Makaleler > Uğur KANTEKİN > ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ?

ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ?

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014

             

Ellerimizle ürettiklerimizin sonuçlarını yaşarız daima. Buradaki “eller” tabirini sadece “fiillerimizin sonuçlarını almak” diye okumak da yetersizdir. Düşünceler, fiillerin hammaddesi olduğuna göre kişinin düşünsel ve duygusal boyutta ürettiği ve sürekli beslediği hırslar, hasetler, tepkiler, öfkeler, tutkular, takıntılar, aşırılıklar gibi konular da eller kapsamı içindedir ve biz bunların da bedelini öderiz ve ödemeye de devam etmekteyiz.  Kaçırılan en önemli nokta da burasıdır aslında. “Fiilim düzgün, yanlışım yok ama bu başıma niye geldi? Diyen insanlara şu soru sorulabilir. “İçin düzgün mü, için kurt kaynarken, kafan karmakarışık dalga anaforları içinde çalkalanırken fiilin düzgün olması pek işe yaramaz. Bakış açımızla, fiillerimizle evrene dalga yaydığımız gibi aynı zamanda dalga da çekmekteyiz. Yani tohumu senin toprağında olmayan bitki senin toprağında bitmez. Dolayısıyla. Her an, halimizle, düşüncemizle senin dünyanda ne yaşanıyorsa sendendir.

Düşünceleri tıkamak: Düşüncelerini hakir gördüğün insanlara, düşüncelerini anlatman sonra da "Beni anlamıyorlar" diyerek serzenişte bulunman da ikilem yaşamaktır.

Sen, zihninde onların düşüncelerini hakir, banal, geri görmeseydin; onlar seni anlamaya gayret  ederdi. Sen, zihnen onları sevgiyle kucaklasaydın onlar da senin düşüncelerine ilgi duyar seni kucaklardı. Dış dünyanda gördüğün her olumsuzluk, iç dünyandaki bir kilidinin, tıkanıklığının, bir gayrı görmenin meyvesinden başkası değil!

Önyargıya inat: Kişiler hakkında zaman içinde oluşan hükümlerimiz ön yargı bloklarına dönüşür. O kişi ileride değişse, dönüşse bile bizim zihnimizde hep aynı kalır. Bu nedenle eski hayatına tövbe etmiş, yanlışından rücu etmiş olsalar bile sindiremeyiz çoğunlukla. Biri hakkında bu değişim haberi gelse genellikle tavır şudur:

- O mu, hayatta güvenmem. Kim bilir gene ne tilkiler geziyor kafasında.
- Kırk yıllık Kani, olur mu yani, kardeşim? Aldanma!
- Balık kavağa çıktığı gün o değişir. Duy da inanma. Uzar gider bu sözlerle açığa çıkan ön yargı dizileri.

"O Değişemez" beyanında bulunan "Ben ona bakışımı değiştiremem" demiş olmuyor mu hakikatte!? Sen bakışını değiştirme, aynen öyle yaklaş, ona zararı var mı? Hayır, haberi bile yok!

Konular hakkında hüküm vermek: Bir konu hakkında "Bu budur, anladım" demek onu çözümlemek gibi görünse de aynı zamanda "Sonsuz anlamları kilitliyor, bu kadarcıkla yetiniyorum" demektir. Kesin hüküm ve karar vermek; evrensel akışkanlığı bir resim karesinde dondurmaktır. İşte o noktada bilinç kalıp bir bilgi ile betonlaşır! O konuda gelen farklı bilgiye duvardır artık.

Ehil zatlar ve derin düşünenler bu noktada hiç bir konuyu tek hükme kilitlemez, "Bugünkü verilerle konuyu bu şekilde anladım ama yarın bu da değişebilir" açıklığı ile izlemeyi seçerler.  

İyi niyet: Astrologlar, ekonomistler, analistler değerlendirmeler yapıyor 2014 e dair. İyi öngörüler de var, kaygılar da, tedirginlikler de, felaket senaryoları da...
Sır nerede biliyor musun? Kalabalık bir dünyada değil beynince üretilen hologram dünyanda yaşıyorsun, bu artık bilimsel bir gerçek.  O halde; senin dünyanın hakimi sensin! 
Sen ne dersen o olur beyninde! Dış etkileri de eski kayıtları da önerileri de at şöyle kenara. 
Ve güçlü biçimde şunu tekrarla kendine:"2014 HER YÖNDEN İYİ BİR YIL OLACAK!"
İman ettin mi? Ettin. İman var kaygı yok! O halde?..Haydi hayırlı olsun.

Niyet et ve izle. Bil ki niyetinle aranda kimse yok! Ne biri engel olabilir, ne bir kimse fit sokabilir.

Zira Allah’u Teale Kur’an-Kerim de “Ben kulumun zannıyla hareket ederim” der.

Kelimeler: Kelimelerin değişmedikçe anladığın değişmez. O nedenle yeni bilgi gelince, canım eskilerin dediğinin aynısı deme, kendine yazık edersin! Yeni bilgi hangi kavramlarla gelmişse onlarla düşün. Yeniyi eski kelimelerle anlamaya çalışmak; mücevheri kilerde saklamak gibidir. Mücevherin yeri takı kutusudur, kiler değil. Aynı kelimeleri kullanmak alışkanlığı, yeni kelimeleri kullanmak akışkanlığı besler. 

Hastalık: İnsan; kendinde, kendi kendine çalışan entegre sistemden habersiz olduğu için genellikle yaptığı gibi şifayı da ötelemiş, dışarıda arar olmuştur.
Beyin komutasındaki bedenimiz, her hastalık ve bunalımda kendi kendini tedavi edecek donanıma da bilgiye de materyale de fazlasıyla sahiptir! Bedendeki virüsler; düşünce ve inançtaki pürüzlerden beslenir!!!İman ve Şifa doğru orantılı seyreder. Şifa bulacağına inanarak uygulamalara girişenin şifa bulmaması için hiç bir sebep yoktur!

Barışık olma ve Razı olamama: Kişiler ve olaylardan razı olamayan, aslında kendisinden razı olamayandır. Kendisiyle barışan tüm evrenle barışık yaşar.

"Acaba"lar kadar negatife, "Amenna"lar kadar pozitife açıktır beyin. Razı olamadığın konu döner, seni vurur. Razı olduğunda vuracak biri kalmadığından sorun kendiliğinden düşer ya da çıkar gider hayatından, artık senin için o hal sorun olmaktan çıkar. Ah bir inanabilsen!..

Bu durum neye benzer biliyor musunuz? Siperinden baş çıkaran asker kurşuna hedef hale gelir. Siperinde kalan veya "Tam siper" komutunu kendi kendine verip bütünüyle yere yatan, toprakla bütünleşen için isabet edecek kurşun yoktur.

Kınama: Hiç bir insanın hiçbir hali hakkında dilini kıpırdatma! Zerrece yorum yapma! Hatta zihninden bile geçirme! Bil ki bu yargılamadır. Zira Allah, en iyi yargı makamıdır. Allah kimseye yargı makamını vermeyeceği için bu fiilinin neticesi ne olur sen düşün artık. İnsanların hal ve hareketleri hakkında hüküm verip yargılamak; hükmünü kendince yorumlamak ve kendi bakışıyla onu kerih görmek kınamaktır.

İkisinin de uzun veya kısa vadede sonu felakettir. "Efendim yaptığı günah, yaptığı haksızlık, ben de gördüğümü söyledim" diyerek kendini savunan Allah Sisteminin işleyişini hiç anlamamıştır!..

"Kınadığını yaşamadan ölmezsin" hadisini bilen ne dilini ne zihnini kıpırdatır insanlar hakkında. "Efendim, yaptığı günah, yaptığı haksızlık, ben de gördüğümü söyledim, ne var bunda?" demeye devam edenler için yargı ve kınamanın bedelini ödediğin gün bağırmak fayda vermez. Dolayısı ile herkes aklını başına alırsa işte o an seriül hisab ve zül intikamı durdurur! O yüzden Peygamberimiz “Ya hayır söyle, ya sus” demiştir.

Hatıra: Kişi anılara odaklanmaya başlamakla içindeki virüsler (vehimler, zanlar, kaygılar, endişeler) i beslemiş olur! Anılar; ANın katilidir! Hatıralarının zihninde katliam yapmasına izin vermeyin! Yalnızlığını gerçek manada fark eden kimseyi incitemez, kimseye zarar veremez. Kendini incitmek, kendine zarar vermek akıl kârı değildir çünkü.

"Hatıralar" ve "Kimlikler"inizden kurtulduğunuzda özünüzdeki ilahi kudretin sesini duyar ve sadece ona göre yaşamaya başlarsınız!-Ne yaşarsan yaşa, yarın o senin için rüya olacaktır. Hayat, yarını kazanmak için anı değerlendirmekten ibarettir. Düne takılma, yarını kazan.

"Değerler"i olanlar sevemezler. Çünkü sevgi, almaksızın vermektir. Değerler ise sahipliktir ve çoğu kimse için sahiplikleri varlık sebebidir. Varlığını vermeyi düşünmeden sevmek öyle mi? Çok zor.

 "Kendi Doğrular"ı olanlar sevemezler Çünkü sevgi kendi doğrularını sevgilinin doğrularında yok etmektir.

          Portekiz'de 27 yaşındaki Sophie Lagoa ismindeki bir kadın sürücü, sarhoş bir vaziyette araba kullandığı gerekçesiyle trafik polisleri tarafından yakalanarak mahkemeye sevk edilir.
Kadın, oldukça ağır olan bu trafik cezasından kurtulabilmek için sahasında çok iyi bir avukat olan Eduardo Borja ile anlaşır. Avukat, bütün meslekî marifetlerini kullanarak bayan Sophie'yı ceza almaktan kurtarır. Başına gelen musibetten ders alıp uslanmayan Sophie Lagoa, beraatini kutlamak için bir bara gidip sarhoş oluncaya kadar içer. Daha sonra da yine sarhoş vaziyette direksiyonun başına geçer ve o sarhoş kafayla yolda giderken bir vatandaşa çarparak onu yirmi metre kadar arabasıyla sürükler. Perişan vaziyette hastaneye kaldırılan adam bütün müdahalelere rağmen kurtarılamayarak ölür.
           Bayan Sophie Lagoa, hapishanenin yolunu tuttuktan günler sonra, arabasıyla çarparak ölümüne sebep olduğu adamın, kendisini sarhoş araba kullandığı gerekçesiyle ceza almaktan kurtaran avukat Eduardo Borja olduğunu öğrenecektir.

"Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizin yaptığı (işler) yüzündendir"  [Kuran-ı Kerim, Şura, 30]

 

 

Uğur Kantekin


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı