Makaleler > Seval KİRMİT > YENİLENEBİLİR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ENERJİ MODELLERİ

YENİLENEBİLİR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ENERJİ MODELLERİ

Seval KİRMİT

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

YENİLENEBİLİR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ENERJİ MODELLERİ01/02/2019

George Vernon Hudson adını hiç duydunuz mu?

Kendisi dünyanın en ünlü Entomolog’u dur, yani Türkçe karşılığı ile böcek bilimcidir.1800’lü yıllarda yaşamış bir böcek bilimci ilginizi ne kadar çeker; bilmiyorum ama bu ayki yazım için önem taşıdığını söyleyebilirim.

Entomolog olarak tanınmasına karşın, aynı zamanda bir astronom olan Hudson, kendi döneminde iyi bir bilim adamı olmasının yanı sıra maalesef ki geçimini sağlayabilmek için postanede çalışan sıradan bir memurdu aynı zamanda. Bir yandan postanede vardiyalı olarak çalışmaya devam ederken bir yandan da vardiya aralarında yaşadığı ortamdan böcek toplamaya devam ediyordu. Böcekler ve doğa en büyük tutkusu idi. Ekvatorun güneyinde ılıman bir iklime sahip ada ülkesi olan Yeni Zellanda’da yaşıyordu. Güney Pasifik okyanusunun ortasında adeta cennetten kopma bir adada doğaya olan tutkusu gün geçtikçe artıyordu.

Vardiyalı olarak çalışması sayesinde vardiyadan arta kalan zamanda böcek toplamak için zaman bulabilmesi, gün ışığının değerini fark etmesini sağladı.

Bu fark ediş sayesinde 1895'te, Wellington Felsefe Cemiyeti'ne bir makale sunarak iki-saatlik gün ışığı tasarrufu değişikliğini önerdi. Ve bu makalesinin Yeni Zellanda’da büyük ilgi ile karşılanmasından sonra bunu 1898 yılındaki makalesi takip etti. Her ne kadar iki saatlik talebi kabul görmese de daha sonraları düzenleme 1 saat olarak uygun bulundu ve uygulandı.

İlk olarak Hudson ile gündeme gelen ileri saat uygulamasında amaç gündüz güneş ışığından daha uzun süre yararlanarak doğa çalışmalarını sürdürebilmekti.

Hudson’nın amacı evde geçirdiği süre içinde harcanan enerjiden ziyade gündüz süresi boyunca doğada geçireceği zaman süresini uzatabilmekti.

Zaten, Edison’un ilk elektrik ampulünü 1879’da icat ettiğini ve ardından 1881 yılında ilk elektrik üretim merkeziyle elektrik dağıtım şebekesini New York’da kurduğunu, elektriğin sanayide ve evlerde yaygın olarak ilk kez kullanılmaya başladığını hatırlayacak olursak böylesi bir icadın kullanımı henüz daha yaygınlaşmadan tasarrufundan o yıllar için söz edilemezdi. Ta ki 1.Dünya savaşı yıllarına dek.

 1. Dünya Savaşı'ndan sonra yıkıma uğrayan Avrupa, enerjiden tasarruf için gün ışıma dilimlerine göre saatlerini ayarlamaya karar vermişti. Böylece elektrikten elde edilecek tasarruf ile çok büyük kalkınmalar olabilecekti. Bu sebeple zaman içinde Avrupa’da birçok ülke biz de dâhil olmak üzere saatlerini yılın belli aylarında yeniden ayarlamaya başladı.

 Her ne kadar dünyadaki çoğu ülkede var olmasa da, yaz saati uygulaması daha çok yüksek enlemlerde sık rastlanan bir uygulamadır. Bunun amacı günün aydınlık saatlerini, insanların uyanık oldukları zamana uydurmak, dolayısıyla evlerde ve sokaklarda yanan lambalar için gerekli enerjiden tasarruf sağlamaktı.

Hatırlayacağınız üzere Dünya’nın sahip olduğu eksen eğikliğinden dolayı gece ve gündüz süreleri Ekvatordan kutuplara doğru farklılaşır. Bu fark Kutup noktalarında 6 aya ulaşır.6 ay boyunca hep gece ya da hep gündüz zor olsa gerek. Ekvatorda ise gece ve gündüz süreleri 12’şer saat olmak kaydıyla hep eşittir. Yani ekinokstur. Dolayısı ile ileri geri saat ayırımı yapmak zorunda kalmazsınız.  

36 ve 42 derece Kuzey enlemlerde yani Orta enlemlerde yer alan bir ülkenin Çocukları olarak, bizlere de okullarda yaz ve kış saat uygulamasının nedenleri anlatılırken, en kestirme yoldan elektrik enerjisinden tasarruf sağlamak olarak açıklamalar yapılırdı. Yaz saati uygulaması yapan ülkeleri incelediğimizde bunların daha çok orta enlemlerde yer aldığını görürüz. Dünyanın eksen eğikliğine bağlı olarak buralar mevsimlerin en belirgin olarak yaşandığı yerlerdir.

Yaz saati uygulamasıyla, akşam saatlerinde en yüksek değerine ulaşan enerji talebinin azaltılması hedeflenir.Enerji bakanlığının yaptığı açıklamaya göre bu uygulama sayesinde, her yıl, “orta ölçekli” bir hidroelektrik santralinin yıllık üretimi kadar tasarruf sağlanırmış ki, bu da yıllık 500-600 milyon kilovat saat’e denk gelirmiş.

 

 Elbetteki amaç enerji tasarrufu sağlamaktır, ancak bu sebep gelişen teknoloji ile bence genel geçerliliğini yitirdi. Her ne kadar uygulamanın ilk hedeflerinden biri akşam saatlerindeki aydınlatma enerjisini kısmak olsa da, günümüzde çağdaş ısıtıcı ve serinletici cihazların kullanımının yaygın olması evlerde ve iş yerlerinde kullanılan teknolojik cihazların sayısının her geçen gün artması ile beraber amacından sapmaya başladı. Öyle ki, 20. yüzyıl başlarında elektrik temel olarak aydınlatmada kullanılıyordu. Ancak 21.yüzyılda Teknolojik gelişmeler yeni elektrik kullanım alanları yaratınca buradan elde edilen tasarruf da azaldı. Bizim gibi gelişmekte ve sanayileşmekte olan ülkelerde Gün ışığından tasarrufun elektrikle alakası kalmadı çünkü gece de, gündüz de olsa çoğalan sanayi kuruluşları elektrik enerjisini harcamaya devam etti.

Benim şahsi fikrim,enerji tasarrufunun yanı sıra güneş,rüzgar,dalga akıntıları,termal kaynaklar vb gibi yenilenebilir enerji kaynakları bakımından son derece zengin ülkemizde üretilen elektriğin desteklenerek yaygınlaştırılmasıdır.Özellikle dünya son yıllarda güneş enerjisinin yanı sıra dalgaların dip akıntılarından ve rüzgar enerjisinden sıkça söz etmeye ve bu alanlarda yoğunlaşmaya başladı.Bulunduğumuz coğrafi konumun özelliklerini de göz önünde bulunduracak olursak bu konulara yapılacak yatırımların oldukça mantıklı olduğu yönünde bilim adamları hem fikir.Ülkemizde rüzgar tiribünleri sayısı artmakta ve bu enerji üretim modeline olan ilgi sadece devletle sınırlı kalmayıp iş adamlarının ve dolayısı ile özel sektörün de gündeminde yer etmekte hatta tribün sahibi firma sayısı artmaktadır.Uzağa gitmeye gerek yok ilimizde yer alan rüzgar tribünlerinin özel sektöre aitliği herkes tarafından bilinmektedir.Geçtiğimiz günlerde hatay ilimizin Samandağ ilçesinde özel sektöre ait olan bu tribünlerden birinde çıkan yangın sonucunda kullanılamaz hale geldiğini basından öğrenmiştik.Her ne kadar enerji modelinin kendisi yenilenebilir olsa da tribünlerin de belli bir kullanılma ömrü olduğunu ve bunların yenilenebilir olması gerektiğini bu yaşanan talihsiz olayla anlamış olduk.Demek ki her enerji çeşidi,üretildiği şekline uygun olarak ciddi bakım donanım alt yapı ve kontrol gerektiriyor ki sürdürülebilirliği sağlansın.Doğanın ve temiz çevrenin sürdürülebilirliği sağlam dayanağı ve alt yapısı olan yenilebilir enerji kaynakları ile mümkündür.Yazının bir bölümünde dalga akıntılarından elde edilen enerjiden söz ettim.Ama bu konunun uzmanı sevgili dostum ,İskenderun Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr.Abdulla Sakallı beyefendidir.Bir iklim bilimci olarak sayın Abdulla Sakallı’nın benim gibi eğitimini coğrafya üzerine almış bir doğa severe katkıları büyüktür.Aynı dergide yazıyor olmaktan gurur duyduğum kalemdaşıma saygılar sunar bu konu ile ilgili açıklamalarını heyecan ve merak içinde beklediğimi ifade etmek isterim.   


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
YENİLENEBİLİR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ENERJİ MODELLERİ 01/02/2019
CENNETTEN BİR KÖŞE 01/01/2019
Teşekkür 01/12/2018
SAKİN ŞEHİRLER 01/11/2018
MUTLULUĞUN REÇETESİNİ VERİYORUM 01/10/2018
BAŞKANIN ADAMLARI 01/08/2018
GERÇEK Mİ,RÜYA MI? 01/07/2018
Kadınlar hayatta en çok ne ister? 01/06/2018
ZAMAN SİZİN İÇİN NE İFADE EDİYOR? 01/05/2018
BİR DENİZ YILDIZI MASALI 01/03/2018
ULU AĞAÇLAR 01/01/2018
CEVİZ 01/12/2017
“OKU” 01/10/2017
Neden V şeklinde uçar yaban kazları? 01/09/2017
İNSAN OLMAK ÇOCUKKEN ÖĞRENİLİR! 01/08/2017
İlişkilerde asıl mesele doğru frekansı bulabilmekte mi? 01/01/2017
EGONUZA YOL VERİN 01/12/2016
Eğitim şart mı? 01/11/2016
GELECEĞİ BİLEBİLİR MİSİNİZ? 01/10/2016
ÖZGÜR TÜRK MİLLETİ 01/09/2016
SAKİN ŞEHİRLER 01/06/2016
CENNETTEN BİR KÖŞE 01/05/2016
HAYAT SENDEN TEK BİR DİLEĞİM VAR 01/04/2016
ATATÜRK MODELİ FABRİKA 01/03/2016
Tutkularınızı izleyebiliyor ve düşlerinizi yaşayabiliyor musunuz? 01/10/2014
UZAK DOĞUDAN ANADOLUYA YOLCULUK 01/05/2014
MARDİN KAPI ŞEN OLA 01/04/2014
ARTIK HERKES MÜTAHİT 01/03/2014
İNKA FELSEFESİ 01/10/2013
BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ? 01/09/2013
UNESCO Dünya Kültür Listesi 01/07/2013
BEN BİR GARİP AĞACIM GEZİ PARKINDA 01/06/2013
BİR İLERİ BİR GERİ 01/05/2013
KANDIRDIK ÖZÜR DİLERİZ! 01/04/2013
KADINLAR GÜNÜ 01/03/2013
Caillou Neden Kel? 01/02/2013
A SINIFI HASTANE- A SINIFI HİZMET 01/01/2013
VEDA 01/12/2012
HATAY MARŞI 01/11/2012
SÜMERBANK’I NASIL BİLİRDİNİZ? 01/10/2012
ŞİMDİ OKULLU OLDUK 01/09/2012
TANRILARIN DAĞI 01/08/2012
Neden V şeklinde uçar yaban kazları? 01/07/2012
ADININ SEZERYAN KOYDUM 01/06/2012
HATAY' DA REFERANDUM 01/05/2012
AŞİL TENDONU 01/04/2012
KADINLAR GÜNÜ 01/03/2012
GÜNEŞSİZ ANTALYA 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı