Makaleler > Uğur KANTEKİN > INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ?

INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ?

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ?01/06/2018

          İnovasyon genel olarak farklılaşma olarak bilinse de asıl amacı farklılaşma değildir. Asıl amacı her işletmenin müşterilerin problemlerine çözüm getirmek, onların ihtiyaçlarını karşılamak ve bu hizmetlerine karşılık olarak da onlardan para kazanmaktır. Önemli olan müşteri ihtiyaçlarını rakiplerden hızlı ve tahmin edici şekilde karşılamaktır. Eğer müşteri sunduğunuz çözüm ve değeri takdir ederse kâr elde ederiz ve sürekliliğimiz artar.

         Örneğin Türkiye'nin ünlü bir mobilya markasından oturma grubu alan birisi kanepelerin makasları kırıldığı için kanepeler açılmaz. Bir ay içinde 4 defa bayiye gidip şikayet etmesine rağmen çözüm bulunamaz ama Dörtyol da kendini ben müşteri avcısıyım diyen bir esnaf arkadaşa şikayetini özel sohbette anlatınca esnaf,kendine söylemeden adamlarını eve gönderir ve kanepeleri yaptırır, masraf 90 TL tutar. Bunu da müşteriye yansıtmaz. Adam eve gelince kanepelerin tamir edildiğini görünce öyle memnun olur ki iki ay içinde akrabalarına reklam yaparak 60 bin liralık mobilya alınmasına vesile olur.

         Gerçek inovasyonlar dışa dönük çalışmaların sonucunda ortaya çıkar. Müşterilerin ihtiyaçlarına hiç çözülmemiş ya da yeterince iyi çözülmüş sorunlarını anlamak inovasyonun temelidir. Müşteri ihtiyaçlarını sadece çalışanlarınızdan oluşan bir takımın tipik beyin fırtınası ile bulabileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz demektir. Tek yol gidip müşterilerinize konuşmak ve onları gözlemlemektir. Yani gerçekler sokaklardadır. Şirketin duvarları arasında değil. Herkes inovasyon konusunda dahi midir? Değil elbet.    

          Newton’un yer çekimi kanununu kafasına elma düştüğü işin bulduğunu söylerler ama Newton olay gerçekleştiği anda iyi bir fizikçidir ve maddelerin fiziksel davranışları üzerinde kafa yormuş araştırmalar yapmıştır. Fizikçi olmayan birinin kafasına elma düşerse aklına hemen bu benim kısmetimmiş diye elmayı yemek isteyecektir. Dolayısıyla dünyada emek harcanmamış üzerinde çok çalışılmamış uğruna ter dökülmemiş bir tane bile inovasyon çalışması yoktur. Bu yüzden inovasyonları ile dünyayı değiştiren Edison Şunlara söylemiş: “Sıkı bir çalışmanın yerini hiçbir şey almaz. Deha %1  ilham ve % 99 'terdir.

        İnivasyon deyince aklımıza hep yepyeni daha önce kimse tarafından düşünülmemiş fikirler gelir. Oysa gerçekte çoğu inovatif fikirler daha önce bulunmuş fikirlerin ve icatların yeni kombinasyonlarla birleşmesi ya da bazı yönlerinin geliştirmesi ile oluşurlar. Tarihi ve bilimsel araştırmalar gösteriyor ki yeni fikirler aslında eski düşüncelerin yeni birleşiminden ibarettir.     

       Dolayısıyla çalıştığımız alanla ilgili emekli olmuş, yaşlanmış ne kadar usta, âlim ve bilim insanı varsa onları ziyaret edip fikirlerini almalıyız. Unutulmamalıdır ki yeni bir fikir üretmek daha önce edindiğimiz bilgi parçacıkları arasında yeni bağlantılar kurmaktır.

         Henry Ford'un şu sözleri bunu anlatır: Yeni hiçbir şey icat etmedim. Sadece başka insanların yüzlerce yıl boyunca çalışarak keşfettiklerini bir araya getirdim. Gelişim o girişimi mümkün kılan faktörler hazır olduğunda oluşuyor ve kaçınılmazdır. Ancak şu problem ortaya çıktığında inovatif bir fikri olan herkes fikrini çalınmasından endişe eder ama başkalarını yaptıklarından ilham almak inovasyon yolculuğunda çok iyi bir adım olabilir.

         Örneğin Gaziantep'te ayakkabı, terlik, giyim veya diğer imalat sektöründe imalat bölümüne kimseyi girdirmedikleri gibi cep telefonu ile de girmek de yasaktır. Buradaki korku şudur: Müşteriler yeni ürünü büyük bir heyecan içinde beklemektedir ve piyasaya çıkar çıkmaz satın alacaklar. Böylece hem önemli pazarı fırsatı yitirilecek hem de kurumun yenilikçi imajı zayıflayacak tır. Yeni ürün kategorisi rakip tarafından sahiplenilecektir.

          İlginçtir, çoğu zaman yaşanan tam tersidir.  Piyasaya yeni giren ve müşterilerin ihtiyaçlarına daha iyi bir şekilde çözen marka oyunu kazanmaktadır. Zira acele ile piyasaya sürülen ürün de çıkan hatalar firmayı zedeleyecek ve biz bu hataları kapatarak piyasada tutunabileceğiz. Örneğin Apple, cep telefonu pazarına en geç (16 yıl sonra) giren marka olmasına rağmen kendini geliştirdi.  Güzel cihazlarla müşteri deneyimi sayesinde bugün cep telefonu  pazarının en kârlı markası haline gelmiştir. Yeni ürünler geliştirmek rakiplerin birbirlerine ve zamana karşı giriştiği bir yarış değildir. İnovasyonda asıl amaç müşterilerin ihtiyaçlarını en iyi şekilde tespit eden ve onlar için harika ürünler geliştiren firma olmaktır.   Dolayısıyla güçlü inovasyonlar hem teknolojik özellikleri hem de müşteri algısı üzerindeki etkileri ile uzun süre yaşama potansiyeline sahip olurlar. Genelde girişimcinin en büyük hatası problemi bildiğini varsayarak çözüme çok erken odaklanmasıdır. Halbuki problemi kullanıcı talepleri doğrultusunda anlamaya çalışsa, kafasındakinden daha farklı bir problemle karşılaşacaktır.Yani yalın girişim geleneksel modellerinin aksine insan odaklıdır ve müşterilerin sorunlarını anlamaya çalışır. Bu amaçla müşteri mülakatları, antropolojik gözlem ve hızlı prototip geliştirme yöntemlerini bulmalıdır.

       Artık başarılı firmalar çalışmasını startuplara borçlu. Başarılı startuplar müşterilerin gerçek ihtiyaçlarını hangi ürün özellikleri ile bu ihtiyaçları karşılaşacaklarını, nasıl para kazanabileceklerini, nasıl hızla büyüyeceklerini, kısacası iş modellerinin tüm unsurlarını aramak konusunda hırslı, enerjisi yüksek, odaklanmış ve riskler almayı seven insanlarla oluşan takımlardır. Türkiye'de gittikçe popüler hale gelen startup kavramı teknoloji ve yenilikçi bir iş fikri olan girişimcilerin kurdukları başlangıç aşamasındaki işletmeleri niteleyen bir fırsattır.

         Startuplar’ı hayal ettikleri yeni bir ürün geliştirmeye çalışan tutkulu insanların kurduğu boyutları küçük, hayalleri büyük şirketler olarak tanımlanmaktadır. Bugün hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen Facebook, Twitter ve Google gibi internet şirketlerinin tamamı başlangıçta birer startup olarak çalışıyordu. Onlara henüz birer startup iken yatırım yapanların girişim başarıya ulaşınca ne kadar zengin olduklarını basından duymaktayız.          

          Birçok firma ben biliyorum yanılgısına düşüp bir süre sonra kaybediyorlar. Zira bilmek ürün geliştirme süreçlerini bozuyor. Büyük kurumların başarıya ulaşan iş modelleri bir süre sonra yönetici ve çalışanları da müşteriler hakkında her şeyi bildikleri inancını üretiyor. Öyle ya yıllardır ürünlerini sattıkları, haklarında her yıl sayfalarca araştırma raporu hazırladıkları müşterilerini onlar tanımayacak da kim tanıyacak?

           Ne yazık ki gerçek durum bu değildir. Müşteri ihtiyaçları son derece dinamiktir ve hızla değişirler. Müşterilerin ihtiyaçlarını öğrenmek konusunda startuplar kadar enerjik odaklı olmayan büyük buluşlar ortaya çıkan yeni ihtiyaçları ve dolayısıyla inivasyon fırsatlarını yakalaması zordur. Önemli olan başarısızlıklardan ders çıkarmayı bilmek gerek. Hatta akıllı girişimciler başarısızlıklar projenin erken aşamalarında ortaya çıkarsa sevinirler. Hatalarından öğrendiklerini geliştirme süreçlerinin bir parçası olarak görürler. Hatalarla barışık olmanın bir faydası da “dene-yanıl-öğren” sürecinin önünü açması, fikir sahiplerine çeşitli denemeler yapmak konusunda cesaret vermesidir.

            Ancak büyük kurum kültürlerinde “hata yapmak” kabul edilemez bir olgudur. Böylece büyük kurumların inovasyon yolculuğunda başarısızlığa uğradıklarında en büyük hatası başarısızlığı sümen altı etmeleri ve projeyi rafa kaldırıp öldürmektir. Bu nedenle kapanan işyerleri ve projeyi ortaya koyan yüzlerce işsiz fikir insanı çoğalmaktadır.

            Mustafa vargı ilk CSM fikrini ortaya attığında tek sıkıntısı para idi. Vargı önceliği Koç Holding’e verdi. Bu karardan sonra Koç Grubu’yla görüşüldü. Koç “bu iş olmaz” dedi. Başvurulan ikinci grup, Sabancı Holding’in de yanıtı daha doğrusu yanılgısı Koç’tan farklı değildi. 10 yıl sonra kaçan fırsatı Sakıp Sabancı o kendine özgü uslubuyla şöyle özetledi: “İçimiz yanıyor ağam… İçimiz.” Bu iki görüşme Murat Vargı’yı hayal kırıklığına uğrattı ama yıldırmadı. O parçaları birleştirme ve sonuca gitme özelliğini burada da gösterdi. Bıkmadan usanmadan görüşmelerini sürdürdü. Murat Vargı ve Penta Tekstil’e istediği cevap nihayet Çukurova Grubu’ndan geldi. Grubun genç ve dışa açık patronu Mehmet Emin Karamehmet ‘evet’ dedi. Bu ‘evet’in değerinin 25 milyar dolar olduğu sonradan anlaşıldı. ‘Evet’in anlamı ortaya çıktığında da Türkiye’de her şey değişmiş, teknoloji hayatın her alanına damgasını vurmaya başlamıştı. Şimdi Türkiye’nin en değerli şirketi haline gelen Turkcell halka açıldı. Türkiye’de IMKB’nin toplam 93 milyar dolar olan piyasa değerini 111 milyar dolara çıkardı ve New York Borsası’na ilk kota olan Türk şirketi unvanını kazandı.

      Dünya Ekonomik Forumu’nun yaptığı rekabetçilik araştırmalarına göre son yılların rekabet gücü en yüksek ülkesi Finlandiya. Ülke, inovasyona yaptığı yatırımla, güçlü bir ekonomi ve yaşam seviyesi yüksek bir toplum yaratmayı başardı. Bunun yanında, metal ve mühendislik sektörleri ile orman ürünleri sanayinde de inovasyona dayalı rekabetçilik devlet tarafından desteklenmeye devam etti. Sonuçta, 1985’lerde 10.470 Dolar olan kişi başına düşen milli gelir, 2004’de 29.000 Dolar’a ulaştı.

           Kısaca inovasyon para kazandıran büyük fikirlerdir ve artık başarının anahtarı inivasyondadır.

Kaynak: “İnovasyon” Bora Özkent

 

 


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı