Makaleler > Uğur KANTEKİN > MUHABBET…

MUHABBET…

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

MUHABBET…01/07/2013

Sevgi emek ister, sevgili muhabbet etmek ister. Muhabbete de hizmet gerek.

Muhabbeti istiyorsun sevdiğine adım adım yaklaş, onun adımlarını saymadan ve beklemeden.

Ona hizmet et. Elinle, ayağınla, dilinle, gözünle, kulağınla, aklınla ve tabiî ki gönlünle.

Ama muhabbet yolundaki taşlara da dikkat et.

Sevgi gönülden doğar, akılla beslenir büyür. Akıl sevgiyi beslemezse o sevgi kısa zamanda ölür gider. Evlilikte gönül ve akıl işbirliği çok önemlidir. Gönül ve akıl el ele verirse sevginiz hiç azalmaz, gün geçtikçe artar.

Sevdiğin neden hoşlanır, nasıl mutlu olur, neye kızar, niçin kırılır, onun için ne yapman lazım. Nerde hata yapıyorsun? Sor soruları, bul cevabı, yap hizmeti, bakalım sevgi ölüyor mu? Ailede sevgi varsa çocuklarda sevgiyle büyür.

Muhabbet hissi muhabbet doğurur. İslam dünyasında zayıflığın en önemli sebebi husumet ve düşmanlıktır. Düşmanlığın ve nefretin kaynağı, insanın kendini beğenmesi ve tamah nefistir. Farkında olmadan başkalarına da zarar verebilir. Düşmanı mağlup etmek istersen, kötülüklerine karşı iyilikle mukabele etsen sana dost olur. Ki böyle davranmak Allah’ın ‘Selam’ ismiyle vasıflanmak ve sevap kazanmaktır. Eğer kötülükle mukabele edersen o zaman kin ve husumet araya girer, adavet (düşmanlık ve zulmetmek) devam eder. Gerek birey, gerek toplumsal olarak insanların saadet ve selameti ancak karşılıklı muhabbet ve sevgi ile olur.

Muhabbet etmenin tek bir sırrı var. Onu bilmeniz gerekiyor. Nedir muhabbetin sırrı.’Muhabbete hizmet gerekir. Muhabbete nasıl hizmet edeceğiz?

Bu bir yazıyla anlatılmaz size. Muhabbet yolunu adımlarken çıkan taşlan görecek ve sevginize ne olduğunu o zaman anlayacaksınız. Yani bütün zorluklara karşı sessiz kalabilmek ve Allah için susmak gerekir. Gün içinde bir liste yapın, bakın nelere kızmıyoruz ki. Bırakın günler geçmeyi ertesi gün bile yaptığımıza pişman oluyor, özür diliyoruz.

Örneğin çocuk oyunu deyip geçmeyin. Bu oyunun içinde muhabbet, rekabet, kazanma, kaybetme, tartışma, yenilgiyi kabullenme, kazanmak için daha dikkatli olma gibi beceriler kazandırılıyordu çocuklara. Dikkat edin, bu anneler, çocuk gelişimi, ana okulu öğretmenliği mezunu falan değildiler.

En önemlisi, aile içi muhabbetler, genelde bu oyunlar çerçevesinde gerçekleşirdi. Kavga etmeye başladıklarında araya giren anne babalar, bazen çocuklarıyla beraber oyunlar oynar, onlara hayata dair hatıra ve tecrübelerini anlatırdılar.

Muhabbet, Arapça kökenli bir kelimedir. Habib, habîbî gibi kelimelerde aynı kökten türetilmiştir. Habib, sevgili demektir. Muhabbet etmek, birbirini seven insanların birbirleriyle sohbet ederek vakit geçirmesi demektir. Levlake hadisi olarak bilinen "Sen olmasaydın, ey Habîbim, felekleri (kâinatı) yaratmazdım" kudsî hadisi bunu ne güzel anlatır. Sahabe kelimesinin, sohbet eden insanlar anlamına geldiğini ve aile içi muhabbetlerin içini, sonu ahlaki değerlerle biten hikayelerin süslediğini, bu hikaye ve tecrübelerin çocukların hayat yolculuğunu aydınlatan bir ışık olduğunu unutmamak gerekiyor.

Yapılan bir araştırmaya göre ailenin tüm fertlerinin aynı masa başında toplandığı, sohbet ettikleri akşam yemeklerinin, gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tuttuğu belirtildi.

Araştırmanın bir diğer sonucuna göre, akşam yemeklerini aileleriyle birlikte yiyen çocuklar, arkadaş seçiminde de farklı bir eğilim gösteriyorlar ve arkadaşlarını ilaç ve uyuşturucu kullanmayan çocuklar arasından seçiyorlar.  Yani aileleriyle haftada 5 kez ve üzeri akşam yemeği yiyen çocuklar, okullarında da daha başarılı performans gösteriyor ve ikinci gruptaki çocuklara oranla daha yüksek notlar alıyor.

21 yaşına kadar aşırı alkol almayan, sigara içmeyen ve madde kullanmayan çocuk ve gençlerin, ilerideki yaşlarda madde bağımlısı olma ihtimallerinin çok aza indiğine işaret eden araştırma, ebeveynlere de çocuklarıyla sohbet olanakları yaratmaları çağrısında bulunuyor.

Kaybolan muhabbetin bedelinin ne kadar ağır olduğunu, muhabbet ortamını yeniden inşa etmenin aileye, çocuğa ve topluma ne kadar faydalı olacağını bir kez daha görmüş olduk.        

           Bugün belki beş taş oynamayı çocuklarınıza sevdiremeyebilirsiniz. Ancak önemli olan oyunun kendisi değil, işlevidir. Bilgisayar çağında beş-taş oynamayı sevmez çocuklar. Bilgisayar oyunu da olsa, çocuğunuzla birlikte oynayın. Akşam yemeği kadar kısa bir süre de olsa, onlarla muhabbet edin. Muhabbeti kaybetmek, bazen, çocuğu kaybetmek anlamına gelebilir.

Peki muhabbetin asıl kaynağı nedir?

“Muhabbetten Muhammed Oldu Hâsıl. Muhammedsiz Muhabbetten Ne Hâsıl?”

Muhabbetler, Muhammed (s.a.v.) olmalı; Muhammed’le dolmalı ki, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber’den hakkıyla istifade edebilelim. O’nun güzel yaşantısından hayatımıza örnekler devşirelim. O’nun izinden gidelim; olaylara O’nun baktığı gibi bakalım. O’nun ahlakıyla ahlaklanalım. Çünkü “O’nun ahlakı Kur’an idi.”  

Çağımız insanlarının zihinlerini işgal eden, köhnemiş, kokuşmuş örnekler silinmeli ve Muhammed (s.a.v.) gönderildiği bütün insanlık için ve bizim için biricik örnek olmalı:

“Andolsun ki, Allah’ın Rasulünde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab/21)

Zihinler Muhammed’ (s.a.v.) le yoğrulup Muhammedî olmalı. İbadette, sosyal hayatta, duruşta, mücadelede Muhammedî bir tavır sergilenmeli. Muhammedî olmak ise, “Peygamber benim yerimde olsaydı ne yapardı, nasıl yapardı, nasıl yaşardı?” sorusunu zihinde canlı tutmak ve hayatı bu değerler doğrultusunda tanzim etmektir.

Eskiden evde aile muhabbetleri, kardeş ilişkileri bu oyunlarla sağlanırmış. Bu oyunları çocuklarına öğreten anne babalar, oyunların çocuk gelişiminde ki etkisini bilmeseler de, mutlaka öğretirmiş.

,,Güzel ahlak nedir ey Allah’ın Resulü?” diye sorulunca, Allah Resulü buyurdu:

,,Senden alakayı kesmiş olana iltifat et (ilgilen, git ve gel, hal ve hatır sor!..), sana haksızlık yapanı sen affet! Seni mahrum edene sen ver!” (Beyhaki)

Sevgi, insanlarda yaratılıştan itibaren vardır ve onları Allah’a ulaştıran bir duygudur. Bu, insanda bir tohum halindedir. Kalpte bulunan bu muhabbet tohumu, nasıl olsa inkişafını tamamlayacaktır (meydana çıkacaktır) ama bir zamana ihtiyaç vardır. Allah nazarında zaman ve mekan olmadığı için bu husus O’nun açısından önemli değildir. Fakat insan için önemlidir.

Sevgi veya aşk diye vasıflandırılan duygunun önce Allah’tan başladığı “Bana bir karış yaklaşan kimseye ben bir arşın yaklaşırım, bana bir arşın yaklaşan kimseye ben bir kulaç yaklaşırım, bana yürüyerek gelene ben koşarak gelirim” denerek bildirilmiştir. Bu, “Beni seveni ben kat kat daha fazla severim” demektir. Her şeyi birbirine bağlayıp rapteden, sevgi ve muhabbettir. “Her şeyi çift yaratan O’dur” hükmünce O, her şeyi zıttıyla birlikte yaratmıştır. Her çiftin biri pozitif, diğeri negatiftir ki birbirini cezp edip birleşebilsin. Zaten çift yaratılmaktan amaç budur. Bu çift oluş aynı zamanda birbirine ayna olmak, aynalık görevi yapmak demektir. “Mümin müminin aynasıdır” denmesinin de nedeni budur. Mevcut yaratıklar içinde en çok sevilmeye layık olanı insandır. Çünkü insan sevgisi, insanı Allah’a yaklaştırır. Bunun nedeni, Allah’a yaklaşabilen yegane yaratığın insan olmasıdır

Yine bir kutsi hadiste Peygamberimiz "Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!" der.

Buna göre, insanları sevmek, onun günahlarını, hatalarını, suçlarını ve verdiği zararları da sevmek anlamına gelmez. Kendini zehirlemiş bir hastanın zehrini sevmeyiz, ancak hastayı sevmeye devam ederiz. O zehirden kurtulması için de elimizden ne gelirse onu yapmaya çalışırız. pisliğe bulaşmış bir elmasın, bulaşan pisliğini sevmezsek de, elması sevmeye devam ederiz. Bunun gibi, günah kirlerine bulaşmış bir mümini, günahlarını sevmezsek de elmas gibi olan imanını sevmeye devam etmeliyiz ve insanların olumsuz yanlarını değil olumlu yanlarını açığa çıkartmalıyız.

O yüzden Alman şair Goethe derki; “İnsanları olduğu gibi kabul etmeyin, onları değiştiremezsiniz. Onlara olması gerektiği gibi davranırsanız değiştirebilirsiniz”

 

Sevdiklerinizi muhabbetle kucaklamanız temennisiyle…

 

Uğur Kantekin

 

 


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı