Makaleler > Uğur KANTEKİN > FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ

FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ01/12/2017

Günümüzdeki gençlik dijital dünyada kimlik, yakınlık ve hayal yolculuğunda Nasıl Seyir Ediyor? Howard Gardner tarafından yazılan kitap ‘’The App Generation’’ da dijital çağın amaçsız nesillerine sel gibi insanlığı önüne kattı sürüklüyor, diyor. İnsanlığı değiştiren üç elma: Hz. Adem’in, Newton’un ve Apple corp’un elmaları oldu. Yasaklar sonuç vermiyor henüz şeklini bulamayan neslini yani gençliği dijital medya eğitiyor.  Çocuklara en büyük kim diye sorulunca “Hıymen” cevabı aileleri dumura uğratıyor.

           Amaçsızlık insanlığı strese açık halde tutuyor. Anomik modernizm ve maddecilik: (Anomik genel olarak beklenenin dışında ortaya çıkan kuralsızlık durumlarının ortak sıfatıdır) Hayat işinize yaramıyorsa ölebilirsiniz,’’ Diyerek intihara teşvik ediyor. “Cansız maddeden geldik yine ona gideceğiz.’’  Algısı hayatı anlamsızlaştırıyor. Yeni kuşak maalesef çok fazla dünyevileşti.  Kendi egoları ve konforlarından daha yüksek bir değer tanımayan kuşaklar insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Ekonomimiz düzeldi ama gençliğimiz bozuldu, yollarımız genişledi ama gönüllerimiz daraldı, hayatımız kolaylaştı ama ilişkilerimiz zorlaştı, ekmeğimiz büyük ama paylaşmamız azaldı, evlerimiz genişledi ama egolarımızdan başka yer kalmadı, paramız çoğaldı ama sabrımız azaldı, işsizlik azaldı ama açgözlülük çoğaldı, enflasyon düştü ama bereket yok oldu, vitrinlerimiz doldu ama gönüllerimiz boş. Özgürlük arttı ama merhamet azaldı, özgüven arttı ama utanma ve saygı azaldı… Bu maddeleri daha da artırabiliriz. Örneğin; Kapıda karşılaştığımız öğrenciye biz kapıyı açıp geçmeye çalışırken tuttuğumuz kapıdan geçtiği gibi bir teşekkür bile edemez duruma gelmişler.

 Artık şikâyet değil çözüm zamanı geldi. Yeni kuşak veya eşler evin açık kapısı olan internetten dijital sokağa çıkıp bu kontrolsüz sokakta büyüyor ve yaşıyor.  Bunu ciddiye alalım. İyi eş iyi baba ve iyi iş adamı olmadan önce iyi insan olmaya çalışalım. İyi insan olmak da iyi aile ortamından başlıyor. Bu nedenle ‘’ iyi insan’’ vasfının kaynağı olan aileyi bir arada tutan değerleri canlandırmaktan başka çaremiz yok. Bu endişelerle aile değerlerini ayakta tutmak çocuğumuzu daha iyi yetiştirmek eşimizle iyi ilişki kurmayı başarabilmek gibi becerileri kazanmak için doğal davranış eğitimi olan fırsat eğitimine önem verelim. Ümit ederiz ki insanlığın daha iyiye gitmesi için hazırlanan çorbaya bir tutam tuz da katmış olunsun.   

              Altı şebeke veya Bilinçaltına Giden Kral Yolları: ‘’ Kim, ne, nerede, nasıl, ne zaman, ne için (5N1K)’’ şebekeleri insan beyninde tam olarak kullanabildiğinde öğrenilen bilgiyi kalıcılaştırır. Bilgi zihnimize girdiğinde otonom sistemimiz harekete geçilirse yani heyecan, çarpıntı, ateş basması, hızlı nefes alma, kasılma, göz bebeklerinin büyümesi, sevinç veya korku gibi duygular uyarılırsa beynimiz özel kimyasallar( nöropettit) üretir. Somatik belirteç( marker) denilen bu belirteçler bilgiyi kuma değil de taşa yazar gibi beynimize resmeder. Bu nedenle çocukluk yaşantıları ve travmalar kalıcı bellekte eski adı ile bilinçaltında yazılı olarak arşivlenmiş durumdadır.

Kral yollarını kullanıp kullanmamak bize bağlı. Bu durumda ideal öğrenmede beş duyumuzun devreye girmesini sağlamaya çalışmalıyız. Sırada oturup dinlemek yerine davranışsal yaşantılarla öğrenmek bilgiyi kalıcılaştırır. Nasıl aerobikle bedensel disiplini geliştirmek için bir sıra hareket ediyor ve sonuçta fit oluyorsa akıl ve zihnin hayatımızın da fit olmaya ihtiyacı vardır.

 Kadim kültürler bunu ‘’ İlim, hikmet ve marifet eğitimleri’’  ile vermişlerdi. Günümüzde de sinirbiliminden yardım alarak aynı şeyi yapabiliriz. Fırsat eğitimi bu yollardan bir tanesidir.  Beyin egzersizlerinin yeni bilimi olan nörobik ‘’ ya kullan ya da kaybet’’ prensibi ile çalışan beynimizi geliştirmeyi ve canlı tutmayı hedefler.  Akıllı hapların, akılı diyet ve akıllı yaşam prensipleri. Bütün bunlar mutlu aile ortamının beyin dostu olduğunu gösterir.

Beyin dostu yaşamak -Beyin temelli öğrenmek

Beyin dostu beslenmek-Beyin dostu sosyalleşmek

       Yapılan araştırmalar %60-70 oranında pek çok hastalığın altında yatan nedenin yanlış beslenme ve yanlış hayat stili ile hatalı alışkanlıklarla, çarptırılmış düşünce kalıplarıyla, anlamsız önyargılarla temelsiz korkularla ilgili olduğunu gösterir.  Aristotales’in asırlar önce öngördüğü gibi ‘’ İnsan her şeyden çok mutsuzluğu arzu eder.’’ İnsan mutlu olmayı hayatında hep amaçlar. Psikiyatride önceleri üç alan önemsenirdi: Duygu-Düşünce-Davranış. Şimdi iki alan daha önem kazandı, bunlar; bedensel tepkiler ve değer sistemimizdir.

          İnsanı analiz ederken insanın kendisi ile ilişkisi, mesleki ilişkisi, ailevi ilişkisi, evrenle ilişkisi, varoluşsal ilişkisi’’ Biyo psiko sosyo spritüel model’’ bir bütün olarak ele alınmalıdır.  Özetlemeye çalıştığımız gerekçelerde yaşarken günlük aktiviteler içinde her olayı bir öğrenme malzemesi yapabilmek zekice bir tavır olur. Yaptığımız hataların doğal sonucunu yaşayabilmek, güzel davranışlarımızın tadını çıkarabilmek insanca olmaktır. Her şeyde, beslenmede dahi organik olmayı önemseyen insanın yapay ilişkiler ve yaşantılar yerine doğal öğrenmeyi tercih etmesi yararınadır.

            Doğal Öğrenme Nedir?

Fırsat eğitimine birkaç örnek; Bir çocuğa saatlerce düzenli olma konferansı vermek verine kaybettiği bir şeyi bulamadığı zaman ona yardım etmeyerek arayıp bulmasını sağlamak çocukta kalıcı öğrenme sağlar. Yahut yemek seçen, mızmızlık yapan bir çocuğa yemek seçtiğinde aç kalmasına fırsat vererek sağlanan eğitim saatlerce nasihatin yerini tutar.

         Eşler arasında eşinin her gün sofraya yemeği çok sıcak koyduğundan yakınan bir kocanın bağırıp çağırmak yerine yapacağı bir şey şu olabilir. Üşenmeden buz torbası ve taneleri ile sofrayı doldurarak yemek yemeyi denemesi kulağa küpe olacak bir tecrübedir.

       Evde vazo kırıldığında yalan söyleyen çocuğa “Bak çocuğum vazoyu senin kırdığın belli, vazo kırılmasından daha büyük bir hata yaptın doğru olmayan bir şeyi söyledin” diyen anne çocuğuna iki ders vermiş olur birincisi onu sevdiği değer verdiğini ikincisi dürüstlüğün bu evde daha çok pirim yaptığını fırsatı değerlendirerek öğretmiş olur. Çocuk koltuğa çıkmak istediğinde hemen yardım etmek yerine “Haydi sen çabala düşersen ben tutarım” demek…

Eş hasta olup yattığında hizmet davranışı ile sevdiğini gösterebilmek…Eşinin işleri kötü gittiğinde veya yemek yetişmediğinde “Şükredecek o kadar çok şeyimiz var ki” diyerek ümit duygusunu, ‘hayatta iyi şeyler de var’ beklentisini ayakta tutabilmek…

       Yahut eşinin eve gelip hiç konuşmamasından rahatsız olan bir kadının kendi ağzını bantlayarak mizahı kullanması bir ifade biçimi olarak hafızada iz bırakır. Bütün bunlar doğal öğrenme yolu ile yapılan fırsat eğitimleridir.

Standart Eğitim / Fırsat Eğitimi farkları: Prof. Dr. Tarhan, Standart Eğitim (SE) ve (Fırsat Eğitimi) arasındaki farkları da şöyle sıralıyor:

        (SE) sınıf gibi yapılandırılmış ortamda yapılır. Fırsat eğitimi (FE) doğal ortamda günün herhangi bir saati olur. SE kendini ifade ederek öğrenmeyi hedefler FE istek uyandırarak öğrenmeyi hedefler. SE’de ders materyali ve ödülü önceden seçilir, FE’de doğal ortamda anında insiyatif alınarak seçilir, yahut “Hedef davranış” seçilir ders haline getirmek için zamanlamaya fırsat bırakılır. SE’de etkileşimi öğretmen başlatır FE de serbest etkileşim vardır, herkes başlatabilir. SE’de özne öğretmen veya velidir FE’de özne herkes olabilir. En önemlisi FE’nin 7/24 saat sürmesi ve her davranışımızın gözlemlenme durumudur.

 

       Ailede fırsat eğitiminin önemi: Prof. Dr. Tarhan, huzurlu ve sağlam toplumun temelini ailenin oluşturduğuna dikkat çekerek ‘Ailemizi iyi ve güzel yapmaya çalışmazsak hayata yatırım yapmazsak ailenin meyvesi olan çocuklar kötü yetiştiği gibi evde ve yaşamda huzur ve barışı bulamayız’ diyor. Demek ki sihirli formüller aramak yerine işe ve eşyalara ayırdığımız zaman kadar eşimize, çocuklarımıza ve ailemize zaman ayıracağız. Demek ki egomuzu tatmin etmeye çalışırken aynı zamanda sorumlu olduğumuz alanı ve kişileri de güzelleştirmeye çalışmalıyız.      KAYNAK: Bilinçli aile olmak-Prof.Dr. Nevzat Tarhan


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı