Makaleler > Recep EKİNCİ > BİYOLOJİK, RUH VE ZİHİNSEL BEDENİN ATP (Adeosi Triposfat) ENERJİ KAYNAKLARI

BİYOLOJİK, RUH VE ZİHİNSEL BEDENİN ATP (Adeosi Triposfat) ENERJİ KAYNAKLARI

Recep EKİNCİ

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

BİYOLOJİK, RUH VE ZİHİNSEL BEDENİN ATP (Adeosi Triposfat) ENERJİ KAYNAKLARI01/03/2019

ATP-CP sistemi, oksijene ihtiyaç duymadan enerji üretir. Ani güç ihtiyacı ve zihinsel ihtiyaçlarda üretilir.

LATİK ASİT SİSTEMİ: İhtiyaç duyulan ATP oluşumunu sağlar.

Kasların kasılmasında fazla bir etkisi olmaz.

OKSİJEN SİSTEMİ: Karbonhidrat, yağ ve proteinden enerji üretir.

Einstein’ın görüşüne göre; izafiyet uzay ve zaman doğrusal değil, görecedir. Enerji ile madde birbirinin yerini tutmaktadır. Madde kendini yavaşlatarak göreceli olan bir enerjidir. Madde olarak gördüğümüz her şey (bedenimiz dâhil) bir enerjinin öncülüdür.

MADDENİN OLUŞUMU: Kozmik ışınların evrende toplanarak, enerjiye dönüşmesi, enerjinin de kuarklara dönüşmesi, kuarkların da (LEPTON) denen hayalet bulutçuklara dönüşmesi, Leptonlardan da HADRAN denen; proton ve nötronlar oluşur. Bu parçacıkları ELEKTRONLAR ( hayalet enerji) bir araya getirerek ilk atom çekirdeğini oluşturarak madde oluşmaktadır. Bu döngü ışığın enerjiye, enerjinin de maddeye dönüşümü, anlamına gelmektedir. KUANTUM TEORİSİ’dir.

HİNT FELSEFESİNE GÖRE; PRANA (yaşam soluğu) yogiler meditasyonlarda titreşimlerini arttırmak için bu enerjiyi kullanırlar.

ÇİNLİLER ‘de “CHİ” denen yaşam enerjisini kullanarak tedavi yöntemini kullanırlar.

YAHUDİLER İSE “KABALA” denen yıldızsal ışığı kullanır.

İSLAM ÂLEMİNDE CELCELUTİYE ESMA’ da Kur-an’dan sure ve ayetler, kıraat olarak okunarak huzur ve şifa aranır ve bulunur.

·           İlk defa bir ortama girersiniz, ilk defa gördüğün kişi hakkında “bu kişiden rahatsız oldum veya şu kişiden etkilendim, huzur buldum” dersiniz. Bu iki tespitte doğru bir tespittir.

·           Birincisi agresif, huzursuz, mutsuz, öfkeli, koşullu insan sevgisi olan biridir ve bedeni her daim negatif enerji neşreder ve çevresine de negatif enerji yayandır.

·           Bir diğer (huzur veren) kişi ise huzurlu, mutlu, teslimiyetçi, koşulsuz insan sevgisi içinde; her daim yardım sever, kin ve nefret duygularından arınmış bir kişidir. Onun da bedeni her daim pozitif enerji neşreder. Kalbinde siklon enerji neşreder. Biri iyiliği, iyilik görmek için yaparken, diğeri iyiliği insan olabilmek için, karşılık beklemeden yapar. İnsanlar, bilinçaltı sezgisel hassasiyetleri ile bu her ikisini siyahla beyazı ayırt edercesine hissederler.

·           Eğer kişi, kendisi de koşullu menfaatkâr biri ise, kişinin negatif enerji yayan biri olduğunu tespit etse dahi, menfaati gereği o kişiden uzaklaşmak istemediği gibi, daha da yaklaşarak dostluklar kurmayı tercih edecektir.

·           Eğer kişi, insan ilişkilerinde doğal dostluğu tercih eden menfaatkâr değilse, doğal olarak negatif enerji yayan kişiden rahatsız olacak ve en kısa zamanda ondan uzaklaşacaktır.

Ne ilginçtir ki; her daim pozitif enerji yayan kişi, her daim kozmik enerji olan SİKLON ENERJİ neşredip, çevresine yaymaktadır ve bu kişilerin çevresine ve yaşam alanlarına kendisi gibi pozitif enerji yayanlar toplandığı gibi; negatif enerji yayanlar da pozitif enerji yayanların çevresine ve yaşam alanlarında toplanmak, bulunmak isteyeceklerdir. Çünkü en derin huzur ve güveni, onun çevresinde bularak yaşayabilecektirler.

MODERN MEDİTASYON TEKNİKLERİNDE; Enerji kaynaklarını yedi çakrada incelemektedir.

Kök, dalak, sinir ağı, kalp, gırtlak, alın ve tepe çakraları.

BİYOLOJİK, RUHSAL VE ZİHİNSEL BEDENİN YÖNETİMİ

BİYOLOJİK BEDEN: Maddesel beden olup, her şeye maddesel olarak bakar. Onun ihtiyacı olan besinler ve hormonlar maddeselinden oluşur.

RUHSAL BEDEN: Manevisel beden olup, her şeye manevi olarak bakar. Onun ihtiyacı olan manevi tatimler ve onun oluşturduğu hormonlar, manevisellikten oluşur.

ZİHİNSEL BEDEN: Sosyolojik, psikolojik beden olup, her şeye sosyal, kültürel açıdan bakar. Onun ihtiyacı olan besinler ve hormonlar, sosyal anlayıştan oluşur.

Vücudumuzda bulunan hormon salgılayıcı salgı bezleri, bu her üç bedenin ihtiyaçları veya yönetimi için her daim hormon (sentezlerler) salgılarlar.

Biyolojik bedenimiz ve salgı bezlerimiz işlev ve yaşamını idame ettirebilmek için mutlaka ENERJİYE İHTİYAÇ DUYARLAR.

Bedenimizin enerji ihtiyacını “MİTOKONDRİ” denen hücreler sağlar.

Bazı organlar ise enerjilerini (mitokondrisiz) fermantasyon yoluyla üretirler.

BEDENİMİZİN İHTİYACI OLAN ENERJİYİ EN YÜKSEK KALİTEDE ÜRETEBİLMENİN YÖNTEMİ, MİTOKONDRİLERİN SAĞLIKLI ÇALLIŞMASINDAN GEÇER. MİTOKONDRİLERİN SAĞLIKLI ÇALIŞABİLMESİ, ONUN SAĞLIĞININ KORUNMASINDAN GEÇER.

MİTOKONDRİ hücrelerinin sağlığını ve sağlıklı çalışmasını sağlayan iki unsur vardır.

Glutatyonlar, ergotionen maddeler ve stressiz bir yaşamdır. Bu iki maddeyi içeren yiyeceklerle beslenilmesi ve depresyondan uzak durulması mitokondrilerin aktivasyonunu yükselterek enerji neşretmesini sağlar.

BİYOLOJİK BEDENİMİZİ MEYDANA GETİREN DNA hücrelerinin korunması ve daha sağlıklı bir yaşam sürebilmemiz (hastalıklardan korunabilmek) için TELOMER  (DNA halkacıklarının ucunda bulunan koruyucu) sağlığının korunması zorunludur. Telomer halkacığı kısaldığı veya tükendiği zaman, hastalıklardan korunamadığımız gibi yaşam süresi de, tükenir (ölürüz).

 

BİYOLOJİK BEDENİMİZDE EN YOĞUN MİTOKONDRİ BULUNAN ORGANLARIMIZ

Beyini meydana getiren tüm hücreler, kendi enerjilerini kendileri neşrederler. İletişim içinde bulunduğu diğer organlarla sinirler vasıtası ile iletişim kurarlar. Onları yönlendirmek için emirler verirler.

Beyindeki bazı organlar vardır ki, vücuttaki diğer organlarla hem eferent  (beyinden organa) hem aferent (organlardan beyine) bilgi ve emirler getiren organlar=

HİPOFİZ BEZİ: Özellikle salgı bezlerine hormon salınımı için emirler verir. Aynı zamanda kendisi birçok hormonun sentezlenmesini yapar. Beyinde en yoğun enerjiye ihtiyacı olan bir organdır. LATİK ASİT SİSTEMİ ile enerji üretir. Hipofiz bezi tüm salgı bezlerinin orkestra şefi gibi görev yapar.

EPİFİZ BEZİ: Yoğun olarak gece işlevini görür. Gece uyuduktan sonra yoğun olarak enerjiye ihtiyaç duyar. ATP-CP sistemi ile oksijene ihtiyaç duymadan enerji üretirler. Fermantasyon yoluyla (Triptofan) amino asidinden, melatonin (uyku hormonu) ve Dimetil triptamin sentezlerler. Uyku halinde tüm vücuda bakım ve tamirat yapar.

AMİGDALA LOBU: Gözün, kulağın, dilin, burnun, üst derinin gördükleri, duydukları, hissettiklerini algılayıp, kaydeden, her daim faaliyette olan bir organ olup, ruh ve zihinsel bedene hizmet eder. Sezgiler ve rüyalar, bu lopta oluşur. İyi ve kötü düşüncelerin oluştuğu yerdir. Kişinin ahlaki ve sosyal yapısına göre pozitif veya negatif enerji oluşumunu sağlar. Kişi, amigdala zerkine uygun davranışlar sergiler. ATP-CP sistemine göre enerji neşrederler.

TİROİD BEZİ: para tiroit ile birlikte işlev görür. Bağışıklık sistemine T hücreleri sentezler. Çok yoğun faaliyet halinde olup, mitokondri yoğunluğu bulunan, oksijen sistemi ile enerjisini üretir. Doğurganlığın ana kaynağıdır.

TİMÜS KAPSÜLÜ: Mutluluğun, huzurun ana kaynağını oluşturur. Ruhsal bedene hizmet eder. Tiroit, kalp ve akciğer arasında enerji dağılımını yapan reseptör görevini yerine getirir. Kapsül içindeki mitokondriler, yoğun titreşimlerle enerji üretir. Vagus nerve sinir ağının tiroit, kalp sinüs düğümü ve akciğere dağılımını sağlar. Kalp üzerindeki sinüs düğümü tarafından üretilen enerji ile kalp kasılması gerçekleşir. Normal şartlarda oksijen sistemi ile enerji üretirler. Bazı anlarda ATP-CP sistemle enerji üretirler.

Mitokondri hücrelerinin en yoğun olduğu organlardan olup, yoğun enerjiye ihtiyaç hisseder.

MİDE: içindeki sindirim bezlerindeki mitokondrilerin neşrettiği enerji ile işlevini yapar ve gastrin hormonu ile sindirimi gerçekleştirir. Oksijen sistemi ile enerji üretir.

 SİNDİRİM SİSTEMİ (Bağırsaklar ): Bağırsak mukozasındaki villuslar tarafından sindirim ve emilim gerçekleştirilir. Bağırsaklar sindirim ve emilimi gerçekleştirebilmek için, ihtiyaç olan enerjiyi MEZENTER’deki mitokondriler üretir. Latik asit sistemine göre enerji üretilir.

KARACİĞER tüm organların ihtiyacı hormon, enzim, vitamin ve mineralleri sentezler ve depolar. Aynı zamanda vücuttaki zararlı madde ve mikropları parçalayarak etkisiz hale getirir. Karaciğer bu işlevleri, mitokondriler vasıtasıyla sentezlediği enerji ile gerçekleştirir. Enerji üretimini; ATP-CP latik asit ve oksijen sistemi ile enerji üretimi gerçekleştirir.

BÖBREKLER: Vücut kan dolaşımındaki kanın filitrasyonu, stres ve öfke hormonlarını (adrenalin, noradrenalin, kortizon vb) enzimleyen böbrek, bu işlevi gerçekleştirmek için oksijen sistemi ile enerji üretmektedir. 

Yukarıda bahsedilen bilgilerden de anlaşılacağı gibi, vücudumuzu meydana getiren tüm hücre ve organlar, işlevlerini gerçekleştirebilmek için enerjiye ihtiyaç duymaktalar ve bu enerji ihtiyaçlarını, kendi bünyelerinde bulunan, mitokondri denilen enerji hücreleri vasıtası ile neşretmektedirler. Bazı organlar, başka organlarla iletişim ve besinsel aktarımlarında, ilişki içinde olduğu organlara da enerji transferi yapabilmektedir. Kalbin akciğerle, midenin bağırsaklarla, bağırsakların pankreas ile böbreklerin kan damarları ile enerji yardımlaşmaları olmaktadır.

Beyin ve diğer bütün organlar yoğun titreşerek enerji oluştururlar. Oluşan enerji kendi gücüne göre (gama ve kozmik) ışığa dönüşür, bizler bu ışık ve enerjiyi görsel ve sezgisel olarak hissedebiliriz.

Beyin Talamus, Hipotalamus ve Hipofiz organları, kalbin Sinüs düğümü ve Timüs kapsülü; zikir (meditasyon) ve huzur (mutlu)luk anında ALFA dalgası (pozitif enerji) neşrederler. Bu enerjiyi biyolojik, ruhsal ve zihinsel bedene aktarırlar. Aktarılan organlar da bu enerjiyi (pozitif enerji ışığı olarak) yüz ve gözlere aktarırlar.

Kin, nefret, öfke ve stres (mutsuz) anında ise, beyin amigdala lobu ve orbital korteksler BETA dalgası (negatif enerji) neşrederler. Bu enerjiyi biyolojik, ruhsal ve zihinsel bedene, özellikle de böbrek üstü bezlerine, Sinüs düğümüne, Timüs kapsülüne aktarılar. Aktarılan negatif enerji özellikle Timüs kapsülünün işlevini durdurur. Sinüs düğümü ve böbrek üstü bezlerinin negatif enerji neşretmesine neden olur. Bu olumsuzluk (negatif enerji), biyolojik bedenin ve zihinsel bedenin sağlığını koruyan, DNA’nın son halkacığı olan TELOMER hücrelerinin kısalmasına neden olur. Bu da biyolojik bedenin hastalanmasına (sağlığın bozulumuna) neden olur. Bu oluşum, üç beden sağlığının bozulumu (hastalanması) anlamına gelmektedir.

Negatif enerjinin aktarıldığı organlar da, kötü enerjiyi (beta dalgalarını) göze, dile ve yüze aktarırlar.

Bizlerin ve karşımızdaki insanların sezgisel ve görsel (gözler) olarak hissettiğimiz pozitif  (iyi) ve negatif (kötü) enerjiler ve ışıklar bunlardan ibarettir.

Dil ve dudaklar ne söylerse söylesin, gözler daima doğruyu tesciller.


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
BİYOLOJİK, RUH VE ZİHİNSEL BEDENİN ATP (Adeosi Triposfat) ENERJİ KAYNAKLARI 01/03/2019
KARABUĞDAY (GREÇKA) SİYEZ VE KARAKILÇIK BUĞDAYLARIN ÇÖLYAK HASSASİYETLERİ 01/02/2019
İYİLİK YAP DENİZE AT, BALIK BİLMEZSE HALİK (YARADAN) BİLİR 01/01/2019
GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMA (GDO)’LARIN CANLILAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ 01/12/2018
GEÇMİŞTEN GELEN TRAVMATİK MİRAS EPİGENETİZİM 01/11/2018
SAĞLIKLI YAŞAM KAYNAĞIMIZ MİTOKONDRİ VE GLUTATYONLAR 01/10/2018
ANAYURT GÜVENLİĞİ BİLGİ SİSTEMLERİ VE GÜVENLİĞİ 01/08/2018
ANAYURT GÜVENLİĞİ SİPER SAVAŞLARDAN-SİBER SAVAŞLARA 01/07/2018
ÇAĞIN YENİ NESİL BİTKİ VE ÜRÜNLERİ 01/06/2018
GÖRSEL GELENEKSEL HASTALIK TEŞHİSLERİ 01/05/2018
KOLESTEROL MÜ TRİGLİSERİD Mİ? 01/03/2018
YEDİNİN KERAMETİ, SAĞDAN SOLA DÖNÜŞÜN-TEVHİT (BİRLEŞİK) UYUMU 01/01/2018
SOSYALLEŞMEYİM DERKEN- MOSSAL LEŞME! 01/12/2017
MÜZİĞİN KİMYASI 01/11/2017
TİROİT HORMONU VE GUATIR MİRASIMIZ 01/10/2017
KADININ KALICI MİRASI 01/09/2017
MASKELİ (BALO) DEPRESYON ÇAĞI 01/08/2017
TİMÜS BEZİ VE VAGUS NERVE AKTİVASYONU 01/01/2017
EKLEM AĞRILARI VE ÇÖZÜMÜ 01/12/2016
BİLİŞSEL GELİŞİM VE ONARIM 01/11/2016
ASETALDEHİT–CANDİDE MANTARLARI 01/10/2016
GLUTAMAT (E 621) VE MULTİPLE SCLEROSİS HASTALIĞI 01/09/2016
SURFAKTAN VE AKCİĞER SAĞLIĞI 01/07/2016
İNSAN SAĞLIĞINI BOZAN PARABEN VE FORMALDEHİT 01/05/2016
ŞEKER (DİYABET) HASTASIYSAN GURMAR (GYMNEMASYLVESTRE) BİTKİSİ KULLAN(MALI)SIN 01/04/2016
TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLERİMİZ NİHAYET KORUMA ALTINA ALINIYOR 01/03/2016
HAC DEMEK ARAFAT DEMEK YAŞARKEN MAHŞER YERİNDE BULUNMAKTIR. 01/11/2014
ULTRASONİK (ÖTEKİ) SESLER 01/10/2014
ÖFKE-SİZ HAYAT 01/05/2014
DUYGUSAL BEDENİN BİYOLOJİK BEDEN ETKİLEŞİMİ 01/03/2014
BiZiM AKiL iNSANLAR 01/10/2013
SUBLİMİNAL BİLİNÇALTI ZEBANİSİ 01/09/2013
ÜMİT VAROLUŞTUR 01/07/2013
DEĞİŞİMİN DİĞER ADI: YA EVRİM NİTELİĞİNDE YADA DEVRİM 01/06/2013
GERÇEKLERİ GÖREN GELECEĞİNİ BİLEBİLİR 01/05/2013
CEFA ÇEKENLERİN ZEKASI YENİ NESLİN AKLI 01/04/2013
EMPATİK SAHAVET HATAY’LI 01/03/2013
SİPER SAVAŞLARINDAN SİBER SAVAŞLARA 01/02/2013
KYOTA PROTOKOLÜ ASRIN SAADET ZİNCİRİ KARBON KREDİ SERTİFİKASI 01/01/2013
SUNİ DÜŞMANLIKLAR SUNİ BİRLİKTELİK DEMEKTİR 01/12/2012
SADAKAT VE VEFA KAPTAN ALEX Mİ? KAPTAN LEVENT Mİ? 01/11/2012
RAHAT EDECEKSEN FEDAKÂRLIĞA HAZIR OL 01/10/2012
KÜSKÜNLER FARKINDALIK YARATANLAR 01/08/2012
ŞEVKÂT VE SEVGİNİN BEŞİĞİ SEVGİ – HUZUR EVLERİ 01/07/2012
HAYALLER TESELLİ BAŞARI GURUR GERİSİ İNKÂR GETİRİR 01/06/2012
İSKENDERUN’U HAYALİ CAZİBE MERKEZİ YAPANLAR HAYAL SATANLAR 01/05/2012
MEDENİYET DEDİĞİN ERKEĞİ DİŞİ YAPAN CANAVAR 01/04/2012
ÖLÜMSÜZLÜĞÜN SİMGESİ ESERLER ERDEMLİ AKİL İNSANLAR 01/03/2012
HUZURA ERMEK İÇİN KENDİNİ GÜNCELLE 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı