Makaleler > Uğur KANTEKİN > GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER

GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016

Yeni neslin en temel özelliği benmerkezci oluşu; en vazgeçilmez değeri ise özgürlük olmuştur. Peki, Türkiye’de gençlik kültürel ve toplumsal olarak nasıl bir değişim yaşıyor?

İnsan hayatının önemli bir dönemi olan gençlik çağı, biyolojik, psikolojik ve sosyolojik yönü ile insanın bedensel, ruhsal ve sosyal gelişmesinin ve kişiliğinin oluşmasında hassas bir dönemi kapsıyor. 

Gençlik dönemi, bir yandan bunalımlar, çatışmalar, yanılgılar, çelişkiler ve kararsızlıklarla gencin gerek kendisiyle ve gerekse çevresiyle çatışma halinde olduğu; diğer yandan tatlı hayallerin, tutkuların ve idealizmin filizlendiği, kendini ispat ve kimliğini bulma çabalarının yoğunlaştığı bir dönemdir. Bu yüzden, toplumun içinde bulunduğu buhranlardan en fazla etkilenen kesim yine gençlik kesimi.

Nüfusun büyük bir bölümü genç olan ülkemizde, gençlik alanında çalışma yapan ve gençlere yönelik projeler tasarlayan Sivil Toplum Kuruluşlarının sayısı son derece az. Bu nedenle, ülkemizde az sayıda gençlik projesi hayata geçiriliyor. Oysa başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünyada, gençlerin kültürel, sosyal, sanatsal, bilimsel gelişimini desteklemek amacıyla her yıl binlerce gençlik projesi gerçekleştiriliyor. Bizde de bu projeler daha yaygın hale getirilerek, devlet desteği ile güçlendirilmeli; genç nüfusun beyin göçünün engellenmesi için imkânların sağlanması gerekiyor.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2015 tarihli tespitine göre, dünya nüfusu 7 milyar 145 milyon 786 kişiye ulaştı. Çin, Hindistan, ABD, Endonezya, Brezilya, Pakistan ve Nijerya’nın toplam nüfusu dünya nüfusunun yarısından fazlasını oluşturuyor. Dünya nüfusunun sıralamasına göre Türkiye nüfusu 18. sırada yer alır. 2015 Türkiye nüfusunun %16,4’ünü 15 – 24 yaş grubu genç nüfus oluşturur. Buna göre ülke genelindeki genç sayısı 12 milyon 899 bin 667 kişiyi bulurken, bunun yüzde 51,2’sini genç erkek nüfus, yüzde 48,8’ini ise genç kadın nüfus oluşturuyor.

Türkiye, Avrupa Birliği ülkelerine göre oldukça genç bir nüfusa sahip olmasına rağmen 8 yıllık bir gelecek içerisinde doğuşta beklenen ömrün uzaması ve toplam doğurganlık hızındaki azalış nedeniyle gittikçe yaşlanan bir nüfusa sahip olacağını gösteriyor.

Eğitim, kültürün kuşaktan kuşağa aktarılması için önemli faktörlerden birini teşkil ediyor. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini saptarken eğitim en temel ölçüttür. Ülkemizde okur – yazarlık oranı gittikçe artmakla birlikte, hala istenilen düzeye gelememiştir. Okuma – yazma bilmeyen gençlerin oranı 2012 yılında %1’lerde iken, 2013 yılında genç nüfusun %0,8’i okuma – yazma bilmeyenlerden oluşuyor.

Dünya Sağlık Örgütüne göre sağlık; bireyin vücudunda hastalık ve sakatlığın olmayışını değil, kişinin bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olmasını ifade eder. TÜİK tarafından 2012 yılında yapılan Sağlık Araştırması’nda sağlık sorunlarına ilişkin, gençlerin %14’ünün her gün tütün mamulü kullandıklarını açıklandı.

Gençlerde suçluluk toplumsal bir sorun. 15 – 24 yaş grupları arasında bulunan gençlerin suç işleme riski yüksek olup, en çok suç işleyenler bu yaş dilimleri içinde bulunuyor. Yaş ilerledikçe suç oranlarında düşme görülüyor. Ekonomik nedenle işlenen suçlar arasında hırsızlık, dolandırıcılık, uyuşturucu, adam öldürme, yağma gibi suçlardan ceza infaz kurumuna giren hükümlüler olduğu görülüyor.

Etkin gençlik politikaları üretmenin önündeki engelleri aşma ve kalıcı çözüm sağlayacak yapısal değişiklikleri gerçekleştirme doğrultusunda atılacak en önemli adım, ülkemizdeki gençlerle ilgili eğitim, sağlık, kişisel hayat, işgücü, sosyal katılım, gelirden eşit pay alması vb. konularda yeni politikaların üretilmesi ile mümkün olacaktır. 

Nesil meselesi, bir kültür ve medeniyet davasıdır. Nesil, bir ülkenin, bir milletin ve bir devletin geleceğidir. Neslin kaybı; ülkenin, milletin ve devletin kaybı demektir. Bu sebeple nesil meselesi, sadece ailenin meselesi olmayıp, topyekûn bir milletin, siyasetin ve devletin meselesidir. Siyasetin, kısır meselelerle uğraşmaktan kurtulup, geleceğimiz olan neslin inşasına yönelmesi şarttır, elzemdir ve zorunludur. Bu noktada siyasetin sorumluluğu büyüktür.

Gençliğimizin gösterdiği değişim normal mi?

Bütün bunlar, henüz sosyal problem boyutuna ulaşmamış olup, başlangıç aşamasında üzerine gidilmesi gereken konular. Gençliğimizin böyle bir değişim göstermesi normal midir? Gençlik, kendi kültür ve medeniyetinden, kendi değerlerinden niçin kopmakta ve yabancılaşmakta? Niçin sanallaşmakta, ferdileşmektedir? Ailenin kentleşme ve göç politikalarının, Türkiye’nin medeniyet tercihinin, sistemin öngördüğü yaşam tarzının, eğitim sisteminin, medyanın, toplumsal değerlerdeki çözülmenin bunda bir payı var mıdır?

Yine gençlikle ilgili yapılmış çalışmalardan, açıklamalardan, yayınlanmış anılardan yola çıkarak, gençliği olumsuz etkileyen faktörleri aile içi ve aile dışı faktörler olarak şöyle sıralayabiliriz:

1 – Aile İçi Faktörler:

Aile ortamının etkisi- Ailenin parçalanma ve yıkılması- Evin otelleşmesi- Sorunların konuşulmaması-Çocuklara ilgisizlik-Aile içi yanlış eğitim- Sevgi ve şefkat eksikliği- Doğru iletişim kurulamaması- Akraba çevresinin etkisi-Cinsellik konusunda yanlış bilgilenme. Ekonomik sıkıntılar ve Dini eğitim yetersizliği- Kendini sorumlu hissetmemek; fakat başkalarını sorumlu tutmak. Sorumluluk ve yükümlülük duygusu ile alay etmek; çevresini, kendine karşı sorumlu saymak- Birlikte yaşadıklarını kendine mecbur saymak, kendini kimseye karşı mecbur saymamak- Sahip olduğu şeylerin kıymetini bilmemek ve umursamamak-Sınırsız bir tüketici ve kullanıcı özelliği sergilemek, marka tutkusu, gösteriş.

 

2 – Aile Dışı Faktörler:

Küresel güçlerin etkisi (Siyonizm, ABD, AB, Yabancı İstihbarat Örgütleri…).

Büyük medyada yer alan diziler, filmler, özel programların etkisi.

İnternet ve sosyal medyanın etkisi. Hristiyanlaştırma faaliyetlerinin etkisi. Ateizmin etkisi.

Türkiye’nin yanlış kültür ve medeniyet tercihi: Seküler Batı kültür ve medeniyet tercihi.

İki kültür ve medeniyet değerlerinin çatışması ile oluşan şizofreni.

Yanlış eğitim politikası. Yanlış kentleşme politikası. Yanlış tarım, sanayi, hayvancılık politikası. İşsizlik: İş bulamama korkusu. Okuyamama korkusu- Toplumsal değerlere yabancılaşma, değer yargılarında zedelenme- Rol modelleri, bilim adamları, düşünürler, din adamları, siyasetçilerden seçme yerine, popüler öğelerden seçme

Maalesef bu faktörlerin çatışmasının meydana getirdiği ortam, gençlikte kimlik ve kişilik krizine neden olduğu tespit edilmiş. 

Yapılan araştırmaların sonucuna bakıldığında, gençlerin çok ciddi kavram karmaşası yaşadığını, kavramların muhtevasının ne olduğunu bilmediklerini, zarf ile mazrufun birbirini tutmadığı görülmüş. Gençler, genel bilgiye yeterince sahip olmadıkları gibi, kendi kimlikleri için zaruri bilgilere de hâkim değiller. Bu da eğitim sistemimizin toptan gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.

Gençlerin, teknolojiyi çok iyi kullandıkları, hatta bir kısmında teknolojiyi kullanma bağımlılığı meydana gelmeye başladığı anlaşılıyor. Gençler, sosyal medya ve internetten fazlasıyla etkileniyorlar.

Peygamber (sav) buyurdu: “insanoğlu kıyamet gününde Rabbinin yanında şu beş şeyden sorulmadıkça olduğu yerden ayrılamaz: “Ömrünü nerde geçirdiğinden, gençliğini nerede ve nasıl harcadığından, malını nereden kazanıp nereye sarf ettiğinden, bildiği ile amel edip etmediğinden, bedenini nerede yıprattığından.” O zaman, gençlere bunun önemini anlatalım.

 

Not: Bu yazı Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Araştırmalar Merkezi ile Türkiye İstatistik Kurumu Raporlarının sonuçlarına dayanarak hazırlanmıştır.


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı