Makaleler > Uğur KANTEKİN > ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR?

ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR?

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017

‘Şükür’ sadece bir söz dizisi veya düşünce değil, o bir hal. Peki, nerede yanılıyoruz?

Şükür kıyaslamak, yetinmek, avunmak mı demek? Dinin insana huzur vermek için önerdiği bir düşünce, ilerleme isteğine mani olacak bir yatıştırıcı mı? Eğer şükrü, daha beterini düşünerek halimizden memnun olmak zannediyorsak bu kavrama dair bir yanılış içinde olabiliriz. Tıpkı geçici bir tatmin ile mutluluğun farklı şeyler olması gibi; birbirlerini andıran, ama biri diğerinin sahtesi. ‘Şükür’ deyince şükretmiş olmuyoruz, ama böyle bir kelime sarf etmeden de şükür halini yaşayabiliyoruz. Peki, yanılış nerede?

“Söyleneceğine sen haline şükret, bundan daha kötü durumda olanlar da var.”

Bu nasıl bir tavsiye ki başkasının kötü halini düşünerek kendimi iyi hissedeyim? Bu hem başkalarının başına kötü şeyler gelince sevinmeme yol açar, hem de hadi hissettim diyelim, kendimi başkalarıyla kıyaslamaya başlamışken neden orada durayım? Talihsiz olanları düşünmeyi boş verip, daha iyi durumda gördüklerimle kıyaslamama engel ne? Hele ki bu çağda her birimiz herkesten ayrı bir özelken, koskoca BEN neden daha iyiye yönelmeyip halimle yetinecek, sahip olduğuma şükredip avunacakmışım?

Burada büyük bir yanılış var, ama sorun şükretmekle ilgili değil, onu ne sandığımızla ilgili olsa gerek. Söylene söylene anlamı unutula gelmiş olan bu kıyas tavsiyesi özünde bir yerlerde, ‘Sahip olduklarının farkına var‘ demek olsa gerek. En basitinden yokluğunu hayal et ki varlığını anla diye de bu formül çıkmış: ‘olmayanları düşün’.

Ya “Onu bile bulamayanlar” bile daha mutluysa?

Afrika’da bir STK olan Volunteer Universal’ın kurucuları oradaki durumu ve koşulları anlatıyordu. “Evet, büyük fakirlik, var. Ama bir yandan başka yerde olmayan derecede gerçek bir mutluluk var. Çocuklar, insanlar mutlu!” Yani biz, bizim hayatımızı beğenmezken düşünüp kendimizi iyi hissedeceğimiz o ‘onu da bulamayanlar’ kendilerini bizden hayli daha iyi hissediyorlar. 

Peki, bu nasıl matematik, yoksullukta mıdır öyleyse mutluluk? Kaybedecek bir şeyin olmamasıyla mı eşdeğerdir varlığın coşkusunu tadabilmek? Eğer öyleyse sanırım mutluluğu istemediğimize karar verebiliriz, çünkü birçok kişi tüm şeyleri istiyorum diyebilir. Mesela saygınlık, konfor, istediğin yere istediğin zaman gidebilme lüksü, hayallerimi gerçekleştirmek vs.

Mutluluk bir şeyleri başarmanın ötesinde olan bir şey mi gerçekten? Yoksa metalaştığı için talep ettiğimiz bunca şeyin bize kalıcı bir mutluluk bahşetmemesinden bir sığınak, bir avuntu mu bu düşünce? Yani mutluluk orada, ufuk çizgisinin ötesinde bir yerde ve yeterince yol kat edersek ufka varacak ve bir gün mutluluk ovasında huzurla oturacağız(?) Ya da daha az hayalperest olanlar mutluluğun bir yalan olduğuna çoktan inanmış, o yolu yürümek için motivasyon sağlayan bir kurgu olduğuna karar vermişlerdir bile.  Peki ya bu inanış da başka bir avuntuysa?

Tanzanya’daki o mutlu insanların dilinde ‘şükür’ kelimesinin bir karşılığı var mı, devamlı birbirlerine şükretmeyi hatırlatıyorlar mı bilmiyoruz. Belki hiç ihtiyaç bile duymamışlardır, birer kelime atfetmediğimiz onca doğal durum gibi. Çünkü kuru kuru ‘şükür valla’ demekle şükretmiş olmuyoruz, ama hiçbir söz sarf etmeden de bu hali hissedebiliyoruz. O durduk yere geliveren ve için içine sığmadığı coşku dolu ‘iyi ki’ anları örneğin. ‘İyi ki arkadaşlarımsınız’, ‘iyi ki güneş açtı’, ‘iyi ki şuan sessizlik var’… Bizim bu kelimeye ne manalar atfettiğimizle ilgisiz olarak deneyimlediğimiz bir şey yani şükür.

Aslında şükür, her türlü nimetin tek sahibinin Allah olduğunun ve insanın yalnızca O’ndan geldiğinin şuurunda olmak, bunu kalple ve dille ifade etmektir. Şükretmenin aksi ise Kuran’da, nankörlük anlamına gelen “küfür” terimiyle tanımlanır. Yalnızca bu tanım bile şükretmenin Allah Katında ne kadar önemli bir ibadet olduğunu ve bu ibadetten uzaklaşmanın insanı ne kadar kötü bir konuma soktuğunu göstermesi açısından yeterlidir.

Şükür, Kuran’da üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Pek çok ayette şükretmenin öneminden bahsedilir, müminlere şükretmeleri hatırlatılır, şükredenlerin ve şükretmeyenlerin örnekleri verilir, akıbetleri anlatılır. Şükrün Kuran’da bu derece önemle vurgulanmasının nedeni, bunun imanın ve tevhit inancının en büyük göstergelerinden biri olmasıdır. Bir ayette şükretmek, “Allah’a kulluk etme” nin şartlarından biri olarak şöyle bildirilir: "Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O’na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah’a şükredin." (Bakara Suresi, 172)

Kuran’ın başka ayetlerinde ise şükretmek, şirk koşmanın zıttı olarak Allah’a kulluk etmekle birlikte zikredilmiştir:

        "Andolsun, sana ve senden öncekilere vahyolundu (ki): Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın. Hayır, artık (yalnızca) Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol." (Zümer Suresi, 65-66)

           Şükür, aynı zamanda imtihanın bir parçasıdır. Allah insana katından sayısız nimetler verir, ona nasıl davranması gerektiğini bildirir ve onun bu nimetler karşısındaki tavrını dener. Bu durum aşağıdaki ayetlerde şöyle bildirilir:

          "Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör. " (İnsan Suresi, 2-3)

"Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir." (Nisa Suresi, 147)

          Bu ayette olduğu gibi Allah, şükrün karşılığını vereceğini, şükredenlere nimetini artıracağını ve onları ödüllendireceğini Kuran’ın başka birçok ayetinde de bildirmiştir

Bazı kimseler şükretmek için kendilerine çok büyük, çok özel bir nimetin gelmesini, ya da çok büyük bir sorunlarının çözülmesini beklerler. Oysa biraz dikkat edildiğinde, insanın her anının nimet içinde geçtiği görülür. Hayatı, sağlığı, aklı, şuuru, beş duyusu, nefes aldığı hava ve bunlara benzer sayısız nimet kendisine her an kesintisiz bir şekilde sunulmaktadır. Ki Kanuni Sultan Süleyman bunu şu sözüyle ne güzel özetlemiştir. “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”. (Halkın gözünde devlet (iktidar) gibi değerli bir şey yok. Hâlbuki şu dünyada bir nefes sıhhat gibi devlet (güç) olamaz.)

Bu nimetlerin ise her biri ayrı şükür gerektirir. Allah’ı anmasında, tefekküründe eksiklik olan kimseler gaflet içinde oldukları için, bu nimetlerin değerini onlara sahipken bilmez, bunların şükrünü yapmaz; ancak bu nimetler ellerinden alındığı zaman değerlerini anlar, nankörlüklerinin sonucuyla karşılaşırlar. 

Kuran’da, Allah’ın insanlara şükretmeleri için verdiği çeşitli nimetler sayılır ve bunların şükürlerinin yapılması tekrar tekrar öğütlenip hatırlatılır. Önemli olan şükrü amele dökmektir. Her bir uzvun şükrü var var. Rabbimiz bunu kulun üzerinde görmek ister. Mesela Namaza durmak bir şükürdür ve Namaz, tekbir ile başlayıp selâm ile son bulan, belli fiil ve sözleri içine alan bir ibadettir. Allah'a karşı tesbîh, ta'zîm ve şükrün ifadesidir. Oruç da vücudun bir şükrüdür.

Bu nimetlerden bazıları da şunlardır: İnsanın düzgün bir biçimde yaratılıp var edilmesi, işitme, görme ve hislerin verilmesidir ki, gözün zikri harama bakmamak, kulağın zikri dedikodulara uzak kalmaktır. Allah’ın insanlara güzel ahlakı öğretmesi, ayetlerini açıklaması, müminleri temizleyip arındırması, günahların bağışlanması, ibadetlerde kolaylık sağlanması, müminlerin eziyetlerden kurtarılması, insanların yeryüzünde yerleşik kılınıp onlara geçimlikler verilmesi de bir şükürdür.  İnsanlar için içilecek suyun yaratılması, toprağın verdiği ürünler, hayvanların insanların hizmetine ve yararına sunulması, denizin insanların emrine verilmesi, denizden çıkan ürünler, süs eşyaları, denizde giden gemiler, gece ile gündüzün yaratılması gibi birçok şey de şükürdür.

Yine de her derde deva tek ilaçtır.  Çünkü nelere sahip olursan ol, öyle geliyor ki bunun tadını çıkarmanın anahtarıdır şükür.

 

KAYNAK: Fer insanoğlu (indiago dergisi)

 

UĞUR KANTEKİN


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı