Makaleler > Uğur KANTEKİN > İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ

İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017

Üzmüşler çocuğu, diğer çocuklar. “Senin baban çöpçü, sen de pis kokuyorsun” demişler. Vicdan duygusu tam gelişmemiştir okul öncesi çocuklarında. Zaman zaman böyle acımasız olabilirler. Sonuçta hepsi çocuk işte. Kırmışlar yavrucağın kalbini. Çocukların güzel yanıdır gönülleri, kırılsa da çok, hemen toparlanmaya meyillidir. Yetişkinlere benzemez, kin gütmezler.

Konuştum babayla. Çok üzüldü, çocuğunun üzülmesine. Dağ gibi adam gözyaşlarını ilk kez ayırdı gözlerinden belki de. “Üzülmek yetmez dedim, bir planım var. Dahil olur musun?” Kabul etti seve seve. “Pis ülke” oyunu oynattım çocuklara bir gün. Türetilmiş (uydurma) bir oyun. Ne bulduysak attık yerlere. Bu arada “kötü koku spreyi” sıktık sınıfa, çocuklar görmeden tabi. Birazdan sınıf dayanılmaz bir kokuya karıştı. Dedim niye böyle oldu. Dediler öğretmenim çöplerden, pislikten. Durun dedim, bakın kapıya, biri gelecek, kurtaracak bizi bu pislikten, kokudan.

Pür dikkat kapıya bakıyor hepsi. Yepyeni sıfır çöpçü kıyafetleri, süpürgesi ve faraşı ile giriyor kahramanımız. Çocuklar büyüleniyor sanki. Bak bak bitiremiyorlar. 1.90 boy. Heybetli mi heybetli çöpçümüz. Başlıyor hemen temizliğe. Bende pencereleri açıyorum hemen. Temiz hava nüfuz edince etkisini kaybediyor kötü koku spreyi. Yardımcı öğretmenimiz de yasemin kokulu oda spreyini sıkıyor birkaç fıs. Çocukların gözü bizi görmüyor zaten. Ama içlerine doluyor mis gibi çiçek kokusu.

Sonra yarım ay düzeninde oturuyoruz çöpçünün karşısına. Konuşuyor prova ettiğimiz gibi. “Çöpçüyüm ben” diyor. “Siz sabahları uyurken daha, ya da gece yarısı mahallenizin çöplerini topluyorum. Arkadaşlarım da var. Onlar da topluyor. Çöpler toplanmasa sokaklardan, her yer bugün sınıfınızın koktuğu gibi kokar. Çöpçülük zordur çocuklar. Çok zor iştir.”

Anlatıyor uzatmadan. Kısa, öz, keskin. Anlattıkça daha da büyüyor adam.

Gözlerini hiç ayırmadan, nasıl dinliyorlar anlatamam. Hele oğlu. Gurur duyuyor babasıyla ve her sözünde hayran oluyor ona. O bakışa ömür verilir inanın bana. Sonra fotoğraf çektiriyoruz hepimiz kahramanımızla. Alkışlarla ve aşkla uğurluyoruz çöpçümüzü. Bir baba ve bir oğul. Tedavi edilmiş iki yürek. İşimiz bu. Yüreğe dokunmak. Hanımlar, beyler! Bir çocuğun alın teriyle para kazanan babasının mesleğinden utanmasına dayanamam. Dayanırsam, öğretmen olamam,  diyor yazıyı yazan.

Ertesi sabah soruyor birkaç veli. “Bizim çocuk akşamdan beri büyüyünce çöpçü olacağım diyor. Siz ne öğretiyorsunuz bu çocuklara Allah aşkına?”

Gülümseyerek cevap veriyorum. “İnsan olmayı öğretiyoruz”…

Ülkemizde özellikle ilkokul öğretmenlerinde bu tür güzel örnekler yaşanırken orta öğretimde gittikçe azalmaktadır. Zira hiçbir eğitim fakültesinde “insan olmayı öğrenmek” diye bir ders yoktur. Peki, eğitimde önemli bir yere sahip Japon ya da durum nedir?

Japonya da öğrenciler daha ilkokul birinci sınıfta iken önce Hiroşima’ya götürülüp orada yaşananlar anlatıldıktan sonra ülkenin en iyi fabrikalarına götürülüp nereden nereye geldiklerinin anlatımı yapılır. Daha sonra sınıf öğretmenleri her hafta bir çocuğu babasının çalıştığı yere götürülüp babasının ne zor şartlarda para kazandığı ve babaya saygı duyulması gereği aşılanır.

Japon okullarında kadrolu bir müstahdem yahut hizmetli yoktur. Bunun yerine okulun tüm işlerini öğrenciler ve öğretmenler işbirliği içerisinde yapar. Japon okullarında yer paspaslayan öğrenci, cam silen öğretmen görmek şaşırtıcı değildir. Hatta ve hatta tuvalet temizliğini bile öğrenciler yapar. Bu sebepledir ki öğrenciler okulu temiz tutmaya özen gösterir, nihayetinde kirletseler de temizleyecek olanın kendileri olacağını iyi bilirler.

İlkokulun amacı, işbirliği ruhunu, bölgesel ve ulusal gelenek bilgisini, uluslararası  anlayış ruhunu, matematik, dil ve bilim yeteneğini, müzik, sanat ve edebiyata olan ilgiyi geliştirmek ve kazandırmaktır.

Öğrencilerin okul hayatının büyük bir kısmı dolaylı ya da dolaysız olarak ahlaki davranışların ve karakter gelişiminin öğrenilmesi sürecidir. Okul müfredatları Japon toplumunun ve kültürünün temel değerlerinin öğretilmesine adanmıştır. Aynı zamanda Japon öğrencilerin akademik başarıları uluslararası standartların çok üzerindedir. Sistemin temel karakteri yüksek okullaşma oranı ve derslere devam “zorunluluğudur”. Önemli bir yere sahip olan özel eğitim kurumları da aynı karakteristik özellikleri taşımaktadır.

Japonya’da aileler de çocuklarının eğitim görmeleri konusunda son derece isteklidirler.

            Eğitimin amacı kişiyi öğrenime hazırlamasıdır. Eğitilerek gerekli yetenek kazandırılmayan kişi toplumda etkisiz elemandır. 

Japon geleneği topluma ve kurulu düzene saygıyı, kolektif amaçların yüceltilmesini, bireyselliğe üstün tutmayı, bireyin kendisini sorgulamasını ve düzenli çalışma alışkanlıklarının edinilmesinin gerekliliği üzerine kurulmuştur.

Öğrencilerin okul hayatının büyük bir kısmı dolaylı ya da dolaysız olarak ahlaki davranışların ve karakter gelişiminin öğrenilmesi sürecidir. Okul müfredatları Japon toplumunun ve kültürünün temel değerlerinin öğretilmesine adanmıştır.  Farklı olarak Japonya’da 1. sınıftan itibaren ahlak eğitimi ve özel çalışmalar dersleri bulunmaktadır. Ahlak eğitimi Türkiye’de bir ders olarak 4. sınıftan itibaren okutulmaktadır. Ancak,“Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” Hadisini eğer doğru anlayıp uygularsak problemlerin çoğu çözülebilir.

Peki, ülkemizde ne yapılabilir ya da ne yapılmaktadır?

21. Yüzyılın ‘İnsan’ yaklaşımı ve kendi özümüzdeki kültürel, sosyal yapımız dikkate alınarak, ÇOCUĞUN gelişiminde “Değerler Eğitimi” yerine “Karakter Gelişimi” kavramı merkeze alındığında şunlar söylenebilir: Değerler eğitiminden öte karakter gelişimi gerekir.

Toplumlar, varlıklarını sürdürmek, huzurlu ve müreffeh, güvende yaşamak için karakter yönünden gelişmiş insanlara giderek daha çok ihtiyaç duymakta; günlük hayatta insanların bu boyutta ortaya çıkardığı olumsuzlukların sıkıntıları giderek derinleşmektedir. Ayrıca okulda sadece testlerden alınan başarılı sonuçların bireylerin mutluluğu, toplumun gelişimi için yeterli olmadığı görüşü de giderek daha çok kabul görmektedir. Belki de günümüz “gençliğinin kriz içinde olduğu” yönündeki düşüncenin cevapları olarak yorumlanacak göstergeler giderek çoğalmaktadır.

Tüm dünyada eğitim sürecine katılanların sayısı artmaktadır. Buna karşılık toplumsal hayattaki kirlilik, güvensizlik, özel hayattaki mutsuzluk, huzursuzluk ve kaygıların da arttığı da gözlenmektedir. Güven, dürüstlük, sorumluluk, sevgi, hoşgörü, tarafsızlık gibi değerlerin yeşeremediği ortamlar, tüm insanlığın felaketleri yaşadığı bir çevreye dönüşmektedir. Tüm dünya ile beraber Türkiye Domino veya Kelebek Etkisi ile paradigmalarındaki kırılmayı  bütün sosyal ortamlarında somut biçimde hissetmeye başlamıştır. Bu nedenle dünyada ve ülkemizde daha anlamlı, farklı bir okul/eğitim arayışının ve bu karakter gelişimi düşüncesi ile farklı “değerler eğitiminin” zorunlu olduğu artarak kabul görmeye başlamıştır.   

İnsanların çeşitli amaçlar arasında seçim yapmak durumunda kaldıklarında yaptıkları tercihler, onların ideali arama düzeylerini gösterir. İdealist insanlar günlük kaygıların ve kişisel beklentilerin ötesine geçerek insanlığın geleceğine ilişkin kaygılar taşırlar. Her çocuk; geniş bir perspektifte insanlığın, daha yakın boyutta ise Türkiye’nin, hemen yakınımızdaki yansıması ile bizim geleceğidir. Ülkemiz kadar dünyanın “karakter sahibi” yetkin kişilere ihtiyacı var. Karakter gelişimi kısa sürede sonuç alınan bir etkinlik değil, sabır isteyen uzun kapsamlı bir süreçtir. Gerçek karakter gelişimi izlemek, model almak ve hayata geçirmekle gerçekleşir. Karakter, ailede başlayıp mercan gibi uygun şartlarda, zamanla şekillenip pırıltılar saçan bir kişisel özelliktir.  Dolayısı ile biz öğretmenlere ve ailelere büyük görev düşmektedir.

 

 


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı