Makaleler > Uğur KANTEKİN > ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ

ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ01/06/2013

Mayıs ayı geçti ama anneler günü bitmez. Zaten anne, baba ve eş sevgilerini bir güne sığdırmak bana hep anlamsız gelmiştir. Birkaç parça hediye ile anneleri sevindiriyoruz ama diğer günler etmediğimizi bırakmıyoruz.

Analardan büyük bir kısmı irfan sahibidir. Geleneksel tarihî kültürle hayat tecrübesini yoğururlar. Bu irfan birikimiyle hikmetli sözler söylerler.. Bunlar kalıcı öğütlerdir.

Anadolu anaları cefakârdır, mü'mindir, mütevekkildir. Evinin işini, çocuğunun bakımını yapar. Tarlasının, bağının, bahçesinin hizmetini görür. Bu sırada namazlarını da ihmal etmez. Şikâyeti yoktur, kin duymaz. Eli bereketlidir. Şüphesiz bu, inancından ve tevekkülünden gelmektedir. Toplumumuz mânen hâlâ güçlüyse bu tür anneler sâyesindedir.

Bir gün Resûlullah'a bir kimse gelir ve sorar:  -Ya Resûlullah, kime daha çok hizmet etmeli, yakınlık göstermeliyim? İnsanlar içinde bu konuda en öncelikli olan kimdir?

Resulullah efendimiz:  

- Annendir, diye cevap verir.

- Sonra kimdir? - Sonra annendir

- Sonra kimdir? - Sonra annendir, buyururlar.

O zat tekrar sorar: - Sonra kimdir, deyince

Peygamber Efendimiz buyururlar:

-Sonra babandır.

İsrâ suresi 24. ayette Rabbimiz şöyle emreder: “Onlara (ana-babana) sevgiyle, şefkatle ve minnetle yaklaş ve şöyle dua et: Rabbim, onlar beni küçükken nasıl sevgi ve şefkatle besleyip büyüttülerse, sen de onlara öylece sevgi şefkatle muâmele et”

Melih Arat, Anneler günü hediyesi ile ilgili bir yazı yazmış.

Bu yazı annelerin çocukları, anne eşleri için. Sizin dünyayı ve kendinizi anneniz ve anne olan eşiniz açısından görme gününüz. Ben mikrofonu bir anneye uzatacağım ve her çocuğun ve eşin evin annesinin bakış açısından bir kez olsun dünyayı görmeye çalışmalarını umut edeceğim. Diyerek annenin sözlerini aktarmış.

“Sevgili Eşim, Sevgili Çocuklar…

Sevgili çocuklarım, sizin için endişelenmemi bir türlü anlayamadınız. Siz benim elmaslarımsınız, yakutlarımsınız. Sizler sokakta olunca sizi çalarlar, size zarar verirler diye ödüm kopuyor. Gece tüm kötülükleri örttüğü gibi, tüm kötülükleri de kolaylaştırıyor. Sizin için endişeleniyorsam sizleri bu dünyanın en kıymetli taşlarından daha değerli bulmamdan. Sizin için endişelendiğim zaman değil, endişelenmediğim zaman üzülün.

Benim yaşamım zor oldu. Okuyamadım. Okuma fırsatım olmadı. Okutulmadım. İstemedim değil, ama Türkiye’deki milyonlarca anne gibi okuyamadım. Bunun eksikliğini hep yaşadım. Bu yetmiyormuş gibi anne olmak yaşlanmak demek. Genç ve güzel değilim artık. Bir o vardı zaten bir tek aynanın karşısına geçince kendi kendime övünebildiğim. Annelikle birlikte o da her geçen günle gitti.

Radyo bile benden çok dinlendi hep bu evde. Babanız hemen hiçbir zaman sormadı bana bir şeyi ya da sorduysa kendi kararını uyguladı sonunda. Siz okullu oluncaya kadar biraz sözüme dikkat ederdiniz. Ergenlikle birlikte siz de kendi başınıza buyruk oldunuz. Benim bu yaşamda karar alabildiğim tek şey, o gün ne yemek pişirileceğine karar vermek oldu artık. Çoğu zaman sevdiniz yemeklerimi, ama onda da bir şey demediniz. Onunla da çok onur duyamadım kendimden. Ama sevmediğiniz bir şey olunca hemen, anında söylemeyi unutmadınız.

Birçok şeyi içime attım. Birçoğunu söyleyemedim. Ağzıma tıkılan lafları, babanızın ve sizin hiç farkından olmadan beni küçümsemenizi, dikkate almamanızı hep içime attım. Farkında bile değildiniz, beni nasıl kırdığınızın. Küçük şeyler istemiştim hâlbuki ben sizden, sadece küçük şeyler…

Dünya malı önemli değil, ama kendi paramın da sahibi olamadım bu dünyada. Gönül rahatlığıyla bir şeyler alamadım, ne evime, ne üstüme, ne sizlere… Diğer tanıdığım birçok anne arkadaşım da öyle… Babanız eve giren tüm paraya el koydu. Babamdan kalan evin kirasını hep babanız aldı. Benim mutfak masasına almak istediğim yeni bir örtü bile çok görüldü bu evde ya da yeni modern bir yatak örtüsü takımı almam. Babanız için bunlar lüzumsuz şeylerdi. Benimse mütevazı yaşamımın küçük tek lüksleri… Sizin kameralı cep telefonları her zaman önde geldi. Cep telefonu deyince, cep telefonu için teşekkür ederim çocuklar size, kendi eskilerinizi verdiğiniz için. Ben babanızın eskisini size giydirmeyi hiç düşünmemiştim ama…

Hep bağımlı oldum bu hayat da. Alacağım her kararda ya babanız ya siz oldunuz. Evlenmeden önce de ağabeylerim ve babam. Konuşturmadınız beni hiçbir konuda. Zaten konuşamazdım ki, okumamıştım, çalışmamıştım. Cahildim ve cahil de bulurdunuz beni.

Buna rağmen beni aracı yaptınız her zaman. Okumamıştım ama bir diplomat gibi kullandınız babanıza karşı beni çocuklar. Tüm söyleyemediklerinizi, tüm isteyemediklerinizi ben söyledim ona. Aynı zamanda istihbarat teşkilatı başkanı gibi her şeyi bilen ama sessiz biri oldum en sıkıntılı durumlarınızda.

Yaptığım işlerin hiçbiri ama hiçbiri takdir edilmedi. Ütülü gömlekler için teşekkür edilmedi, ama ütülenmediği zaman neden bu gömlek ütülü değil diye çığlıklar yükseldi. Bu hayat da biraz olsun takdir edilmeyi çok istedim. Babanız bir gün bile evin ne kadar temiz olduğunu otuz yıl boyunca benim onu temiz tutmak için ne kadar çalıştığımı fark etmedi. Neyse üzmeyeyim sizi daha fazla. Anneler gününde, özel bir hediye vermenize gerek yok bana. Beni anlayın… En büyük  hediye bu bana. Yine de illa bir hediye verecekseniz… Bu dünya için bir çift tatlı söz, içten bir sarılma, öbür dünya içinse içten bir Fatiha isterim...

Çoğunuzun bildiği Atalay Demircinin “Biz İnsanoğluyuz” şiiri de bu konuyu ne güzel anlatıyor.

 

Biz İnsanoğluyuz

 

Ne istediğimizi bilmeyiz çoğu zaman

Babanın, tabutunu taşırken anlarız kıymetini

Sevgiliyi elden gidene kadar sevemeyiz

Mutluluk dibimizdedir kör olur göremeyiz.

Biz insanoğluyuz!

            Rüyaya dost'dan daha fazla inanırız

Bardak kırar gibi kalp kırar

Doğruluk gün gibi ortadayken

Yalanı arar bulmak için kıvranırız

Biz insanoğluyuz!

Gerçekten seveni nerdeyse döveriz

Eğer kaçarsa nefret eden mutlaka yetişiriz

Derdi varsa birinin, en uzağına gider

İyi gününde, ondan daha fazla güleriz

Biz insanoğluyuz!

Anayı ölümüne yakın hatırlarız

Paraya her şeyden daha fazla aşığız

Ümitlerimiz daha yeşermeden koparır

Sevgimizi gösteremez herkesten sakınırız

Biz insanoğluyuz!

Kötünün niyetini, iyinin şefkatini

Ecel kapısı çalana kadar anlamayız

Yardımı her şeyden çok bekler

Küfrü ağızdan asla atmayız

Biz insanoğluyuz!

Rahatlığın en yücesi hep hayalimiz

Darlıktan ders almak en zor işimiz

Burnumuz kanasa isyan eder

Kuru ekmek, zeytine şükretmeyiz

ÇÜNKÜ BİZ İNSANOĞLUYUZ! ..

Ayın sözü:  “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, annenize ve babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine öf! bile deme! Onları azarlama! İkisine de güzel söz söyle! Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de Sen onlara (öyle) rahmet et (diyerek dua et!)” İsra 23, 24

Uğur Kantekin

 

 

 

 


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı