Makaleler > Uğur KANTEKİN > SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ

SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ01/01/2017

Son zamanlarda birçok işyeri kapanmakta ya da işe giren birçok insan kısa sürede işten çıkmaktadır. Başarısızlıklarını devlete, belediyeye, komşuya, şansızlığa ve birçok şeye yükleyen insanlar nedense kendilerine dönüp bakmaya cesaret edemiyorlar.

Bu tür sorgulamalar olmadığı için bazı insanlar ve kurumlar varlıklarını sürdürseler de sürekli bir başarısızlık içindedirler. Geçici çözümlerle problemleri ortadan kaldıramazlar, sadece acısını ya da belirtilerini azaltırlar.

Peki, bu başarısızlığın arkasındaki kök, nedendir nedir? Hayatlarımızın tamamı sorgulanmayan koşuşturmacalarla dolu. Kişisel hayatımızdaki her iş, sorgulanmayan yöntemlerle yapılıyor. Okulda ki derslerde başarılı değiliz ama yöntemimizi değiştirmiyoruz. Eşimizle işler yolunda gitmiyor, ama aynı ilişki ve davranış tarzından vazgeçmiyoruz. Komşumuzla çatışıyoruz, mutlaka o haksız olduğu için kendimizi değiştirmiyoruz. Diyelim ki, işsiziz, iş bulamıyoruz; neden bulamadığımızı analiz edip yöntem değiştirmek yerine iş yok deyip eski tas eski hamam yöntemimize devam ediyoruz. Çalıştığımız iş yerindeki işler neden öyle yapıldığı sorgulanmadan o şekilde yapıla geliyor. İster küçük bir proje olsun ister büyük bir iş, işler bodoslama dalınarak yapılıyor.   

İşe giriştikten sonra da aklımızı değil, kas gücümüzü kullanıyoruz. Tüm gayretimizle işi halletmeye çalışıyoruz.  Gösterdiğimiz tüm gayrete rağmen işi hakkıyla da yapamıyoruz. Deyim yerindeyse akıldan çok kaba gücümüz devrede oluyor ve enerjimiz boşa gidiyor. 

Peki, ne yapmalı? Düşünmenin yapmaktan daha değerli olduğunu fark edip, işe başlamadan önce iyice düşünmek için zaman ayırmalı. Bireysel işlerde birey düşünmeye zaman ayırmalı; kolektif işlerde ise düşünme sessiz olmaz, insanlar konuşarak düşünürler. Herkesin yapılacak işle ilgili fikirleri alınmalı. Buna dinimizde istişare deniyor ve ibadetten sonra en önemli sevapların başında geliyor. 

 En baştaki bu düşünme safhası gerekliyse de yeterli değildir. Çünkü belki ilk başta düşünülen yöntem de süreç içinde başarı getirmeyebilir. O takdirde başka yöntemler denemek gerekir. Başka yöntemleri deneyebilmekse işi yapma sırasında durup düşünmeyi gerektirir. Durmaksa zaman kaybı telakki edildiği için o koşuşturma ödün verilmeksizin devam eder.

Örneğin bir çiçek hediye gelirse ve bakım koşullarını bilmiyorsanız araştırıp (düşünme safhası) çiçeğe uygun bakım yöntemini belirlemelisiniz. Diyelim ki, iyi güneş gören bir yere çiçeği koyarak gün aşırı sulamaya başladınız. Çiçek her geçen gün soluyorsa bir sorun var demektir. Bu durumda düzeltici faaliyet gerekir. Yani mevcut bakım prosedürüne son verip bir kez daha araştırıp yeni bir bakım prosedürü devreye alınmalıdır.  Birçok örnekte insanlar, bir işi yapmak için kullandıkları yöntemi değiştirmek yerine, aynı yöntemi kullanmaya devam etmektedir. Bu da yaşadıkları sorunları akut hale getirmektedir. Bir de insan ve kurumların, sorunu hep dışarıda arayan tabiatı, kendilerindeki sorunu görmelerine mani olmaktadır.

Hâlbuki başarılı olmak istiyorsak önce yanlış kadercilik’ anlayışından kurtulmalı, kendi geleceğimizi kendimiz planlamalıyız. Ayet; “Hiç şüphesiz, Biz her şeyi kader ile yarattık” (Kamer Suresi, 49) der ama başka ayette de: “Her insanın kaderini kendi boynuna (kişisel seçimine) bağlamışızdır”. (17/İSRÂ-13 der. Dolayısı ile başımıza ne geliyorsa verdiğimiz kararlardan, daha önce girdiğimiz yollardan ve attığımız adımlardan geliyor. Eğer daha iyi bir hayat istiyorsak, daha iyi kararlar almalı ve daha iyi adımlar atmalıyız.

 Zira başka bir ayette “Allah’ımız, “And olsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Diyerek aklımızı kullanmamızı bize duyuruyor.

Aynı şekilde, başınıza gelen bir şeyi ‘kaderdir’ diye kabul etmek yerine, bu hatanın başımıza tekrar gelmemesi için ne yapmalı onu düşünmeliyiz. Eğer kötü giden bir şey varsa ve sabretmek o gidişatı düzeltmiyorsa, sabretmeyin! Risk alın, değiştirin, yeni yollar keşfedin. Biat etmeyin, kendi fikirlerinizi sonuna kadar savunun, muhalefet edin. Bu sizin hayatınız ve her geçen dakika hayatınızdan yiyor.

Bir de özgüven eksikliğinden dolayı kararlı davranmayan, fikir beyan etmeyen, ilk adımı atamayan bu kişiler aslında üzerindeki ölü toprağını attıklarında ciddi anlamda başarılı oluyorlar. Ancak bu özgüven eksikliği virüsü tüm vücutlarını sardığı için oldukları yerde kalıyorlar. Araştırmalar gösteriyor ki, yüksek özgüvenli insanlar hayatları boyunca gelişimi ve başarıyı ön planda tutarken, düşük özgüvenli insanlar ‘hata yapmamaya’ odaklanıyor. Bu ‘hata yapmama’ aslında ilk maddeyle, ‘başkaları ne düşünür?’ sorusuyla direkt ilintili. Hata yapmanın ayıplanacak bir şey olmadığını öğrendikleri anda gelişimleri başlıyor. Ancak bu seviyeye ulaşmak, yıllarca farklı şekilde yetiştirildiğimiz için, o kadar zor ki.

Özgüveninizi düşüren ne varsa araştırıp, onun üzerine gidin. Bir işi iyi bilmiyorsanız öğrenin, kendinizi eksik gördüğünüz ne varsa o konuyu tamamlayın. Söylediklerinizin yanlış olmasından korkmayın. Her gün o kadar yanlış şey, sanki yüz yıllık doğruymuşçasına özgüvenle söyleniyor ki, sizinki inanın sırıtmaz.

Bir çiftçi, yerde bulduğu bir kartal yumurtasını, tavuk yumurtası sanarak çiftliğine götürmüş. Kuluçkaya yatan tavuğun altına koymuş. Tavuk, kartal yumurtasını da kendi yumurtası sanarak kuluçka döneminde koruyucu kanatları altında tutmuş. Civcivler ve kartal yavrusu yumurtadan çıkmış. Kartal yavrusu, tavukların ve civcivlerin davranışlarını taklit ederek kanat çırpmış, eşinmiş, darı tanelerini ve solucanları yemiş. Kendisinin bir tavuk olmadığını düşünmek aklına bile gelmemiş. Bir gün küçük kartal gökyüzünde uçan kocaman bir kuş görmüş. Bu olağanüstü yaratığa hayranlıkla bakmış. En yakınındaki tavuğa bu kuşun ne olduğunu sormuş. Ona " kartal" derler cevabını almış. "Ben de kartal olmak istiyorum." demiş küçük kartal. "Saçmalama" demiş tavuk. "Haddini bil. Sen asla kartal olamazsın. Sen bir tavuksun. Bunu kabul et." Küçük kartal boynunu eğerek, toprağı eşelemiş. “Galiba haklısın." demiş. Küçük kartal hayatı boyunca tavukların arasında yaşamış. Asla potansiyelini bilemeden. Asla gökyüzünde özgürce dolaşabileceğini bilemeden. Beş on santimetre yükseğe kadar kanat çırpıp daha fazlasını yapabileceğini, gökyüzüne ulaşabileceğini bilemeden. Asla tavuklardan farklı şeylerle beslenebileceğini bilemeden. Çünkü kartal olmanın imkânsız olduğuna inanmış. Ve kartal bir tavuk olarak ölmüş.

Hayatımızı ne kadar kontrol edebiliyorsak, ne kadar zaman biriktirip o zamanın içini ne kadar dolduruyorsak, o kadar başarılıyız. 

Şu hayatta, farkında olmadan yaptığımız seçimler, bize yeni bir hayat alanı üretiyor. Önce bunu idrak edeceğiz. Aslında ürettiğimiz bu yeni alan, bizim deneyimimiz ve sınavımız. Bu sınava ihtiyacımız olduğu için, farkında olmasak bile elimizle yaptığımız bu durum, bizim başarıya ulaşmamız için gerekli. Bu engeller bizi başarılı kılacak. Çoğu zaman sorunları bahane olarak kullanıyoruz ve yarı yolda kalıyoruz! Kuvvetli bir hayalin varsa, bu engeller güçlendirir ve artık seni hiçbir şey durduramaz.

Böylece yaptığımız tercihler kaderimizi oluşturuyor. Çoğu zaman, tercih yapmadığımızı düşünüyoruz. Oysa karar vermemek ve harekete geçmemek bile bir tercih! Farkındalığımız düşük olduğu için, bilincimiz bunu anlamamıza izin vermiyor. Kuantum bunu çok iyi açıklar. Geçmişe bakıp düşündüğümüz zaman, kaderimizin, tercihlerimizin sonucu olduğu aşikârdır.

Ama bilinen bir gerçek vardır ki insanlar önemsemezler. “Allah bir kapıyı kapatırsa ötekini açar”. İşi büsbütün bozulan, bir çıkmaza düşen insan karamsarlığa kapılıp Yüce Allah`tan umut kesmemelidir. Çünkü Allah rahmetini esirgemez, O`nun rahmeti boldur. Allah hiç umulmadık bir anda bir sebep yaratır ve düşünen insanlara çare gösterir, bize iyi imkânlar sunar. Yeter ki O`na inanıp güvenelim, O`ndan umut kesmeyelim.

"Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder." (Şûrâ: 30)

 

"Zamanınızdan şikâyetinize sebep olan şeyler, amellerinizin bozukluğundandır." (Beyhaki)


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı