Makaleler > Uğur KANTEKİN > KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI

KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI01/11/2018

Kadın ile erkeğin beyinsel ve davranışsal olarak farklı olduğunu belirten Prof. Dr. Sultan Tarlacı, kadınların evrensel şefkate önem verirken, erkeklerin adalet ve dürüstlük kavramı ölçülerini esas aldıklarına dikkat çekiyor.

Empati kurma yeteneği açısından kadın ile erkek farklı beyin örüntüsüne sahip. Kadınların empati duygusu ile başkasının acısını daha iyi anlayabildiğini belirten Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Dünyayı yöneten erkekler, azıcık kadın beyinli olsaydı, dünya daha yaşanılır bir yer olurdu herhalde” diyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, kadın ve erkek beyninin farklı şekilde çalıştığına dikkat çekti.

Genel anlamda kadın-erkek eşitliği açısından, kişilere eşit fırsatlar sunulması gerektiğini ve kadınlar ile erkeklerin beyinsel ve davranışsal olarak farklı olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: Hepimiz kadınların daha duygusal erkeklerinse mantıksal kararlar aldıklarını biliriz. Bu konuda şöyle hayali bir öykü oluşturabiliriz:

     “Berber Ahmet’in karısı ölmektedir ve eşinin hayatını kurtaracak bir ilaç vardır ama bu ilaç çok pahalıdır. Ahmet’in de ilacı alacak parası maalesef yoktur. Eczaneye gider, eczacı Ayşe’ye bu durumu anlatır ve “Param yok” der. Bu durumda eczayı Ayşe ne yapar? Ya da diğer bir soru olarak bu durumda berber Ahmet ne yapmalıdır? Eczacı kadın ilacı karşılıksız verir mi? Vermezse berber Ahmet’in çizeceği yol ne olabilir? Satırları okurken herkesin bir senaryo oluşturduğunu varsayalım. Ama olaya cinsiyetler açısından bakıldığında, ikilem durumlarında kadın ve erkeklerin tepkileri farklı olmaktadır.”

Bu tür ikilemler erkeklerin önüne geldiğinde kararlarını ilacı çalmak-çalmamak, hayat kurtarmak-kurtarmamak, mala mülke değer vermek arasındaki somut kavramlar üzerinden ele alırlar. Kadınlar ise verilecek kararın insanlar arasındaki kişisel ve duygusal bağları nasıl etkileyeceği açısından değerlendirirler. Erkek ve kadınlar böyle bir çatışmada, içlerinde farklı sesler algılarlar.

Kadınlardaki kararlar, başka insanları önemseme ölçüsünde güdülenirken, erkeklerde ise davranış somut bir kavram olan adalet üzerinden şekillenir. Bu durumun sinirsel beyin temelindeki yapı yine empati kurma becerisidir. Genel olarak tüm kültürlerde kadınlar savaş ve avlanma gibi şiddet içeren etkinliklerde yer almazlarken genelde savaşçı askerlerin tümü tarihte erkeklerdir. Çocuk ve hasta bakımı gibi daha özverili işlerde sabırla çalışırlar.

Kadınlar evrensel şefkate önem verirken, erkekler adalet ve dürüstlük kavramı ölçülerini esas alıyorlar. Bu, erkek ve kadın beyinlerindeki empati farklılığının bir gerçeğidir.

 Bir kadın dürüst olmayan birisini cezalandırabilir ama onun acısını da paylaşabilir. Erkek ise acısını paylaşmadan onu cezalandırır. Bu anlamda kadınların asker veya kanun uygulayıcıları olmaları duygusal empati kurma yüksekliklerinden dolayı sakıncalı görülebilir. Ancak farkı baştan kabul eden bir kadın için, erkek gibi bir değerlendirme yapmak zor değildir.

Erkekler daha çok iyi insan ile empati kuruyor. Bilim insanlarının yaptıkları araştırmalarda, iyi insanları acı içinde görmekle kötü insanları acı içinde görmek arasında nasıl bir beyinsel çalışma farklılığı olduğunu araştırdıklarını belirten Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şöyle konuştu:

“Kadınlar böyle bir durumla karşı karşıya bırakıldıklarında, yani hem iyi adamı hem de kötü adamı acı içinde gördüklerinde beyinlerinde aynı alanların (ön singulat ve insüler beyin bölgesi) ışıl ışıl çalıştığı tespit edilmiştir. Bunun diğer bir ifadesi şudur: Kadınlar hem iyi hem de kötü adama kuvvetli biçimde empati göstermişlerdi. Erkeklerde ise oldukça farklı bir beyinsel durum tespit edilmişti.

 

           Erkekler iyi insanların acı çektiklerini gördüklerinde kendi beyinlerinde acı çekme alanlarında çalışmanın ortaya çıktığı yani acı çeken iyi insanla empati kurdukları tespit edildi. Buna karşın erkekler kötü adamların acı çektiklerini gördüklerindeyse beyinlerindeki başkasının acısını hissetme alanlarında hiçbir çalışma gözlenmedi.

(Demek ki kadınların özellikle yargı ve vali konumunda yönetici olmaması yönündeki düsturu bilimsel olarak yerini buldu)

Louann Brizendine’ın “Kadın Beyni” adlı kitapta şöyle bahseder: “Kötü olduğu kabul edilen adamların acı çektiğini gören erkeklerin beyninde acı algılayan alanlar sessizliğe  bürünmüştü. Kadınların aksine erkekler, kötü adamların kaderleriyle ilgilenmiyor gözüküyorlardı. Bundan daha da ötesi, erkeklerin dürüst davranmayan kötü adamların cezalandırılmasından keyif aldıklarını gösteren, beynin ödüllendirme sisteminde devreye giren bölgelerin çalıştığı ortaya çıkmıştı. Buradan çıkan basit sonuç, empati kurma yeteneği açısından kadınlar ile erkekler farklı beyin örüntüsüne sahiptir ve kadınlar empati duygusunu yani başkasının acısını daha iyi anlayabilmektedirler.”

Ama bu farklı olan yüzde, acıyı ve zevki kaydeden sinirlerden algıyı, düşünceleri ve duyguları belirleyen nöronlara kadar vücudumuzdaki bütün hücreleri etkiler.” diyerek, bu kadar fark/ farksızlık kadar az olan ayrıntılardan sıyrıldıktan sonra kadınların farklılığını yapanlara geliyor ve sözü şöyle sürdürüyor. “Eğer kadınların gerçekleri haftadan haftaya radikal değişikliklere uğrayabiliyorsa, bunun nedeni kadınların hayatları boyunca hormonlarıyla ilgili yaşadıkları aşırı değişimler olmalıydı. 1994’te San Francisco’daki California Üniversitesi’nin Psikiyatri Departmanındaki Kadın Davranışları ve Hormonlar Kliniği’nde yapılan araştırmada: Bulgularımız, hormonların, kadın beynini derinden etkiledikleri ve bu etkinin kadınların gerçeklerini değiştirdiği yönünde oldu…

Bu değişimler üç dört aylık kadar erken bir dönemde başlayıp menopoza kadar devam ettiklerinden kadının nörolojik gerçekliği erkeğinki kadar sabit değildi. Erkekler, buzullar,  hava değişiklikleri ve yeryüzünün ani tektonik hareketlerinden korunan dağlar gibiler, kadınlarsa havanın kendisi gibi her an değişken ve tahmin edilmesi güçtür.”

Yazar, daha ileriki bölümlerde de bulgularını bizimle paylaşmaya devam ediyor : “Kadın ve erkek beyinlerinin baskı ve çelişki durumlarında tamamen farklı tepkiler verdiğini öğrendik. Sorunları çözerken, konuşurken, deneyimlerken ya da güçlü duyguları depolarken beynin farklı bölgelerini kullanıyorlardı. Kadınlar ilk randevularındaki, ilk kavgalarındaki en ufak detayları dahi unutmazken kocaları bu olayların gerçekleştiğini bile zar zor hatırlıyordu. Bunun neden böyle olduğu beynin yapısı ve kimyasıyla ilgiliydi… Bir erkeğin beyninden 52 saniyede bir cinsellikle ilgili bir düşünce geçiyor, kadınlardaysa bu rakam günde bir ya da  bir günde belki üç ya da dört.”

Biraz da gülelim: Ağır bir hasta, hastanede… Tüm ailesi bekleme odasında doktorlardan haber bekliyor. Nihayet yorgun ve umutsuz bakışlı bir doktor çıkıyor:

— Hastanızın tek yaşam şansı var o da beyin nakli. Böyle bir ameliyatı ilk olarak deneyeceğiz. Tabii tüm masrafları sigortanız ödeyecek. Ancak nakledilecek beyin temini gideri hastanın ailesine ait olacak.

Aile şaşkın, yorgun, çaresiz… Aralarından biri:

— Peki, ama nakledilecek beynin fiyatı nedir diyor.

— ‘Değişir’ diyor cerrah. Erkek beyni kullanırsak 5000 Euro, kadın beyni kullanırsak 200 Euro.

Uzun bir sessizlik olur. Beyler gülmemeye çalışırlar. Hanımlarla göz göze gelmekten kaçarlar. Ama aralarından biri merakını yenemez:

— Peki, doktor bu fiyat farkının nedeni nedir, diye sorar.

Cerrah gülümser:

— Eh tabii aynı arabalar gibi diyebiliriz. Kadın beyinleri ucuz oluyor. Çünkü kadınlar akıllarını çok kullanıyorlar. Çok kullanılmış akıl da çok kullanılmış beyin demek olduğuna göre, tabii, fiyatı düşük oluyor. Erkek beyinleri ise hiç kullanılmamış sıfır km araba gibi. Eh böyle yepyeni sayılabilecek bir beyin de pahalı oluyor elbet diyor.

Kaynak: Adnan Şerifoğlu  indiego dergisi


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı