Makaleler > Uğur KANTEKİN > ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR.

ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR.

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR.01/12/2016

Evli olmak başlı başına ayrı bir iştir, evlilik ise aslında gündelik hayatın dışında başka bir gezegendir ve o gezegen de her zaman işler yolunda gitmeyebilir. Günümüz toplumunda evliliklerde yaşanan pek sorunun altında, pek çok aile terapisi başvurusunun altında kişilerin kök ailelerine yani kendi anne babalarına aşırı bağımlılıkları yatmaktadır.

Ergenlik dönemine girilen 10-12 yaşlarından olumluluk dönemine geçilen 20-22 yaş arasındaki dönem insan hayatının farklı bir dönemidir. Aşağı yukarı 10 yıllık dönem delikanlı kız, delişmen erkek davranışı nedeniyle güzel tuhaflıklar, şaşırtıcı tepkileri ile dikkati çeker. Hatta bazı psikologlar normal şizofrenik dönem olarak tanımlarlar bu dönemi. Çünkü bu yaş dönemi beyin, beden, zihin bağlantılarının oluştuğu bir dönemdir.

Gençlerde mantıksal kararları veren sol beyinle, duygusal kararları veren sağ beyin arasında ahenkli “network” oluşumu henüz oturmamıştır. Beyin ağsal yapısının organize hâle gelmesi yıllar alan süreçtir. Hatta “Anacı” erkek veya “Babacı” kız çocuklarında bu ağsal yapının olgun hâle gelmesi 40 yaşlarını bile bulmaktadır. Ki problemli evliliklerin temelinde bu duygular yatmaktadır. Erk eklerde anne üstünlüğü, annesini eşiyle karşılaştırma yapması mutsuz evliliklere yol açmaktadır.  

Hatta bazı kültürlerde zevkçiliğin yüceltilmesi, ön beyin bölgesindeki yürütücü işlevlerden sorumlu bölgelerin yeterli gelişmemesine, dolayısı ile dürtü kontrolü bozukluğu olan “hemen şimdici” anlık zevklerin peşinde koşan bir gençliğin yetişmesine sebebiyet vermektedir. Alınması gereken telefon, kıyafet, araba gibi birçok eşya şimdici hastalığı yüzünden alınmadığı için kavga yaşanmaktadır.

İnsan beyninde hayat boyu gelişme gösteren ödül-ceza sistemi yukarıda sözünü ettiğimiz anacı erkek, babacı kız ve keyifçi, zevkçi gençler de farklı gelişmektedir. Anacı erkek, babacı kız çocuk ebeveyni ile sağlıklı ve güvenli bağlanma ve ayrışma sürecini işletemez. Atalarımız “Kız evden gider oğlan elden gider” derken aslında yaygın korkuyu ifade etmişlerdi. Her insanın çocukluk dönemlerinde aile içerisinde ilişkilerde oluşturduğu “hayat senaryoları” vardır. Bu senaryolar zihnimizin derin kayıtlarında yazılıdır. İnsanoğlu hayatın yeni dönemine girdiği zaman kazanılmış senaryoları yeni duruma göre güncellemesi gerekir. Senaryolar, ilişki biçimleri aynı kalsa bile baş aktörler, oyuncular değişmiştir.

            Evden uzak okul hayatı başladığında hayata yeni oyuncular katılmak zorundadır. Evlenildiğinde ata ikiden dörde çıkmıştır, kardeş sayısı birden artmıştır. Okulda yeni iyi ve kötü karakterler kurguya dâhil edilmiştir. Düşünce katılığı ve duygu kısıtlılığı olan bu gençler yeni duruma uyum sağlayamazlar. Her şeyi annelerine veya babalarına sorma ihtiyacı duyarlar. Onların onayı olmadan karar veremeyen bu gençlerde özerklik duygusu gelişmemiştir. Bu durumun çaresi gençlerin ve ebeveynlerin karşılıklı ilişkilerine önyargısız bakışı sağlayabilmelerindedir. 

Ülkemizde halen temel olarak iki tipte çocuk yetiştirilmektedir. Bu çocuk yetiştirme tarzlarına tarımsal benzetme yaparsak, meyve çocuk ve toprak altı gövde çocuk diyebiliriz. Yani ilk yetiştirme tarzında çocuğumuz elma olarak yetişirken, diğer çocuğumuz ise adeta bir patates olarak yetişmektedir. Bu çocukların temel farkları biri dalın ucunda yetişir ve zamanı gelince ağaçtan kopar ve bağımsız olarak kendi ağacını üretir ve kendi meyvelerini yetiştirir. Ancak patates çocuğumuz ise ana gövdeye bağlı bir yumru olarak büyür ve ruhsal ve fiziksel anlamda asla gövdeden kopamaz. Tek derdi kendisinin bağlı olduğu gövdeyi beslemek daha da büyütmektir. Zaten gövde yani çocuğun ailesi de kendisinden maddi manevi sürekli destek bekler ve hatta onu sömürür.

Özellikle geleneksel hayat tarzını benimsemiş ve bundan kurtulamayan ailelerde büyütülen çocuklar eğer süreç içinde kendilerini koparmanın bir yolunu bulamazlarsa bağımlı kişiler olarak yaşar ve çoğunlukla evliliklerinde beklediklerini bulamazlar. Onlar için tek çözüm yolu kendileri gibi patates çocuklarla evlenmektir. Patates ve meyve çocukların evlilikleri çok uzun sürmez ya da çatışmalar ve kavgalarla doludur. Diğer bir versiyon da meyve aile olan ancak meyvenin daldan düşmesine izin vermeyen, görünürde geleneksel olmayan ailelerin çocuklarıdır ki bu çocuklar da daldan kopamadan orada kurur ya da çürürler.

Evlilikte erkeğin patates ya da dalda kurumuş meyve olduğu yani bağımlı bir erkek olduğu zamanlarda ise evlilik hayatı kadın için çok güçleşir. Sürekli olarak kendi ailesini besleyen ya da daha doğrusu aile olarak hala anne babasını gören bu erkek tipi çoğunlukla eşini hatta çocuklarını ihmal eder ve ikinci plana atar. Özellikle annelerine aşırı bağlı bu erkekler aslında gerçekte sadece kadın olarak annelerini ya da onlara benzeyenleri severler onlarla ilgilenirler. Eşlerinin de aynı şekilde kendi anneleri gibi davranmasını isterler. Onlar için annelerinin böreği, yemeği, tatlısı hep eşlerininkinden daha lezzetlidir daha güzeldir. Bayram ve özel günlerde hep öncelikle kendi anne ve babasına gidilir onların elleri öpülür.

Ancak bu durum kadın için belli bir süre sonra çekilmez bir hal alır, çatışmalar gerilimler başlar, benim annem-senin annen, benim ailem-senin ailen tartışmaları içinde kişiler aslında yeni bir aile sahibi olduklarını unuturlar ve bu aile bakımsız ve ilgisiz kalır

            Ancak gençlerin anne ve babalarına hem bağlı ve saygılı hem de özerk ve bağımsız birey olmayı başarmaları için farkındalık ve kendini tanımaya yönelik zihinsel çabaları yeterlidir. Zihin eğitimlerinde yol aldıkça kendilerini gerçekleştirmeyi de başarabilirler. Zevkçi gençlerin zihin eğitimi ise çok daha zordur. Modernizm yağmur ekti, fırtına biçiyor. Psikiyatri kongrelerinde aile içi şiddetin ve bağımlılığın çok konuşulması tesadüf değil. Gençlerin tek ilgi alanının bilgisayarlar olması rastlantı değil. İnsanlarda “ödül yetmezliği sendromu” oluştu.

Yemeğe doymayan, sevgiye doymayan, lükse doymayan, eğlenceye doymayan, estetik tatminsizlik içinde hep almak isteyen vermekten hoşlanmayan genç tipi özellikle gelişmiş ülkelerin düşünürlerini endişelendiriyor. Freud “Haz peşinde koşmak yaratıcı faaliyetin en büyük kaynağıdır” derken, Adler “Kendi üstünlüğünü isbat etmek üretici faaliyetin kaynağıdır” der. Yine  Varoluşcu felsefe “İnsan koşulsuz özgürdür, bencil dürtüler hayatın anlamını oluşturur” derken insanı beyin- zihin denkleminde ödül yetmezliği sendromuna sokacaklarını hiç öngörmemişlerdi.

Gençlerimiz şunu bilmeli: Sosyal davranışlarımızın temelini oluştururken modernizm bizi yanlış yönlendirdi. Fakat yeni modernizm ise, yeni çözümler sunuyor. O halde gençlerimiz; kısa vadeli zevkler yerine orta, uzun vadeli zevkleri, parasal, estetik ve cinsel zevkler, orgazma ulaşamamanın çığlığı olan gürültülü müzik ve çılgın yaşantıya varan hisler yerine, merak, hayret, esenlik, kendini gerçekleştirmek, sosyal ideallere hizmet etmenin hazzını öncelikleseler geleceklerine daha çok hizmet etmiş olacaklar.

Evet gençler! Yeni bilim anacı, babacı olmayın ama evden giderken elden gitmeyin de diyor. “Evladım ölçülü ol, hayatta tadı güzel başka zevkler de var” diyen babalarımızın kulakları çınlasın

Ayette "ALLAH kötülüğe iltifat etmeyen genci, emsallerine üstün tutar."

Hadis de "Bir genç ilim ve ibâdet içinde yetişir, olgunlaşırsa, ALLAH Kıyâmet Günü ona yetmiş iki sıddîkın sevabı kadar sevap verir." De r.

            O zaman yolumuzu Muhammedi ahlak üzere çizersek evliliğimiz de, işimizde, dostluklarımız ve hayatımız da güzel olacaktır.

 

 

 


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı