Makaleler > Uğur KANTEKİN > KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA

KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA01/10/2016

Bir makalede Marlo Morgan’ın şu tespitleri dikkat çekiciydi:

*Bir kimse kızdığı zaman, hayat enerjisi, su ya da kaygan kayalar gibi akmak yerine, her iki tarafa itilir ve keskin uçlu bir hale gelir. Bu, bedenin içine girer ve organlara zarar verir. Kızgınlık aynı, bedende yara açan ve çıkarılması zor bir mızrak gibidir.

*Gücenmenin uçları da sivridir ama onunkilerin uçlarında bir diken vardır, onun için bu insanın içine saplanır ve daha uzun süre orada kalır. Gücenme kızgınlıktan daha zararlıdır çünkü ondan daha uzun sürer.

*Haset, kıskançlık ya da suçluluk endişeden daha karmaşıktır ve düğümler karnında ya da derinin altında olabilir ya da bir başka yerde ki hayat akışını yavaşlatabilir.

*Üzüntü çok küçük bir bozulmaya neden olur. Ve keder aslında sevgi bağı olan bir çeşit üzüntüdür. Bu, hayatta kalan kişinin ömrü boyunca sürebilir.

*Korku bazı şeyleri sona erdirir. Korku kan akışını, kalp atışlarını, solunumu, düşünceyi, sindirimi her şeyi bozar. Korku ilginç bir duygudur ve aslında insansı da değildir. Bu duygu çok kısa süreli bir hayatta kalma rolüne hizmet ettiği hayvanlardan alınmıştır. Hiçbir hayvan korku içinde yaşayamaz. İnsanların aslında korku duyacakları hiçbir şey yoktur. Onlar kendilerinin sonsuzluk olduklarını biliyorlardı. Şimdiyse korku gezegenimizi çevreleyen temel bir enerji gücü haline geldi. Korkunun içimizde yol açtığı zarar işte böyledir.

*İnsan hayatı bir spiraldir, bizler sonsuzluktan geliriz ve daha yüksek bir düzeyde oraya geri dönmeyi umarız. Zaman bir dairedir. Ve bizim ilişkilerimiz de bir dairedir. Eğer bir anlaşmazlık varsa biz bu çözümlenene kadar uyanık kalırız. Biz yarın ya da ileri ki bir tarihte çözüm bulmayı umarak gidip uyumayız. Bu, daireyi uçları kırılabilir bir halde açık bırakmak olur.

*Sen bu dünyaya bir ruhsal farkındalık düzeyinde geldin ve buradan daha GENİŞLEMİŞ bir düzeyde ayrılma fırsatına sahipsin.

Peki, kırgınlık, üzüntü, gücenme ve haset ile yaşamalı mıyız, yoksa bunlardan uzaklaşmalıyız mı? Affetmenin önemi ve dinimizin bu konudaki görüşleri nelerdir?

Bir başka makaledeProf. Dr. Öznur Özdoğan; affetmek ile ilgili şöyle yazmış: Bağışlamak; serbest bırakma, yatıştırma, iyileştirme, yeniden birleştirme ve oluşturma güçlerini akla getirir. Yüce Yaratıcımız bizleri “bağışlayıcı” olmaya, şöyle çağırmaktadır:  “Sen af  yolunu benimse, irfanla bildir ve cahillerden yüz çevir.” (A’raf, 199)

 ‘Allah bağışlayandır, esirgeyendir’Bağışlamak özgürlüğün anahtarıdır!

Bağışlama, istemli bir davranıştır, yani iradeyle seçilmiştir. Ya bağışlamayı seçeriz, ya da bağışlamamayı. Ancak bağışlanma ile bağışlamanın aynı dinamikleri içerdiğini unutmamalıyız. Eğer, yanlış bir davranış için bağışlanmamızı bekliyorsak, bizim de benzer durumda aynı şeyi yapmamız beklenir. Yaratanımızla ilişkimizde de benzer motifler söz konusudur. Bu konuda ayetler ne güzel söylüyor:

“... Affetsinler ve hoş görsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nur,  22)

“... Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Teğabun, 14) 

Bağışlama kolay olmayabilir. Haksızlığa uğradığımızda, bize üstün gelecek karmaşık duygu ağlarını parçalayacak irade ve bilince çoğu kez sahip değiliz. Kendi açımızdan, kaçamak yollara sapmak bize daha kolay görünebilir. Bu yüzden de karşımızdakini kınar, suçlar, mahkûm eder, dışlar ya da kahrolsun diyebiliriz. Oysa suçlama, yargılama, kızgınlık atmosferinde bağışlama kesinlikle düşünülemez. 

Affetmek öfke ve intikama yatırım yapmaktan vazgeçmektir. Affetmek kendimize verdiğimiz en büyük armağandır. Acı, öfke ve çaresizlik hislerinden özgürleşmektir. Geçmişe değil, şimdiye ve geleceğe yatırım yapmaktır.

 Sevgi bağışlamanın kaynağıdır: İyi insanların kötü davranmalarına neden olacak koşulları değerlendirmeye çalışmak gerekir. Ancak sevgiyle değerlendirerek, onların da bizler gibi duygulu ve incinmeye hazır, zayıflıkları, korkuları, panik ve zaafları olduğunu anlayabilir ve bağışlayabiliriz.  Sevgi, bağışlamanın en büyük kaynağıdır. Sevgi sayesinde, kötü davranışı bir kenara itip, bunu yapan kişiyi davranışından ayrı olarak göz önüne alabiliriz. Kötü davranışın nedenini anlamasak bile, bunun için çaba harcarız. Bu çaba sırasında, sevdiğimizle bir araya gelir, inancımızı yeniler; birbirimizi daha iyi anlar ve gücümüzü artırarak geleceğe yeniden güvenle bakarız. Bu yaklaşım Yüce Yaratıcının önerdiği bir davranıştır:

“Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlardaki haklarından bağışlama ile vazgeçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. (Al-i İmran, 134)

Bağışlama, kendimizi geçmişin etkisinden kurtarmak, geleceği daha akılcı yoldan yenilenmiş umut ve inançlarla karşılamaktır. 

Bağışlar, ama incindiğimizi, gücendiğimizi ve duygusal yönden kırıldığımızı belleğimizden çıkarmazsak, bu kırgınlıkların gölgesinde gerçek bağışlama oluşamaz. Bağışlama ve unutmama hakkında, “Bir baltayı toprağa gömüp sapını dışarıda bırakmak” deyimi uygundur.  

Bizler unutmaktan korkarız; çünkü unutmayla, haksızlık ya da kötü davranışın silinip atılacağına, bunlara göz yumulmuş olunacağına ve karşı tarafın kötü davranışının sorumluluğunu bizim yükleneceğimize inanırız. Hatalı olan karşı tarafı, pişmanlığı ya da cezalandırılması olmaksızın bağışlamak zorunda kalışımıza üzülürüz. Halbuki efendimiz kimleri bağışlamadı ki, amcasını öldüren vahşiyi, onu tutan Hintli kadını ve daha nicelerini affetti.

Din Psikolojisi alanında yapılan araştırma sonuçları, affetme sürecinin tamamlanması için “ALLAHA BIRAKMA,” yı önermektedir. Bizler yaşadığımız deneyim sürecini affeder ve kişiyi affetmeyi Allah’a bırakırız, havale ederiz. O anda gerçekten özgür olur ve insan olarak tüm işlevlerimizle özgürce geleceğe doğru hamle yapabiliriz. Duyarlı, incinmeye hazır ve mükemmel olmayan insanlar olduğumuzu kabul eder ve öylece de kabul ediliriz.

Kötülüğü de uzaklaştırmalıyız. Ayette“İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda kötülüğü uzaklaştır; o zaman, görürsün ki seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dostun oluvermiştir. Der. (Fussilet, 34) 

Aslında bağışlamaya sadece yaşadığımız dünyada değil sonsuzlukta da ihtiyacımız olduğunu Hz. Muhammed (Allah’ın selamı O’nun üstüne olsun) şöyle dile getirir: “Kıyamet günü varlıklar toplandığı zaman, arşın altından üç defa ‘Ey insanlar, Allah sizi affetti, siz de birbirinize olan hakkınızı bağışlayın’ diye seslenilir.” 

            İyilikler kötülükleri siler: Bağışlamak bizi yaralayan duygulardan kurtulmak demektir. Bu duygulardan biri “suçluluk duygusudur. Suçluluk duygusu başlangıçta, hatamızı fark etmemize yardımcı olabilir ve bizi olumlu davranışlara yönlendirebilir. Dengesini yitirdiğinde ise bize zarar verebilir. Bu konuda peygamberimiz şu öneriyi sunmaktadır: “Kötü bir davranış yaptığında çok üzülme, hemen güzel davranışlarda bulun. İyilikler kötülükleri siler götürür”. Bu yaklaşım Kur’an-ı Kerim’ de “tövbe “kavramı ile ifade edilmektedir. 

            Kuran-ı Kerim de: “Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir.” (Şura, 43) ayetiyle affetmenin üstün bir ahlak özelliği olduğu bildirilmektedir. Affetmek,  olumsuzlukları ortadan kaldıran, kişinin hem fiziken hem de zihnen sağlıklı bir hayat sürmesine yardımcı olan bir değer, yüksek bir ahlak özelliğidir. 


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı