Makaleler > Serdar KİRMİT > RUHSAL OBEZİTE

RUHSAL OBEZİTE

Serdar KİRMİT

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

RUHSAL OBEZİTE01/03/2019

“Müziksiz bir hayat hatadır” F.Nietzsche

 

Lütfen bu yazıyı sakin bir zamanda okuyun. Hani kola şişelerinin üzerinde ‘Lütfen soğuk içiniz’ diye yazar ya, siz de mümkünse sevdiğiniz bir müzik eşliğinde ve günün telaşsız bir diliminde okuyun. Çünkü bu yazı müzikle ilgilidir. Sokak müzisyenleri ve onların hayatımıza kattığı anlık güzelliklerle ilgilidir. Daha da genelleştirirsek, yaşamımıza anlam ve neşe katan inceliklerle ilgilidir.

 

‘Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek.’

Demişti büyük şairimiz Özdemir Asaf. Bir başka değerli şairimiz Gülten Akın da; ‘Ah, kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya’ diye seslendirmişti bu duyguyu, ‘ilk yaz’ adlı şiirinde. Yurtdışı gezilerini bu yüzden çok seviyorum işte. Telaşsızca gezip fotoğraf çekmeyi ve sık sık durup etraftaki ince şeyleri gözlemeye fırsat verdiği için. Bilmediğim bir şehrin sokaklarında gezerken gözüm objektifte ama kulağım da müziktedir. Her an karşıma çıkacak bir sokak müzisyenini görmek, dinlemek ve fotoğraflamak için sabırsızlanırım. Neyse ki, Avrupa şehirleri bu bakımdan çok ‘bereketli’dir. Mutlaka birkaç sokak müzisyeni ellerindeki klasik enstrümanlarla ortalığı şenlendirir. Keman, gitar veya akordeon çalanlara sıkça rastlanmakla birlikte bazen sokakta görmeyi hayal bile edemeyeceğiniz müzik enstrümanları da arzı endam etmektedir. Münih’in parke taşlı sokaklarında ansızın karşıma çıkıveren kuyruklu piyano gibi. Bildiğiniz kuyruklu piyano;  parlak siyah gövdesi, çakıl taşı gibi kaygan tuşlarıyla karşımda duruyordu. Derken, sıradan giyimli, saçları atkuyruğu bir adam piyanonun başına oturdu ve gelip geçenlere aldırmadan resitaline başladı. Gelip geçenlerin de ona pek aldırdığı yoktu ya, neyse. O an aklıma Joshua Bill ve Washington Metrosu’nda verdiği bedava konser hikayesi geldi.

En zengin sokak müzisyeni

ABD'nin Washington D.C. şehrinde, bir metro istasyonu. Soğuk bir ocak sabahı, siyah tişörtlü ve beyzbol şapkalı bir adam gelir ve kutusundan kemanını çıkarıp sokakta çalmaya başlar.
45 dakika boyunca Bach çalan sokak müzisyeninin önünden, işe gitme saati kalabalığı olduğu için, hesaplamalara göre binlerce insan geçer.
İlk üç dakika boyunca müzisyeni fark edip duraksayan sadece tek bir kişi vardır.
O da biraz yavaşlayıp durakladıktan sonra yoluna devam eder! Bir dakika sonra kemancının ilk bahşişi olan bir dolar, keman kutusuna bir hanım tarafından atılır. Hanım parayı attıktan sonra müziği dinlemeden yürümeye devam eder.
Müzisyenle en çok ilgilenen 3 yaşındaki bir oğlan çocuğu olur. Bir süre duraksayıp seyrettikten sonra annesi tarafından yola devam etmesi için aceleyle sürüklenir.
Devam eden dakikalarda kemancıyla en çok ilgilenen çocuklar olur. Çoğu seyredip, dinlemeye yeltenirler ama anne veya babaları buna izin vermez ve çocukları alarak yollarına devam ederler.
Kemancının çaldığı 45 dakika boyunca sadece 6 kişi durup bir süre müziği dinler.
20 kişi de keman kutusuna para atar.
Zaman dolduğunda kutuda 32 dolar vardır.
bunun da 20 dolarını bir kişi vermiştir.

3.5 Milyon dolarlık keman

Kemancı müziği bitirip toplanmaya başladığında herhangi bir tepki veya alkış olmaz.
Kimse gariban kemancıyı tanımamıştır ama o aslında dünyanın en iyi müzisyenlerinden sayılan ünlü Joshua Bell'dir ve elindeki 1713 yılı yapımı Stradivarius kemanın değeri de yaklaşık 3 buçuk milyon dolardır! Henüz iki gün önce Boston'da verdiği konserin biletleri ortalama yüz dolara satılmıştır ve günler önce bitmiştir! Joshua Bell, bu 45 dakikalık mini konseri, Washington Post gazetesinin bir deneysel araştırmasına yardım amacıyla vermiştir. Bu sosyal deney, insanların farkındalıkları, zevkleri ve öncelikleriyle ilgilidir ve bu amaçla uygunsuz bir saat ve kamuya açık bir alan seçilmiştir. Konu şudur: Acaba bu uygunsuz şartlarda güzelliği fark edebiliyor muyuz? Değerini anlayabiliyor muyuz? Ve yetenek, beklenmedik bir ortama yerleştirildiyse, onu algılayabiliyor muyuz? Yıllardır birçok tüketim ürününün paket ve sunuşuyla ilgili araştırmalar yapılır ve benzer sonuçlar çıkar. Paket tasarımı ve sunumu daha güzel olan ürün, ötekinin tıpatıp aynısı bile olsa, tüketici tarafından çoğunlukla "daha iyi" gibi algılanır.
Bu ilginç araştırma, 2008 yılında Washington Post gazetesine bir Pulitzer ödülü kazandırdı!

İlk sokak müzisyenleri kimler?

Tabii ki, Bremen mızıkacıları. Hani şu sahiplerine kızıp sokak çalgıcısı olmak için çiftliklerinden kaçan eşek, köpek, kedi ve horozdan kurulmuş dünyanın en eski ve en kötü müzik grubu. Ama olsun bizim çocuk kalbimizdeki yerleri başka onların.  Bremenlilerin de öyle olmalı ki, şehrin en önemli meydanına heykellerini dikmişler. Almanların masal ustası Grimm Kardeşler’in bu unutulmaz kahramanları Bremen şehrinin simgesi olmuş adeta. Yine aynı meydandaki çadır tiyatrosunda yıllardır bu masal sahneleniyor.

Charles köprüsünün kadrolu müzisyenleri

2004 ve 2006 yıllarında Çek Cumhuriyetinin başkenti Prag’ı ziyaret ettim. Bana göre en sıradışı yeri Vltava Nehri’nin üstündeki sayısız köprüden biri olan Charles köprüsüydü. Trafiğe kapalı olan köprünün üstünde sıralanan eşsiz güzellikteki heykeller turistlerin oldukça ilgisini çekiyordu. Ama bence köprüye ruhunu ve neşeli havasını veren asıl unsurlar yaz kış demeden burada sanatlarını icra eden müzisyenlerdi. Türkiye’ye döndükten sonra, 2004 kışında çektiğim Prag fotoğraflarına tekrar baktım ve oldukça şaşırdım. Charles Köprüsü’nün üstünde fotoğrafladığım müzisyenler aynı ekipti. 2006’da yazlık elbiseleriyle onları tanıyamamıştım. Demek ki bunlar, köprünün kadrolu elemanlarıydı ve yaz kış demeden köprüyü şenlendirmeye devam ediyorlardı. Bakmak ve görmek arasındaki temel farkı bir kez daha, yaşayarak anlamıştım. Eğer sizin de yolunuz bu aralar Prag’a düşerse mutlaka Charles Köprüsü’nden geçin ve oradaki bu ekibe selamlarımı iletin.

Ruhlarımıza gerçek gıda

Fast food çağında yaşadığımızın farkındayım. Dinlediğimiz müzikler de öyle, hepsi internetten indirme. Dijital olarak kaydedilmiş, hızla indirilen ve hızla dinlenip, tüketilen cinsten. Kulaklarımız canlı müziğe hasret kalmış. Canlı müziğin ahengini, renklerini, coşkusunu unutmuş. Müzik ruhun gıdasıdır derler ya, bizim ruhlarımız da dijital müzikle obez olmuş. İşte sokak müzisyenleri bunun için varlar. Bize gerçek müziğin lirizmini hatırlatmak ve sokaklarımızı şenlendirmek için oradalar. Size de tavsiye ederim, sokak müzisyenlerine kulak verin. Birkaç dakikanızı ayırıp onları dinleyin. Göz teması kurup manevi olarak ve şapkalarına birkaç bozukluk atarak da maddi olarak onları destekleyin.


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
RUHSAL OBEZİTE 01/03/2019
HASTALIK NASIL BAŞLADI? 01/02/2019
MÜHENDİSLİK Mİ YAZALIM TIP MI? 01/01/2019
BAMBU STRATEJİSİ NEDİR? 01/12/2018
EYVAH! YİNE Mİ SİYAH KUĞU? 01/11/2018
ENFLASYON HIRSIZLIK MIDIR? 01/10/2018
NEREDE KOPTUK? 01/08/2018
DÜNYAYI KADINLAR MI KURTARACAK? 01/07/2018
BERABER YAŞAMAYA MAHKUM MUYUZ? 01/06/2018
YA GELECEK GELDİYSE? 01/05/2018
BANKADAKİ PARALAR KİMİN? 01/03/2018
YAŞ MI, KURU MU? 01/01/2018
BİR MİLLET NASIL ÇÖKER? 01/12/2017
ELDEKİ KUŞ MU, DALDAKİ Mİ? 01/11/2017
MIAMI NERENİN BAŞKENTİ? 01/10/2017
PARA’NIN ŞİFRESİ ÇÖZÜLDÜ MÜ? 01/09/2017
KNİDOS’un AFRODİT’i Bulundu Mu? 01/08/2017
HİZMET BEDAVAYSA, ÜRÜN BİZ MİYİZ? 01/01/2017
ATALARIMIZIN SUÇU MU? 01/12/2016
MÜZİK DURACAK MI? 01/10/2016
SÖZCÜKLERİN KOKUSU VAR MIDIR? 01/09/2016
BİLGİ KONTROL EDİLEBİLİR Mİ? 01/06/2016
DEVLET NE İŞE YARAR? 01/05/2016
KÖMÜR KARASI MI? GÜNEŞ SARISI MI? 01/04/2016
‘DUBAİ OLMAK’ NE DEMEK? 01/03/2016
CUMHURİYET İYİ BİR FİKİR Mİ? 01/11/2014
KAZAKİSTAN UKRAYNA GİBİ OLUR MU? 01/10/2014
İSKENDERUN SİNGAPUR OLABİLİR Mİ? 01/05/2014
FUTBOLDA DEMOKRASİ OLUR MU? 01/04/2014
YAVUZ HIRSIZ EVSAHİBİNİ BASTIRIR MI? 01/03/2014
35 YILDA NE DEĞİŞTİ? 01/02/2014
TÜHH! SAVAŞ OLMAYACAK MI? 01/09/2013
ARSUZ UÇACAK MI? 01/07/2013
ÇARE‘SİZ’ MİSİNİZ? 01/06/2013
TUZ KOKARSA? 01/05/2013
FİYATI KİM BELİRLER? 01/03/2013
HALA GÖÇEBE MİYİZ? 01/02/2013
STRATEJİK DERİNLİK Mİ, VURGUN MU? 01/01/2013
MOZAYİK Mİ, ERİYİK Mİ? 01/12/2012
GOOD BYE ATATÜRK MÜ? 01/11/2012
GAZ MI FREN Mİ? 01/10/2012
İŞİNİZ Mİ VAR, MESLEĞİNİZ Mİ? 01/08/2012
ÖLEN Mİ SUÇLU, ÖLDÜREN Mİ? 01/07/2012
SUÇ KİMDE? 01/06/2012
İKİ GÜN DAYANAMADINIZ MI? 01/05/2012
BREZİLYA MI, ARABİSTAN MI? 01/04/2012
ZAYTUNG MU? 01/03/2012
DENEYİM SATMAK MI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı