Makaleler > Uğur KANTEKİN > SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ?

SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ?

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ?01/10/2017

Sevgi öyle bir anlam taşıyor ki kültürümüzde neredeyse anlamını kaybetti.

            Genç bir adam göl kenarında de iştahla yakaladığı balığı yiyordu. Yanına yaklaşan biri balığı neden yediğini sordu. Genç adam “Çünkü balığı seviyorum” diye cevapladı. “Demek balığı seviyorsun, o yüzden mi öldürüp pişirdin. Bana balığı sevdiğini söyleme, sen kendini seviyorsun. Çünkü o balık suda iken daha lezzetli ve güzeldi. Ama sen onu çıkardın ve yedin” dedi.

            İşte birçoğumuzun sevgisi balık sevgisi gibidir. Genç çiftler birbirine aşık olurlar. Bunu anlamı nedir? Bu şu demektir: aralarından biri diğerinin fiziksel, duygusal ihtiyaçlarını karşılayabileceğini düşündü. Bu diğerini sevmek değildir. Diğer kişi kendi tatmini için bir araçtır. Dışa dönük bir sevgi ben ne elde edeceğim, ne vereceğim değildir. Dessler’in bir sözü var: “ İnsanlar önemli bir hata yaparlar. Sevdiklerine verdiklerini sanırlar. Ancak gerçek olan verdikçe sevdiğinizdir. Asıl önemli nokta sana bir şey verdiğimde sendeki sana yatırım yapıyorum. Kendini sevmek doğuştan beri var olduğuna göre herkes kendini sever. Şimdi benim bir parçam sende olduğundan benim sevdiğim bir şey artık sendedir. Gerçek sevgi almak değil vermektir.

Aslında sevmek, sevdiğinin her hâlinden razı olmaktır. Gerçekten seven BENLİĞİNİ kurban eder sevdiğine. Gülü seven dikeni batınca elinden atmaz onu. Beğenen, beğenmediğinde yüz çevirir. Gerçekten seven asla yüz çevirmez sevdiğinden., samimiyet, dostluk, ilim paylaşımı, gönül bağı vb ilişkiler anlamayı yakınlaştırsa da iki insanın aynı anlamları birebir algılaması ve yaşaması zordur. Çünkü her birim, farklı terkip versiyonları ile yaratılmıştır ve bu terkip seyri arınsa da arınmasa da ebediyete kadar var olacaktır.
Tasavvufta "Zatını kavramak imkansızdır" sözünün bir vechesi de budur. Benliğin iflas ettiği nokta; bilincin ihlasla tanıştığı noktadır.
         "Değerleri” olanlar sevemezler. Çünkü sevgi almaksızın vermektir. Değerler ise sahipliktir ve çoğu kimse için sahiplikleri varlık sebebidir. Varlığını vermeyi düşünmeden sevmek öyle mi? imkânsız.
         "Doğruları” olanlar sevemezler Çünkü sevgi kendi doğrularını sevgilinin doğrularında yok etmektir. Sevgi; seni aklı devre dışı bırakıp sırf duygularla hareket etme haline getirmişse sevgin cehennemin olmuştur! Yanmak zevkli diyorsan güle güle yan.  Kim daha çok sevmişse tasarruf onundur. Çok sevenin önünde kimse duramaz.
          Söz konusu olan sevgi ise ırk, din, dil, memleket, kültür vb teferruat bile değildir.
 İster Müslüman, ister Hristiyan, ister Yahudi, ister Mecusi, ister Budist olsun; bütün sevenler aynı potaya girmişlerdir.
           Ebedi cehennem sevginin nefrete dönüşmesi ile tutuşturulur. Ateşi yakan da 'Seviyorum dediği halde sevilme beklentisi' içinde olandır. Bu cehennem gerçek seveni arıtıp cennete zıplatırken, ateşi yakan için azap ve körlük ebediyete kadar devam eder.
 Sevdiğine karşı "Ama"lı cümleler kuran sevgi münafığıdır.
Beşer; alaktan (embriyodan), İnsan; alakadan (ilgi- muhabbet- sevgiden) yaratılır. Beşer, gücünü bileğinden ve çevresinden, İnsan, gücünü gönlünden ve sevgisinden alır.
Sevdiğini biçimlendirmeye kalktı, yandı. Oysa bilseydi ki, razı olduğu sürece sevdiği zaten onun istediği şekli alacak, boşuna kendini yakmazdı. Sev, kayıtsız sev, bir gün senin istediğin gibi olur o, bu kesin. Sev, kayıtsız sev, bir gün sen onun istediği gibi olursun, bu da kesin.
Sevgi Nurdur. Sevginin içine benlik karıştığında ise Nara; yakıcı bir ateşe dönüşür.

Başlangıcı ve sonu olmayanın akışına kapılmaktır sevmek. Sevdiğini, içine kendini karıştırmadan sevebiliyor musun? Öyle sev.

Beşer; ‘Öyle bir seveyim, sevileyim ki ayaklarım yerden kesilsin.’ 
İnsan; ‘Öyle bir seveyim ki ayaklarım yere sağlam bassın.’ Der.
         Sevdiğini kendine benzetmeye çalışmak; Cehennem. Kendini sevdiğine benzetmeye çalışmak; Cennet. Sevende seveni, sevilende sevileni görerek yaşamaktır huzur…
Ölümlülere ölümsüzlük okyanusundan düşen damladır Sevgi. Sevgili ise seni cennetinden çıkarmak için gelendir! 
       Sevgi kişinin elinde olmaksızın açığa çıkar. Buna inanıyorsun. Senin elinde olmadan açığa çıkan sevginin akışına neden benliğinle çomak sokuyorsun peki?! Sevginin, beşer dilemesinin üstünde bir oluşum olduğunu fark eden ona yön vermeye kalkmaz. Sadece akışa teslim olur ki sevginin ilahi lütufları kesilmesin.
           İlim ve Sevgiyi at başı götüremezsen kulluk etabını tamamlaman hayli güçleşecektir. Ben şuna daha eğilimliyim diyerek ilim ve sevgi arasında tercih yapmamak gerek. Aküyü motordan, kalbi beyinden, zahiri batından üstün tutmanın neticeleri hiç de iyi olmuyor.
Beşerden İnsanlığa uzanan köprünün adıdır sevmek. Sevginin hakkını veren insan; Halife olur. Veremeyen, beşerliğin de altına düşer. Sanki bir sırat köprüsüdür sevmek.

           İnsanlar; en büyük dönüştürücü gücün (Kudretin) Sevgide olduğunu fark edebilselerdi, kimseyi zorlamaz, sadece gönülden ve çok severlerdi.Sevecen hanım elinde muma dönmüş nice aksi koca; sevecen koca elinde prensese dönüşmüş nice pasaklı kadın vardır.  Eşinden şikâyetçi olan mutlaka vardır?Eşinden şikayetlenen aslında şöyle demekte: “Ben sevgi yoksunu bir beceriksizim!” Sevgi becerisine sahip olsa şikâyet edecek şey göremezdi.

Seni yoran, aksilik çıkaran biri mi var? Dönüştürme formülü gayet basit; Onu çok sev. Sadece çok sev! Kahrolası ego izin verirse tabi…

              Dağdaki kulübesinde yaşayan çoban şehirdeki padişahı ayağına getirmiş bir gün. Formülü sormuş derviş. Çoban: “Riyasız Sevgi” demiş, iyi mi?

Aksi, ters, geçimsiz, zor dediğim tipler neyin nesi? Sevgi eksikliğinin canlı aynası hepsi. Gönlünü aç, kalbini yokla, çoğalt sevgini…En kızdığım insanı da affetme, sevme yolu var mı? Var tabii. Annesi, babası olsan kızar mıydın? Onların gözünden bak ona, seveceksin o zaman… Bir türlü aram düzelmiyor? Nasıl gerilimi yok ederim mi diyorsunuz.
Mümkünse resmini al, gözüne bak, seni seviyorum diye tekrarla. Hayret edeceksin.

           “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.” Diyor {Hz. Muhammed sav} Seven Cennettedir! Var mı ötesi?

Neden mahlûkatın ve de insanların yönelişi, dönüşü Allah’a? Çünkü O yarattığını çok seviyor. Sevginin Kudreti hakkında ne güzel söz.

           Annesi gibi sevseydin yavrun gibi koşar gelirdi! Emin ol, gelirdi. Annesi gibi sevdin mi ki gelsin? Dene! Sevmeyi dene, haydi, geç kalma ama!

SEVMEK HADDİ AŞMA HAKKI VERİR Mİ?

         Sevginin sınırsıza açık bir duygu olması; sizin bunu sınırsız ve sorumsuz kullanabileceğiniz anlamına gelmez. Sevginiz; oluşmuş hakları çiğneme hakkı vermez kimseye. Hak, Hakka aitse? Ki öyle.  Hak çiğneme ve tanımamaya sevgi hiç bir zaman mazeret olamaz.            

       “Gözyaşı üzerine saadet olmaz!”, “Yuva yıkanın yuvası olmaz!” şeklindeki halk deyişleri; sevgiyi sınırsız yaşamak isteyenlere ciddi ikazdır.Şer’i ve İnsani ölçüleri taşan sevgilere de düşebilirsiniz. Mümkün. Fakat bu, ölçüyü değiştirmez! Allah Sistemi, sevene ayrı muamele yapmaz.

       Çiçek dalında güzeldir derler ama sahiplenen, dalından koparır hoyratça.. Seven mi? Dalında seyretmeyi de sevmiştir o.

         Sevgi Şifa ve Sağlık; Nefret Bela ve Hastalıktır. Düşünsel- Bedensel hayatını cennet kılmak isteyen, karşılık beklemeden koşulsuz sevsin…

Gönül verdiğin kadar arınır; gönül aldığın kadar açılırsın. İkisi de bedava. Ne para ister ne emek. Bu kadar kolayken nedendir stres çekmek?

 

        Kayıtsız şartsız sevebilenden daha özgür kimse yoktur. Kırıklık, nefret ve uzaklık zincirlemektir gönlü. Seven; kilidi açar, zinciri kırar. O zaman kır gönlünün zincirini…


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı