Makaleler > Ebru BOZATLI > İNSÜLİN DİRENCİNE DİRENMEYİN, ÖNLEM ALIN..!

İNSÜLİN DİRENCİNE DİRENMEYİN, ÖNLEM ALIN..!

Ebru BOZATLI

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

İNSÜLİN DİRENCİNE DİRENMEYİN, ÖNLEM ALIN..!01/02/2019

              Kilo problemi olan veya olmayan birçok insanda karşılaştığımız bir rahatsızlıktan bahsedeceğim bu yazımda size. Konumuz İNSÜLİN DİRENCİ..! İnsülin, vücudumuzdaki birçok işlemi kontrol eden önemli bir hormondur.

İnsülinin vücuttaki şeker dengesinin ayarlanmasında çok büyük rolleri vardır. Aslında insülin normal ölçülerde salgılandığında vücuda canlılık verir. Ama salgı bozukluklarında diyabetten obeziteye, kalp damar hastalıklarından kansere kadar çok tehlikeli sağlık sorunlarına neden olabilir.

 Pankreas tarafından salgılanan insülinin ana rolü kanda dolaşan şeker miktarını düzenlemektir aslında ama her ne kadar kan şekerini düzenlemede etkili olsa da, yağ ve protein metabolizmalarını da etkiliyor. Hızla ve hemen kana karışan, saflaştırılmış ve rafine şeker içeren besinler kan şekerinde ani bir dalgalanmaya neden oluyor. Özellikle aç karnına unlu, tatlı şeyler yediğimizde kan şekerimiz hızla yükselir. Pankreas hemen harekete geçerek aşırı miktarda insülin salgılar. Çok kısa sürede yükselen kan şekeri yaklaşık yarım saat sonra fazla insülin salgısı yüzünden hızla düşmeye başlar. İşin kötü tarafı kan şekeri eski seviyesinin de altına düşer ve tekrar acıkırız. Üstelik canımız yine unlu, tatlı şeyler çeker. Bu nedenle kimse bir parça tatlı yiyerek dur diyemez. İşte bu döngü şeker bağımlılığını yaratır. Peki, insülin bu yeni gelen kalorileri ne yapar? Hemen yağa dönüştürerek depolar. Kanımızda yüksek miktarda insülin olduğunda, bedenimiz yakıt için yağ hücrelerine başvurmaya fırsat bulamaz. Ve yağ yakamayız. Ayrıca bu döngü uzun süre devam ederse, hücrelerimiz insülini görmezden gelmeye başlar. İşte bu duruma insülin direnci deniyor. Yani hücreler insüline karşı yanıt veremez hale geliyor. Kan şekeri yakılarak enerjiye dönüşemediği için, kişi yemek yedikten sonra bile kendini aç, dinlendikten sonra bile yorgun ve halsiz hissediyor. Bu durum Tip 2 diyabet olarak da biliniyor. Hücrelerin insüline direncini bilmeyen pankreas kan şekerini düşürmek için daha fazla insülin salgılamayı sürdürür. Fazla insülinde hem böbrek üstü bezlerinde hem de yumurtalıklarda daha fazla androjen üretilmesine neden olur. Ne kadar çok insülin salgılanırsa o kadar çok androjen üretilir. Bu da kadınlarda polikistik over sendromu denilen sorunları yaratıyor. Yani hepsi birbirini etkileyen bir zincir aslında.

        Yapılan bir çalışmaya göre obez bireylerin % 70’inin insülin direncine sahip olabileceği bildiriliyor. Ayrıca obez çocukların ve gençlerin üçte birinin insülin direncine sahip olduğu düşünülüyor. Bu rakamlar korkutucu gözükebilir fakat iyi haber şu ki insülin direnci yaşam tarzınızdaki basit değişiklikler ile büyük ölçüde iyileştirilebilir.

İnsülin direnciniz varsa tabi ki mutlaka beslenme uzmanı kontrolünde kilo vermeniz gerektiğini şiddet ve önemle hatırlatıyorum. Genel olarak karbonhidrat içeren besinleri tek başına tüketmeyip yanına süt veya yoğurt gibi protein kaynağı olan besinler eklemek kan şekerini kontrol altına almanıza yardımcı olur. Gün içerisinde en az 2 litre su içmek gerekiyor. Öğünlerinizde mutlaka protein kaynağı besinlere yer vermek şart. Ayrıca beyaz ekmek yerine tam buğday ya da light ekmekler tercih edilmeli. Tabiki çok uzun saatler aç kalmamak, en az 3 ana ve 2 ara öğün yapmak temel kurallar..! Kilo vermek isteyen insanların en çok kaçındığı besin yağ oluyor. Oysa bu doğru değil. Acıkmayı sağlayan şey, şeker ve insülin dengesidir. Biraz yağ bizi tok tutar. Ne kadar çok karbonhidrat tüketirsek o kadar çok ve çabuk acıkırız. Bu dengeyi düzelttiğimizde gerçek acıkma duygusunu yaşarız yani bedenin enerjisi tükenince açlık duyarız. Aşırı kilolu insanların açlık tokluk duygusunu bilmemeleri bu yüzdendir. Kilo kontrolü bu noktada çok önemli. Yüzde beşlik kilo kaybı bile insülin direncini büyük ölçüde kırıyor. Sofra şekerinden, tatlılardan, yüksek fruktoz mısır şurubu içeren meşrubatlardan, un, yağ, şeker üçlüsü ile üretilmiş paketlenmiş bisküvi, browni, cips, pasta, kurabiye, gofret gibi ürünlerden kesinlikle uzak durmak gerekiyor. Yine özellikle belirtiyorum ki; her hastalık kişiye göre değerlendirilmeli ve vücut bulgularına göre özel program çıkarılmalı.

Vücudumuz için de temel enerji kaynağı glikozun bulunması gerekir. Ancak bu glikoz, çayın içerisine atılan ve tatlıların yapımında kullanılan sofra şekeri olarak görülmemeli. Doğal besinlerden de bu şekeri elde edebiliriz. Örneğin meyvelerde fruktoz, sütte laktoz, tahıllarda nişasta gibi birçok doğal karbonhidratlar vardır. Kaynağı ne olursa olsun, vücut aldığı karbonhidratın nerden geldiğiyle ilgilenmez. Doğa insanlara meyveler, sebzeler, tahıllar veriyor. İnsanlarsa onları doğal olarak tüketmek yerine elmadan, buğdaydan tatlılar yapıyor. İşlenen ve rafine edilen un ve şeker gibi ürünler besleyici değerlerini kaybederek boş enerji kaynağı  haline geliyor. Halbuki endosperm denilen dış kısmının ayrıştırılmadığı kabuklu pirinç ya da tam buğday unu bizim günlük hayatımıza damgasını vuran beyaz pirinç ve beyaz ekmeğe kıyasla çok daha fazla protein, vitamin, mineral ve en önemlisi posa yani lif içeriyor. Dolayısıyla bu tür besinlerin tercih edilmesi kan şekeri, kolesterol ve kan basıncını istenilen seviyelerde tutmaya yardımcı oluyor. Dışkılama sayısını ve miktarını artırarak kabızlığı önlüyor ve kalın bağırsak kanserinden koruyucu etkiler içeriyor. O nedenle besin seçiminde rafine edilmiş ürünlerden olabildiğince kaçınmakta yarar vardır. Hazır şekerler vücutta hemen kana karıştığı için insülin hormonun salgısında bozukluklara neden olarak yanında birçok hastalığı da beraber getiriyor. Eğer ki sofra şekerinin eksikliği durumunda metabolizmamız sıkıntı oluştursaydı, diyabeti olan her kişiye tatlı önermemiz gerekirdi.

Bu yazımda sizlere insülinin vücudumuzdaki önemine ve genel olarak nasıl başetmemiz gerektiğini anlatmaya çalıştım. Yaşınız ve cinsiyetiniz ne olursa olsun ideal kilonuza ve sağlığınıza ulaşmak için hormonlarınızı tanımanız ve onların doğal yollarla çalışmasını sağlamanız gerekir. Erkek olun kadın olun, genç olun menopozda veya andropozda olan yetişkin olun, hormonlarımız kilomuzu ve sağlığımızı etkiliyor. O yüzden bu durumu uzman kontrolünde iyi yönetmek gerekiyor. Herkese sağlıklı ve formda bir ay diliyorum.

 


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
AMARANT DOSYASI 01/03/2019
İNSÜLİN DİRENCİNE DİRENMEYİN, ÖNLEM ALIN..! 01/02/2019
2019’DA YIL YİYELİM İÇELİM GÜZELLEŞELİM… 01/01/2019
2019’A HAFİFLEYEREK BAŞLAYALIM 01/12/2018
BU KIŞ METABOLİZMALARI UYUTMAYALIM 01/11/2018
EKİM AYI HEKİM AYINIZ OLMASIN 01/10/2018
SAĞLIKLI KURBAN BAYRAMI TÜYOLARI 01/08/2018
KARPUZ PEYNİR DİYETLERİ 01/07/2018
Diyet ürünlerden korkmalı mıyız? 01/06/2018
VÜCUDUNUZA ÇÖPLÜK MUAMELESİ YAPMAYIN..! 01/05/2018
Uyku Apnesi ve Obezite İlişkisi 01/03/2018
MUTLULUK İÇİN DOĞAL ANTİDEPRESANLARIMIZ 01/01/2018
KENDİMİZLE YÜZLEŞME AYI ARALIK AYI 01/12/2017
Dost Bakteriler..: Probiyotikler 01/11/2017
KADINLARIN KABUSU..: Polikistik Over Sendromu (PKOS) 01/10/2017
BİTKİLERİN GİZEMLİ DÜNYASI 01/09/2017
SAĞLIKLI KİLO VERMENİN İPUÇLARI 01/08/2017
Paketli Gıda Dosyası.. 01/01/2017
YEPYENİ BİR YIL DAHA.. 01/12/2016
D VİTAMİNİYLE GRİPTEN KORUNUN..! 01/11/2016
İkinci beynimiz..Bağırsaklar..! 01/10/2016
Kurban Bayramında Sağlığınızı Kurban Etmeyin..! 01/09/2016
KARPUZ PEYNİR İKİLİSİ..! 01/07/2016
BAYRAMA ADAPTASYON DİYETİ 01/06/2016
Rahmani bir temizlik harekâtı..: ORUÇ! 01/05/2016
Bahar Yorgunluğuna Bahar Temizliği... 01/04/2016
GOJİ BERRY DOSYASI.. 01/03/2016
ÇOCUĞUNUZ İÇİN BESLENME STRATEJİLERİ 01/11/2014
YAZ DİYETLERİ HOŞGELDİ..! 01/05/2014
VİTAMİN TAKVİYELERİNE DİKKAT EDİN.. 01/04/2014
ALKALİ DİYET HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR.. 01/03/2014
SODA MI MADEN SUYU MU? 01/02/2014
EKMEK YEMEKTEN KORKMAYIN.. 01/10/2013
Şeker Tadında Bir Bayram İçin Beslenmenize Dikkat Edin.. 01/07/2013
RAMAZAN AYINDA SAĞLIKLI BESLENMEYE DAİR 01/06/2013
DİYET ÜRÜNLERİ VE DİYABETİK ÜRÜNLERİ KARIŞTIRMAYIN 01/08/2012

Ziyaretci Sayısı