Makaleler > Uğur KANTEKİN > HAYIR DİYEBİLMEK

HAYIR DİYEBİLMEK

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

HAYIR DİYEBİLMEK01/03/2012

Gerek özel hayatta gerekse iş hayatında telaffuz edilmesi zor kelimelerden biridir "hayır" demek. Yaratacağı etkileri düşünerek, nasıl söyleyeceğini düşünerek ve belki de kendisine nasıl söylenildiğinde ne hissedeceğini düşünerek ve biraz da nasıl söyleyeceğini bilmeyerek pek çok kişi yaşantısında "hayır" demekten kaçınır.

Neden bu kadar zordur "hayır" diyebilmek?

• İnsanların isteklerine, taleplerine olumsuz cevap vermenin yani “hayır” demenin o kişiyi reddetmek, geri çevirmek olacağını düşünerek "hayır" demekten çekiniriz.

• "Hayır" dediğimizde ilişkilerimizin zedelenebileceğini düşünürüz, hatta ilişkilerin bitme noktasına gelebileceğinden endişe duyarız ve bu kaygılar hayır dememizi zorlaştırır.

• Bencil olarak algılanabileceğimizi düşünerek hayır demekten korkarız.

• Herkesle iyi olmak, herkesi mutlu etmek ve dolayısıyla da herkes tarafından sevilebilmenin yolunun her şeye “evet” demekten geçtiğini düşünerek "hayır" demekten kaçınırız.

• "Hayır" denilmesinin kendimizi ne kadar olumsuz olarak etkileyeceğini düşünerek "hayır" diyemeyiz kolayca.

• "Hayır"ın ne zaman ve ne şekilde denileceğini öğrenememiş olduğumuzdan "hayır" diyemeyebiliriz.

       İş hayatında olsun diğer sosyal ve özel ilişkilerde olsun gerektiği zaman "hayır" diyememek ve zamanla bu “hayır”ların sayısının artması; kişinin kendisine olan saygısının azalmasına, yaşama ve insanlara karşı ciddi öfkeler biriktirmelerine, gerginliklerin üst düzeye tırmanmasına neden olabilir ve bu gerginlikler uygun olmayan zamanlarda ve aşırı dozlarda tepkilere neden olur. Bu tepkiler o an için aşırı ve gereksiz olduğundan haksız durumda buluverir kişi kendini.

      Peki gerektiği zamanda "hayır" diyebilmek neden bu kadar önemli ve neden "hayır" demek gerekiyor?

• Kendi hayatınızın dümenini elinizde tutabilmek için "hayır" diyebilmek gerekiyor. Çok yorgunsunuz ve eve misafir gelmek istiyor, onlara kırarım- ayıp olur endişesiyle "hayır" diyemiyorsunuz. Ancak o akşam için planladığınız, rahat bir koltukta oturup gevşemeyi feda ettiğiniz için hem sıkıntılı- gergin bir akşam geçiriyor, hem de ertesi sabaha daha da yorgun olarak kalkıyorsunuz. Ya da; işyerinizde çok yoğunsunuz ve bir dosyayı daha bitirmeniz isteniyor, ancak bu dosyayı yetiştiremeyeceğinizi söyleyemiyorsunuz ve dosyayı bitirmeye çalışıyorsunuz. Bu arada yapmakta olduğunuz iş aksıyor. Bir şekilde elinizdeki tüm işleri bitirseniz bile karşı tarafa bu işi yaparken ne kadar zorluk çektiğinizi bildirmediğiniz için karşınızdaki kişi sizin emeğinizi anlamaz ve takdir edemez ve sizden hep aynı performansı göstermenizi bekleyebilir ve hatta daha az çalıştığınızı söyleyebilir.

• “Hayır” denmediği için sürekli biriken işler ve başkalarının isteklerini "hayır" diyemediği için sürekli yerine getiriyor olmak bir süre sonra yaşantınızın kontrolünün elinizden kaçmasına, kendi isteklerinizin yaşantınız içinde yer almamasına neden olabilir.

• İş ortamında zamanı iyi yönetmek, iyi bir takım oyuncusu olabilmek için “hayır” demek çok önemli. Bir takımda herkes sadece kendine düşeni yaparsa takım iyi bir oyun çıkarır. Bir oyuncu kendi görevi olmayan işleri sadece “hayır” diyemediği için yaparsa kendi görevlerini aksatabilir, gereğinden önce yorulabilir ve sıkılabilir ve takım içerisinde sorunlar yaşanmaya başlayabilir

• Yanlış anlaşılırım korkusuyla olumsuz düşünceleri dile getirmemek adına “hayır” diyememek ilişkileri oldukça zedeleyebilir, insanlar sizin samimiyetinizden kuşku duyarlar ve sizinle yakınlaşamazlar.

• İstemediğiniz şeyleri hayatınızın dışında bırakabilmenin tek yolu da “hayır” diyebilmek.

• Yanlış yapmaktan, hatalı davranmaktan ve olumsuz değerlendirilmekten korkmadığınızda gerekli noktalarda rahatlıkla “hayır” diyebilecek ve korkularınızın gereksiz olduğunu, aslında insanların hatasız olanı, mükemmeli değil de kendisi gibi hata yapabileni daha kolay kabul ettiğini, sıcak yaklaştığını görebileceksiniz. Hem daha çok sevilen, kabul gören hem de sayılan biri olabileceksiniz. İnsanlar sizin karşınızda nasıl davranmaları, ne zaman durmaları gerektiğini, sizin de sınırlarınız olduğunu bilecekler ve böylece daha açık ve sağlıklı iletişim kurabileceksiniz.

     Nasıl “hayır” diyeceksiniz? Kimse “hayır” kelimesini ne duymayı, ne de söylemeyi sever. “Hayır” kelimesini kullanmak yerine ben dilini kullanarak “hayır” anlamına gelebilecek şeyler söyleyebilirsiniz.

”Hayır” demenizin nedenlerini saydıktan sonra yapamayacağınızı söylemek daha kolay olacaktır. Zaman zaman meşgul olduğunuzu, bazen o konuda bilginiz olmadığını söyleyerek de hayır diyebilirsiniz.

     Unutmayın ki; “hayır” demek o insanı reddetmek demek değildir. Sadece o koşullar altında o işi yapamayacağınızı gerekçeleriyle bildirmek demektir. Bir başka zamanda veya koşulda, kendinizi uygun hissettiğinizde o işi yapabilir veya karşınızdakine başka bir zaman diliminde yardımcı olabilirsiniz. Çünkü ”Hayır” diyerek koruduğunuz kendi sınırlarınız, yönetimini eline almaya çalıştığınız kendi yaşantınızdır.

      Diğer taraftan, başkalarını memnun etmek için kendi ihtiyaçlarını gözardı eden ve bunları başkalarının taleplerine kurban eden davranış biçimi ise boyun eğici ve/veya çekingen davranıştır. Bir doğru çizgi üzerinde davranış biçimlerini derecelendirecek olursak girişkenlik, en uçlarda yer alan saldırganlık ve çekingenlik arasında yer alır.

      Hayır diyebilmenin, girişken davranmanın stresle olan ilişkisi, ihtiyaçların karşılanmasında yatmaktadır. Eğer, genel olarak girişken değilseniz, bu ihtiyaçları karşılayamıyorsunuzdur. Böylece bu ihtiyaçlar birer stres kaynağı haline gelebilmektedir.   

    Karşımızdaki kişinin teklif etme hakkı olduğu gibi sizin de bu talebi karşılamama, yani hayır deme hakkınız vardır.

Girişkenlik dili, başkalarını tehdit etmeden kendinizi anlatmanıza yardımcı olabilir. Kendi haklarınızı savunurken, bir şey teklif ederken ve teklifi geri çevirirken, iltifat ederken ve övülürken ya da kızgınlığınızı yapıcı bir şekilde açıklarken girişkenlik yöntemlerini kullanabilirsiniz.

      Bazen kişinin sadece "hayır" demeye, kendinden bekleneni geri çevirmeye ihtiyacı vardır.

Örneğin, Mağazadan çıkar ve kendinize kızarsınız: "Bu ceketi beğenmemiştim; neden

satıcının ısrarlarına dayanamayıp aldım ki? " dersiniz. Ya da iş yerindeki öteki sekreter hanım sizden yardım istemiş, yazması gereken yazıyı önünüze koymuş ve siz onun işini yaparken o telefonda arkadaşlarıyla sohbet etmektedir ve bu ilk defa olmuyordur. Bizi adeta bir "kurban" haline dönüştüren bu tür durumların bir tek nedeni vardır: Hayır diyememek. Oysa "HAYIR!" demenin insanlarla iletişimimizde önemli bir yeri vardır.

     Neden Hayır Diyemeyiz? Nedeni apaçık ortadadır: Sanırız ki, her şeye "evet" dersek,

etrafımız bizi onaylayacak, beğenecek; bir şeye itiraz ettiğimizde ise dışlanacak ve

önemsenmeyeceğiz. Bu arada sevdiğimiz, değer verdiğimiz insanları kırmamak,

Gücendirmemek endişesiyle de ağzımızdan "evet" , "peki" sözcükleri çıkıverir.

Aslında onaylanmak, beğenilmek bütün insanların en önemli ihtiyacıdır ve böylesi bir

ihtiyaç duymaktan daha doğal bir şey olamaz. "Evet" yaklaşımı bizi başkalarıyla işbirliği

yapmaya, dayanışma göstermeye yöneltir ve bu çok güzel bir şeydir. Ne var ki bazen bu

"evetlerin dengesi kaçar, kendimize saygımız yıpranır, kendi ihtiyaçlarımız ve ilkelerimize

sırt dönmüş olmaktan dolayı kendi kendimizi kızar hale geliriz. Sonuçta, tam tersi bir etki

oluşur: Onaylanmayı beklerken, dikkate alınmamaya; saygı beklerken, buyrukları yerine

getirmeye; gücendirmeyelim derken, doğru olarak gördüğümüz bir ilkeden uzaklaşmaya

başlarız.

    Her insanın, her ailenin bir değerler sistemi, bir yaşam felsefesi vardır ve olmalıdır. Evet veya hayır demede bu ilkeler, değerler ve anlayışlar bize rehberlik eder. Çocuklarımıza küçük yaştan itibaren bu ilke, değer ve anlayışlara göre "evet" ya da "hayır" demiş ve onlara bunlar temelinde "hayır" demeyi öğretebilmişsek, en delişmen oldukları buluğ çağında bile dışarıdan gelen kötülük çağrılarına karşı kendilerini koruyabilirler. Alkol, uyuşturucu kullanma veya cinsel istismar gibi konularda genç kız ve delikanlıların "hayır" diyemedikleri için kötü durumlara düştüklerini biliyoruz.

      Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz…Gerektiğinde HAYIR diyebilmek çocuklara belki okullarda öğretile gelen pek çok bilgiden daha önemli ve gereklidir. Çünkü hayır diyemedikleri için arkadaş kurbanı olan yüzlerce çocuk var. Sürekli olarak başkalarının istek ve beklentilerine evet diyen insanlar kendi kişiliklerini yeterince geliştirememiş, özgüveni zayıf, kendisiyle barışık olmayan, bağımlı ve en önemlisi de mutsuz insanlardır. Her zaman kendi ihtiyaç, istek ve beklentilerimizle diğer insanlarınkini dengeleyerek kuracağımız ilişkiler daha sağlıklı zeminlere oturacaktır. Hayır diyebilmeyi bilen çocuk ve ergen, önüne çıkabilecek pek çok yaşamsal tehdit karşısında çok daha güçlü ve donanımlı olacak, kendisini pek çok tehlikeden koruyabilecektir. Ve en önemlisi her hayır, başka bir şeye evet demektir.

 

HAYIR DİYEBİLMEK, HAYATIMIZIN KONTROLÜNÜN BİZİM ELİMİZDE OLMASI DEMEKTİR….

 

Uğur Kantekin


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı