdan ülke olarak bir çıkarım yapmamız lazım. Yerli kaynaklarımızın olmadığı alanlarda, milli kaynaklarımız güçlendirilmelidir. Milli kaynaklarımızın güçlendirilmesi demek, ülkedeki üretimin faaliyete geçmesi demektir. Ülkedeki üretim ise ancak ve ancak kalifiye eleman yetiştirmekle olur. Son yıllarda en büyük sıkıntısını çektiğimiz, üniversitelerin, meslek yüksek okulların ve meslek liselerinin kalifiye yetiştirmesidir. Bu alanlar için son yıllarda umut verici gelişmeler olmasına rağmen, maalesef ülkemizde bunu suiistimal ederek kendi çıkarları doğrultusunda kullananlar türedi. Bunların önüne geçmek için toplum olarak duruş sergilenmesi gerekmektedir. Çünkü, bugünün küçük hesapları, yarınlar için çok baş ağrıtıcı sonuçlar meydana getirebilir.

Gelişmiş toplumlar bunun farkına bizden biraz daha erken vardılar. Kendi iç dinamikleri de buna uygun bir şekilde evrimleşti. Endüstri 4.0’ın icadı Almanlar bu alandaki atılımları ile yıllardır sanayi ve üretimin zirvesinde yer almaktadır. Büyük Alman markalarının çoğu Millidir ama yerli değildir.

Gelelim biz ülkemize! Bölgemizde yeni kurulan İskenderun Teknik Üniversitesi birçok alanda öncü olmaya başladı. Özellikle Sanayi-Üniversite iş birliğini kuvvetlendirerek bir rol model oluşturdu. Eksiğimiz yok mu? Tabi ki var. Ama bunlar yine el ele vererek aşılacak hususlardır.

Önemli olan, artık üniversitelerin sanayinin ihtiyaçlarına göre mühendis ve ara eleman yetiştirecek olmasıdır. Milli ürün ya da marka yaratabilmek için, ilk önce eğitim sistemimizin bu yönde değişmesi gerekmektedir. Yıllardır dayatılan ezberci eğitim sisteminden derhal uzaklaşılıp, üretime odaklı, kullanılabilir eğitim sistemine dönülmesi gerekir. Milli ürün ve marka yaratabilmemiz için, Milli beyinlere ihtiyacımız vardır. Ancak bu şekilde çok hızlı değişen dünya da ve coğrafyamızda atağa geçebilir ve ileriki nesillere bu bayrak yarışında avantaj sağlayabiliriz. Derhal ama derhal tüketen bu toplumu tüketmeliyiz.

Bu noktada biz bilim insanlarına çok büyük görevler düşmektedir. Bunun bilincinde olan üniversitemiz, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek öğrencilerini gözetmensiz sınavlara tabi tutmaktadır. Çünkü bize özgür ve üretken beyinler lazım. Bu konudaki hassasiyetin okul öncesi dönemden başlayarak çocuklara aşılanması ümidiyle. MİLLİ ürünlerle kalın.

Sevgili arkadaşım ve dostum Seval Kirmit Yazar Hanıma, bir önceki yazısında enerjinin ve yenilenebilir kısmının geçmişi hakkında çok değerli bir yazı kalem aldı. Kendisine kesinlikle katılıyorum. Özellikle yenilenebilir enerji alanında atılacak Milli adımlara çok ihtiyaç vardır. Bu ancak bölgemizde ve ülkemizde Ar-Ge Merkezleri kurarak ve gerekli olduğu gibi işleterek mümkün kılınacaktır. Maalesef ülkemizde patentlenen ürünlerin %90’nından fazlasının ticarileşme potansiyelleri olmuyor. Bu konuya da ayrıca değinilmesi gerekmektedir. Teknoversiteden Saygılarımla

 

 


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
Milli mi veya Yerli mi? İşletme Yönetimi 01/03/2019
Türkiye’nin İlk Multidisipliner Hava Ölçüm Cihazı HAVAC-1 01/02/2019
İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerine Etkileri 2 01/01/2019
İklim Değişikliği ve Sağlık! 01/12/2018
İklim Değişikliği, Doğal Afetler ve Tarımsal Üretim 01/11/2018
İklim Değişikliği ve Tarım! 01/10/2018

Ziyaretci Sayısı