Makaleler > Uğur KANTEKİN > SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?..

SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?..

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?..01/04/2014

Sevgi kavramını oldukça kolay telaffuz ediyoruz da ne derece sevdiğimiz, yada sevildiğimiz doğrusu ince bir tahlile muhtaç. “Seni seviyorum” diyenlerin ne kadarı sevgiyi gerçek anlamda yaşıyor, sevilenler sevilmenin sorumluluğunu ne derece üstleniyor, sevgiden ne anlıyoruz, gerçek sevginin prensipleri nelerdir. Sevgi, gerçek anlamda kendini bulabilmesi için ne ister?.. “Seviyorum” diyebilmek ne gibi sorumluluklar getirir, birlikte düşünelim: 

1- Kusur Görmemek-Eleştirmemek: Sevdiğiniz kişi ile aranızda kalbî anlamda ciddi bir bağ olmasını istiyorsanız, öncelikle onu olduğu gibi kabul etmeye hazır olmalısınız. Sevdiğiniz halde bazı kusurlar görüyor, zaman zaman tavırlarını eleştiriyorsanız bilin ki; gerçek anlamda sevmiyorsunuz. Aslında onu değil; kendinizi, kendi isteklerinizi, kendi duygularınızı seviyorsunuz siz. Onu da istediğiniz kalıba dökmek istiyorsunuz. Kusur gördüğünüz, eleştirdiğiniz ve kendi ölçütleriniz doğrultusunda yoğurmak istediğiniz biri sevdiğiniz olamaz. Her ne surette olursa olsun sevgi; eleştiriyi ve kusur görmeyi kabul etmez. Mecnun'a: “Yahu Leyla diye çöllere düştüğün kız bu mu Allah aşkına?..Kara-kuru-cılız biri bu!..” dediklerinde şöyle diyecektir: “Siz Onu bir de benim gözümle görseydiniz!..”

Edebiyatımızda yer alan sevgi dizelerinde sevenlerin birbirlerinin kusurlarında dahi güzellik görmeye çalıştıklarına şahit oluruz. Aşkını şiirleştirenler;  şaşı gözlü sevgiliye “Şehlâ Bakışlım”, hafif aksayana da “Keklik sekişlim” diye hitap eder.

Ancak, yeni evlenip de isminden önce ‘Aşkım, canım ‘ gibi sıfatlarla çağırıp 5 dakika sonra ağzına gelene söylemek nasıl bir sevgidir anlamak mümkün değil.

2- Sorgulamamak: Sevgiliyi tutum ve davranışlarından dolayı sorgulamamak esastır. Hesaba çektiğiniz biri; emriniz altında olmasını istediğiniz, yönetmek, hâkimiyet kurmak istediğiniz biridir. Hâkimiyet ve yönetim edaları olan yerde resmiyet başlar. Resmiyetin olduğu yerde ise içtenlikten bahsetmek imkânsızdır. Sevgi; içtenlik ister. Onun için sevginin temel gereklerinden biri de sorgulamamaktır.

            Hira'da İslamiyet kendisine tebliğ edilen Hz. Muhammed (s.a.v) yeni dini kimlere anlatıp kabul ettireceğinin tedirginliğini yaşarken, önce eşi Hz.Hatice (r.a) İslam'ı sorgulamadan kabul etmiş, daha sonra sadık arkadaşı Ebubekir; sana gelen dini anlat bakalım, nasıl bir şeymiş dahi demeden, sorgulamadan, “Sen getirmişsen güzeldir.” diyerek şahadet etmiştir. Sadık olmak, bağlı olmak, sorgulamadan sevmek, kadınlarda Hz.Hatice, erkeklerde Hz.Ebubekir'in şahsında anıtlaşır.

3- Küsmemek: Gerçek sevginin olduğu yerde dargınlık, kırgınlık kavramlarına yer yoktur. Her kırgınlık kalpte yara açar. Ne kadar kurusa da dokunulduğunda bir gün tekrar kanama ihtimali yüksektir. Yarayı sarmak yerine hiç yara açmamak, bir taraf yaralasa dahi razı olup ses çıkarmamak, uzun ömürlü bir sevgi için şarttır. İnsanlığın önderi Hz.Muhammed(s.a.v)'in ne eşlerine, ne de sahabesine karşı kırgın durduğu, surat ekşittiği bir dakikası bile olmamıştır. Bugün yıllardır evli olmalarına karşın, zaman zaman kavga eden, evi terk eden, yatak ayıran çiftler nasıl bir sevgi yaşıyorlar doğrusu anlamak mümkün değil. Sevmek; bütünleşmekse uzaklaşmak niye?..

4- Menfaat Beklememek-Karşılıksız Sevmek: İçinde para olsun olmasın karşılık bekleyerek yapılan tüm işler alış-verişe benzer. Sevgi; tüccar mantığına sığmayacak kadar yüce ve büyük bir kavramdır. Temeli menfaate dayanan tüm sevgiler sahtedir. Bazı makam sahipleri ve zenginler, iyi günlerinde kendilerine her fırsatta yağ çekenlerin, etraflarında fır dönenlerin, düştükleri gün ortalıkta gözükmeyişleri karşısında yıkıma uğramışlardır. Bu doğal bir sonuçtur. Menfaat tükenmişse alış-veriş biter. “Sevdiğim beni anlamıyor” türünden serzenişler dahi menfaattir. Anlayış beklemek yerine onu anlamayı neden denemiyorsunuz?.. “Ben acaba onu ne kadar anlayabiliyorum?” dediğiniz gün, onun da sizi anladığını fark edeceksiniz. Saygı, kaynağını menfaatten alıyorsa riyakarlığı; sevgiden alıyorsa dostluğu; imandan alıyorsa Allah Kulluğunu geliştirir.

Saygı beşer nezdinde uzak, erişilmesi güç, makamı yüksek, parası çok kişiye duyulurken İnsan; muhatabına sırf kul olduğu için saygı duyar! Sevgiye dayanmayan saygı; saygıya dayanmayan sevgi sahtedir!

            Sevdiğini karşılıksız sevmek esastır. En büyük aşklar menfaate dayanmaksızın yaşanmıştır. Sevileni sırf o olduğu için sevmek de diyebiliriz buna. Öğretmenlerin öğrencilerini, anne-babanın evladını, eşlerin birbirlerini sevmeleri bu türe örnektir. Sevginin en saf  halidir.

 Hatice'nin Muhammed'e, Fatıma'nın Ali'ye sevgisi gibi. Sevgiyi yaratan Allah, kullarını karşılıksız sever ve karşılıksız verir. Karşılık istese hangi lütfunu ödemeye gücümüz yeterdi?

            5- Kıyaslamamak: Sevginin ayakta kalabilmesi için çok fazla gündeme gelmeyen bir husus da sevdiğinizi hiç kimse ile kıyas etmeyiniz. Eşinizden size anneniz gibi yemek hazırlamasını, çocuklarınızın emrinizdeki işçiler gibi itaat etmelerini bekliyorsanız kıyaslayarak seviyorsunuzdur. Sevgi; kişiye özeldir. Size özel bir kişiyi ona özel bir sevgi ile sevmelisiniz. Hanımınızdan başkalarının hanımı gibi, kocanızdan başkasının kocası gibi, çocuklarınızdan başka çocuklar gibi davranış istemek; onları kaybetmeye kapı aralamaktır. En büyük kalp kırıklıklarının başında kıyaslanmak gelir.  Unutmayınız ki; hiçbir insan başkasının yerinde olamaz ve buna mecbur da değildir. Sevgi; hiçbir biçimde kıyas kabul etmez. Olanı olduğu gibi sevenler, kazançlı çıkmıştır.  Kıyaslayan, sevginin hakikatine eremez. Sevgi Rahmani, kıyas şeytanidir. Şeytaniyet açığa çıktığında Rahmaniyet örtüleceğinden zihni kıyastan arınmayan sevginin hakikatine eremez!

Beşer; kişileri kendine göre değerlendirip, kendi istediği şekilde biçimlendirmek istediğinden nadiren cennet yaşarken çoğunlukla cehennem sancılarıyla kıvranır. İnsan ise; kişileri değerlendirmeyi onların Rabbine bıraktığından kimseyi kendi bakış açısıyla biçimlendirmek gibi bir edepsizliğe düşmekten Allah'a sığınmanın huzuru ile daimi cennet yaşar.

6-Şikâyet Etmemek: Sevgi; sadakatle bağlılık ve sırdaş olmayı gerektirir. İster eşiniz, ister dostunuz, ister arkadaşınız olsun, sevdiğinizle aranızda geçenleri üçüncü şahıslara anlatıyor, aktarıyorsanız gerçek anlamda sevmiyorsunuz demektir. Günümüzde eşlerden bir kısmı, eşini kendi ailesine, dostlarına şikâyet etmekte, hane çatısı altında kalması gereken sorunlar yabancı şahısların gündemlerine oturmakta, sırlar ifşa olmakta ve yıkımlar peş peşe gelmektedir. Mahkeme koridorlarında boşanma sırası bekleyen eşlerin çoğunun geçimsizlik problemleri altında yatan esas unsur; sır tutamayışları, problemleri başkalarına havale etmeleridir. Sevdiğinizi başkalarına şikâyet ettikçe, başkalarının aranıza girişi daha kolay hale gelir. Adamın biri Hz.Ömer (r.a) 'e karısını şikâyet etmek üzere gelir. Karısı dır dır etmekte ve adamın başının etini yemektedir. Tam şikâyet etmek üzere kapıyı çalacakken Ömer'in karısının Ömer'e bağırdığına ve halifenin buna sessiz kaldığına tanık olur. Şikâyetten vazgeçip dönerken ayak tıkırtılarını duyan halife dışarı fırlar ve adama derdini sorar. Adam:  “Ey Müminlerin Emiri!.. Karımı sana şikâyete geliyordum, baktım ki aynı şeyleri senin eşin de sana yapıyor, sen susuyorsun. Dönmeye karar verdim.” Ömer gülümseyerek: “Evine dön. Unutma, hanımlarımız çok kahrımızı çekiyor. Bulaşık, çamaşır onlarda. Bırak söylensinler. Sen sırrını açma kimseye!..” der.

 Eş, Anne-Baba, Evlat sevgileri birer basamaktır. Çıkılması gereken asıl zirve; Allah'ı sevmektir. Allah'la olan bağınızı iyi düşünün. Başınıza gelen tüm dert ve sıkıntılar Allah'tan gelmiş ise onları kullara anlatmak; Allah'ı kullara şikâyet etmek değil midir? Anlatmak yerine o dertleri seccadede yüce sevgiliyle paylaşmak daha yerinde olmaz mı?.. “Derdimi seviyorum, çünkü onu bana sevgilim verdi” diyebildiğiniz gün, ibadet anlayışınız yeni bir boyut kazanacak.

            7-Fedakârlık: Fedakârlık sevginin olmazsa olmaz prensibidir. Sevmek bir anlamda katlanmak, çileye, sıkıntıya talip olmaktır. Hz.Muhammed'i seven ilk Müslümanların neler çektiğini biliyoruz. Yine Peygamberler tarihine baktığımızda en fazla fedakârlık yapanların Resul ve Nebiler olduğunu görürüz. Fedakârlık; sevgiyle ayrılmaz bir ikilidir. Yavrusunu dokuz ay on gün karnında taşıyan, gece yarılarında süt veren anneye onca fedakârlığı yaptıran nedir? Evladı için ağır işlerde çalışan, patronundan azar işiten, akşam eve bir poşet gıda getirme derdinde olan babayı bunlara katlandıran nedir? Yurt savunması adına göğsünü kurşunlara siper eden askeri o noktaya götüren hangi duygudur? Ferhat'a dağlar deldiren de sevgiyle ayrılmaz bir bütün olan fedakârlık hissinden başka bir şey değildir. Fedakârlıklarınız ölçüsünde sevginiz kıymet kazanır.

8-Aynîleşmek: Sevgide varılacak doruk noktalardan biri de sevenle sevilenin aynîleşmesi,

birbirlerini gönüllü taklit etmeleridir. “Ben Senim, Sen de Bensin” diyebilmektir bunun özü. Sevgiyi iki kişilik olarak değil, iki kişide tekleşen tek varlık gibi görebilmektir. Yıllarca evli kalıp muhabbeti iyi olan eşlerin birbirlerine hem huy hem de çehre olarak benzediklerini görürsünüz. Sanki o süreçte yüzleri birbirinin aynı olmuştur

9-Sevilene Sevgiyi Belli Etmek: Sevgi; mutlaka belli edilmeli, sevilene “Seviyorum” denmelidir. Sevgiyi açıklamak karşılıklı bir ihtiyaç gibidir. Bu, sevenler arasındaki bağı artırır. Sevgiyi belli etmek adına nice şiirler yazılmış, nice besteler yapılmıştır değil mi? Resul sevgisi Naatlarda yer bulur:

10-Dürüst-Güvenilir-Şeffaf ve Doğru Olmak: Belki en başa almamız gereken madde bu idi. Sevginin ayakta kalması için dürüst olmak şarttır. “Seviyorum” dedikten sonra güven zedeleyici hareketler, sevgi ağacına vurulan balta gibidir. Her şeyi ile sevilene açık olmalı, yalan söylememeli, şeffaf olunmalıdır. Her ne pahasına olursa olsun doğru söylenmelidir. Saklanan her şeyin günün birinde açığa çıkacağını unutmamak gerekir. İnsan; sırları ile yaşayan bir varlıktır. Sırlar sadece sevgili ile paylaşılır. Sevgiliden gizlenen sırlar, günün birinde açığa çıktığında aradaki güvene darbe indirecektir.

 

 

Kaynak. Mehmet Doğramacı


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı