Makaleler > Recep EKİNCİ > İYİLİK YAP DENİZE AT, BALIK BİLMEZSE HALİK (YARADAN) BİLİR

İYİLİK YAP DENİZE AT, BALIK BİLMEZSE HALİK (YARADAN) BİLİR

Recep EKİNCİ

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

İYİLİK YAP DENİZE AT, BALIK BİLMEZSE HALİK (YARADAN) BİLİR01/01/2019

İnsanlar Çağlar boyu belli bir amaç için yaşamışlardır. Bazı, insanlar her daim kötülüğe maruz kaldıkları için sürekli kötü düşünür ve kötülük yaparlar. Bazı insanlarda kötülüğe maruz kalsalar dahi; iyilik elçileri gibi her daim iyi düşünür ve etraflarına iyi davranarak, huzur ve mutluluk yayarlar. Bu davranışlar kişinin kötülüğe veya iyiliğe maruz kalmalarından çok, aile ve kişisel (Epigenetik) davranış biçimlerini yansıtır.

İyi düşünmek, doğru ve dürüst davranmak bir ve tektir. Kötü düşünmek ve kötülük yapmak bir ve tek olmayıp birden çok versiyonu içinde barındırır.

Doğruluk ve dürüstlük (güzel davranmak) insanın bozulmamış doğal halidir. İnsan davranışlarını bozan ise; ailesel (epigenetizim), çevresel, maruz kaldığı davranışlar ve en önemlisi, dünya hayat mücadelesinde, yenik düşmek veya yenik düşeceği kaygısını taşıyor olmasıdır.

İnsanların her türlü kötü niyet ve davranışlarına karşı iyilik düşünmesi, iyilik yapmayı hatta kişisel kötülük yapana dahi iyilik yapmayı yılmadan usanmadan sürdürmeli. İyilik yaparak kötülük yapanların sayısını azaltabiliriz, iyilik yapanların sayısını çoğaltabiliriz. İyi düşünüp iyilik yaparken (enayi durumuna düşmeden) iyiliği bir menfaat için, bir karşılık beklemek için yapmamalı. İyilik ancak, iyiliği yaygınlaştırmak, emsal teşkil ettirmek için yapılmalı.

Bunca iyilik yapılmasına rağmen, karşıdakilerin kötülük yapma girişimleri, iyilik yapana maddi, manevi bir zarar vermez. Olsa olsa kötülük yapana ve kötü olanlara maddi-manevi zarar verebilir. Hiçbir kötü davranış iyiliğe zarar veremez ve yerini alamaz. Kaldı ki; iyilik düşünen ve iyilik yapanın biyolojik bedeninde farklı kimyasal oluşumlar meydana gelmektedir. İyilik yapan hatta iyilik düşünen (iyilik yapmışçasına) kişinin bedensel biyolojik yapısında Şöyle olumlu oluşumlar meydana gelir; Beyin hipotalamusu, hipofiz bezine endorfin, serotonin (mutluluk ve iç huzur) ve melatonin (uyku hormonu) sentezlemesini emreder. Sentezlenen bu üç hormondan dımetiltriptofan oluşur. Bu hormondan da GROWTH (büyüme, yenilenme) hormonu meydana gelir. Kişinin iç huzurlu, mutlu ve güzel uyuması ile oluşan growth hormonu meydana gelerek, kişinin daha sağlıklı ve genç kalmasını Sağlar.

Bu nedenle çocuklar (çocuklara uyusun da büyüsün) uyuduğunda, Growth hormonu sentezlenerek çocukların büyümesi gelişmesi sağlanır.

Tüm iyilikler insanın; mutlu, huzurlu ve en önemlisi sağlıklı olmasına, (kanser ve benzeri illet hastalıklardan korunmasına) VESİLE OLUR.

Bunun aksi olan kötü düşünen, kötü davranışlar sergileyen, kin ve nefret duygular besleyenlerde; Öfke patlaması yaşayan kişilerde ise hipotalamus hipofiz bezine emirler yağdırırcasına; beyin bariyerini kapatması için lesitin sentezlemesini emreder. Sentezlenen lesitin beyin çevresindeki bariyeri oluşturarak, beyni olabilecek olumsuz gelişmelerden korumaya alır. Beyin bariyerini kapattıktan hemen sonra; böbrek üstü (adrenalin) bezine, adrenalin ve noradrenalin hormonları salgılanmasını emreder. Adrenalin bezinde sentezlenen adrelain ve noradrenalin hormonları kana karışarak, başta kalp olmak üzere kalpte çarpıntıya neden olur.

Eklemlerin daha aktif olabilmesi için adrenalin eklemlerde birikir. Bedende, güç ve kuvvet oluşur. Ancak oluşan güç ve kuvvet beyin tarafından yönetilemez çünkü beyin bariyerini kapatmıştır. Beyin görevini orbital kortekslere (yalancı beyine) devretmiştir. Bu nedenle bedendeki, güç ve kuvvet ‘’kontrolsüz bir güç olarak’’ Şuursuzca kullanma dönüşecekdir.

Kısacası; adrenalin, noradrenalin, aldosteron ve kortizol denilen hormonların kanda ve bendende fazla oluşumu, başta kalp hastalıkları, kan hastalıkları olmak üzere beyin hücre yıkımına ve kötü hastalıkların oluşmasına ortam hazırlayacaktır.

Kötü düşünmek ve kötülük yapmak insanı, itibarsızlaştırır, sosyal çevrede güvensiz yapar, en önemlisi de kendi(epigenetik,irsi olarak)çocuklarına ve çevresine kötü örnek olarak, kötülük yapmış olacaktır.Dosttan çok düşman sahibi olacaktır.

KOZMIK YASASI

‘’Enerjiler neşrolduğu kaynağa, katlanarak geri döner’’. Kin ve nefret duyguları öfkeyi doğurur, öfkede kötülüklerin anasını oluşturur.

İnsan öfkelenip kötülük yaptığı, hatta düşündüğü anda; beyin beta (kötü) dalgasını yayar.

Diğer taraftan negatif enerji oluşturur. Beta dalgası ve negatif enerji, insan bedenine birçok olumsuzlukların yanı sıra, hastalıkların başlamasına, var olan hastalıkların daha da kötü sonuçlar doğurmasına, en kötüsü de; lenf bezlerinin (bağışıklık sisteminin) hastalanmasına neden olur. Lenf bezleri tüm vücudumuzu tüm hastalıklardan (mikrop ve virüslerin yaşamasını, çoğalmasını engelleyerek) korurlar.

İyilik düşünen, iyi olanlarda ise beyin otonom olarak alfa dalgası (faydalı enerji) yayarlar.

Diğer taraftan beyin pozitif (sağlıklı) enerji neşreder. Beyin alfa dalgası ve pozitif enerji neşrettiğinde, ruh ve biyolojik bedenimiz daha sağlıklı ve daha genç kalacaktır.

Biyolojik bedenimizin zaruri ihtiyacı olan serotonin, dopamin ve oksitosin hormonları sentezlenecektir. Serotonin, dopamin ve oksitosin; akıl, beyin ve beden sağlığımız için çok önemli üç hormondur.

İyilik düşünüp, iyilik yapan hem bedenine, hem de çevresine (tüm canlılara) faydalı olurken, kötü düşünüp, kötülük yapanlar hem bedenlerine, hem de çevresindeki canlılara zarar verecektir.

Kaldı ki; iyi olanın hiç kimseye maddi, manevi borcu olmazken, her daim alacaklı, affedilmeye muhtaç değilken; kötü olanın ise aile ve çevresindekilere her daim borçlu ve her daim affedilmeye muhtaç biri olacaktır.

·         İyilik düşünen, iyilik yapan; biyolojik, akıl ve ruhsal bedenini sağlıklı kılar.

·         Kötülük düşünen, kötülük yapan ise biyolojik, akıl ve ruhsal bedenine, hastalık davet eder.

·         Af eden (iyilik yapan) yücedir,

·         Affedilen (kötülük yapan) cücedir,

·         En (affeden) yüce olan ise Allah’tır.

HZ. MEVLANA’DAN KISSADAN HİSSE BİR HİKÂYE

Hz. Mevlana bir Cuma günü, Cuma namazından sonra müritleri ile birlikte dergâha doğru giderken; duvar dibinde yarı sızmı birine (Selamün Aleyküm diye) selam verir ve yürümeye devam eder. Sarhoş olan zat, bu selamın bana mı diyerek seslenir. Hz. Mevlana da Allah’ın kulu olan sana, Allah’ın selamını verdim” der.

Sarhoş, Hz.Mevlana gibi evliya birinin kendini adam yerine koyarak Allah’ın selamını vermesine hem çok şaşırır, hem de çok duygulanır.

Sarhoş; Aleyküm Selam ve Rahmetullah diye karşılık verir ve hayrola böyle telaşlı telaşlı nereye gidersiniz der.

Hz.Mevlana ile yürümekte olan müritler sarhoşun ayağa kalkıp Hz. Mevlana’ya doğru yürüdüğünü görünce, önünü keserek durdururlar.

Hz.Mevlana, cevap verir; dergâha öğle yemeği yemeye gidiyoruz, hadi bizimle sende gel, Allah ne verdiyse, birlikte yiyelim der.

Müritlerden biri; Hocam size karışmak haddimize değil ama bu şahıs hem sarhoş, hem hırsız, hem edepsiz hem de dinsiz (zerdüş) biri, toplum tarafından sevilmeyen dışlanmış kötü birini dergâha davet etmeniz ve üstelikte sofranızı paylaşmanız, başta bizler olmak üzere toplum tarafından kabul görmez(kınanır) diye itiraz ederler.

Hz.Mevlana bu sözlere karşı şu sözleri söyler; Dinsiz diyorsunuz, Allah’ın selamını alacak ve verecek kadar iradeli ve inançlı, beni ve sizleri tanıyacak kadar çevresindekilerle ilgili, Kaldı ki davet ettiğin sofra benim değil. Allah’ın bizlere rızık olarak verdiği yiyeceklerle donatılmış Allah’ın sofrası, dergah ise böyle yolunu, inancını yitirmişlerin yollarını ve Allah’ını bilmeleri ve bulmaları için hazırlanmış bir Makan, ibadet yeri, kaldı ki sizlerde bu zaat gibi yolunu yitirmiş inancını kaybetmiş kişilerdiniz de, bu dergah vesile oldu da, yolunuzu, inancınızı bulmadınız mı?

Allah bu dergâh’ı bizlere geçici dünya saltanatını yaşayalım diye vermedi, bu dergâhı (Allah’ı bilen ahrete hazırlananlar zaten hazırlar. Bizim onlarla işimiz yok), ahret saltanatına hazırlanalım, hazırlayalım diye verdi.

Bizler de bu dergâh da, böyle insanları dünya nimetlerinden, ahret nimetlerine hazırlayalım diye görevlendirildik, Kınamayı, kibiri bırakında Şu zavallı sahipsiz, sarhoşu sahiplenelim de sahibine (Allah’a) hazırlayalım, belki bu davranışlarımız sayesinde, Allah’tan sevap kazanır da ahrette Allah’ın cennetine girmemize vesile olur der.

Müritler sarhoş kişiyi de yanlarına alarak, dergâh’a giderler, onunla aynı sofra da yemek yer, sohbet ederler.

Sarhoş o günden sonra içki içmez, kötülük yapmaz hatta dergâhtan hiç dışarı çıkmaz. Zaman içinde örnek, faydalı bir insan olarak dergâhın hizmetine dâhil olur.

Bir Cuma sabahı Hz. Mevlana müridi karşısına oturtur ve sonra; Nasılsın der?

Mürit; Başta siz olmak üzere diğer müritler ve bu dergâh sayesinde, Allah’ın herkesin Allah’ı olduğunu, dinin hepimiz için gönderildiğini, Allah’ın iyi kötü kul (hak eden etmeyen) ayırımı yapmaksızın, her canlıya ayrı ayrı rızık verdiğini, ahlaklı ve dürüst olmanın ne kadar güzel ve hayırlı olduğunu, özellikle de bu dünya da yapılan ve düşünülen tüm iyilik ve kötülüklerin ahrette karşılığının olduğunu, Allah’ın tüm kullarına iyiliği ve dürüstlüğü tavsiye ettiğini, kötülük ve ahlaksızlığı ise nefsimizin ve Şeytanın tavsiye ettiğini öğrendim der.

Hz.Mevlana, O Cuma hutbesinde; İYİLİK VE KÖTÜLÜĞÜN Fayda ve zararlarını bu örneklerle anlatır.

 


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
İYİLİK YAP DENİZE AT, BALIK BİLMEZSE HALİK (YARADAN) BİLİR 01/01/2019
GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMA (GDO)’LARIN CANLILAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ 01/12/2018
GEÇMİŞTEN GELEN TRAVMATİK MİRAS EPİGENETİZİM 01/11/2018
SAĞLIKLI YAŞAM KAYNAĞIMIZ MİTOKONDRİ VE GLUTATYONLAR 01/10/2018
ANAYURT GÜVENLİĞİ BİLGİ SİSTEMLERİ VE GÜVENLİĞİ 01/08/2018
ANAYURT GÜVENLİĞİ SİPER SAVAŞLARDAN-SİBER SAVAŞLARA 01/07/2018
ÇAĞIN YENİ NESİL BİTKİ VE ÜRÜNLERİ 01/06/2018
GÖRSEL GELENEKSEL HASTALIK TEŞHİSLERİ 01/05/2018
KOLESTEROL MÜ TRİGLİSERİD Mİ? 01/03/2018
YEDİNİN KERAMETİ, SAĞDAN SOLA DÖNÜŞÜN-TEVHİT (BİRLEŞİK) UYUMU 01/01/2018
SOSYALLEŞMEYİM DERKEN- MOSSAL LEŞME! 01/12/2017
MÜZİĞİN KİMYASI 01/11/2017
TİROİT HORMONU VE GUATIR MİRASIMIZ 01/10/2017
KADININ KALICI MİRASI 01/09/2017
MASKELİ (BALO) DEPRESYON ÇAĞI 01/08/2017
TİMÜS BEZİ VE VAGUS NERVE AKTİVASYONU 01/01/2017
EKLEM AĞRILARI VE ÇÖZÜMÜ 01/12/2016
BİLİŞSEL GELİŞİM VE ONARIM 01/11/2016
ASETALDEHİT–CANDİDE MANTARLARI 01/10/2016
GLUTAMAT (E 621) VE MULTİPLE SCLEROSİS HASTALIĞI 01/09/2016
SURFAKTAN VE AKCİĞER SAĞLIĞI 01/07/2016
İNSAN SAĞLIĞINI BOZAN PARABEN VE FORMALDEHİT 01/05/2016
ŞEKER (DİYABET) HASTASIYSAN GURMAR (GYMNEMASYLVESTRE) BİTKİSİ KULLAN(MALI)SIN 01/04/2016
TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLERİMİZ NİHAYET KORUMA ALTINA ALINIYOR 01/03/2016
HAC DEMEK ARAFAT DEMEK YAŞARKEN MAHŞER YERİNDE BULUNMAKTIR. 01/11/2014
ULTRASONİK (ÖTEKİ) SESLER 01/10/2014
ÖFKE-SİZ HAYAT 01/05/2014
DUYGUSAL BEDENİN BİYOLOJİK BEDEN ETKİLEŞİMİ 01/03/2014
BiZiM AKiL iNSANLAR 01/10/2013
SUBLİMİNAL BİLİNÇALTI ZEBANİSİ 01/09/2013
ÜMİT VAROLUŞTUR 01/07/2013
DEĞİŞİMİN DİĞER ADI: YA EVRİM NİTELİĞİNDE YADA DEVRİM 01/06/2013
GERÇEKLERİ GÖREN GELECEĞİNİ BİLEBİLİR 01/05/2013
CEFA ÇEKENLERİN ZEKASI YENİ NESLİN AKLI 01/04/2013
EMPATİK SAHAVET HATAY’LI 01/03/2013
SİPER SAVAŞLARINDAN SİBER SAVAŞLARA 01/02/2013
KYOTA PROTOKOLÜ ASRIN SAADET ZİNCİRİ KARBON KREDİ SERTİFİKASI 01/01/2013
SUNİ DÜŞMANLIKLAR SUNİ BİRLİKTELİK DEMEKTİR 01/12/2012
SADAKAT VE VEFA KAPTAN ALEX Mİ? KAPTAN LEVENT Mİ? 01/11/2012
RAHAT EDECEKSEN FEDAKÂRLIĞA HAZIR OL 01/10/2012
KÜSKÜNLER FARKINDALIK YARATANLAR 01/08/2012
ŞEVKÂT VE SEVGİNİN BEŞİĞİ SEVGİ – HUZUR EVLERİ 01/07/2012
HAYALLER TESELLİ BAŞARI GURUR GERİSİ İNKÂR GETİRİR 01/06/2012
İSKENDERUN’U HAYALİ CAZİBE MERKEZİ YAPANLAR HAYAL SATANLAR 01/05/2012
MEDENİYET DEDİĞİN ERKEĞİ DİŞİ YAPAN CANAVAR 01/04/2012
ÖLÜMSÜZLÜĞÜN SİMGESİ ESERLER ERDEMLİ AKİL İNSANLAR 01/03/2012
HUZURA ERMEK İÇİN KENDİNİ GÜNCELLE 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı