Makaleler > Uğur KANTEKİN > EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR…

EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR…

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR…01/04/2013

 

Maalesef dikkat etmediğimiz ve büyükleri dinlemediğimiz için eşlerimizi evlendikten sonra tanıyoruz. Bu nedenle evlilik içinde karşılıklı tahammülsüzlüklerimiz çözülmesi zor problemlerin oluşmasını kendiliğinden getiriyor.

                    Kadınların eşlerinde tahammül edemediği yönler ;

- Dinlenilmediğini düşünmek: Kadın konuşurken eşinin başka tarafa (televizyon vb) bakması

- Konuşurken sözünün kesilmesi ve konudan sapacak suçlamalarla cevap verilmesi: Örneğin konu eve sürekli geç gelmek ise erkeğin ‘kadın olsaydın da gelseydim vb’ suçlayıcı cevabı

- Kadından hizmeti emir içeren kelimelerle talep etmesi: örneğin ‘çay koy’, ‘çocuğu sustur ’vb

- İlgi görememek: Eşi eve geldiğinde kadınla sohbet etmemesi, motive edici cümleler kurmaması ve buna gerekçe olarak da ‘biz artık evliyiz. Ne gerek var?’ yaklaşımını sergilemesi.

- Çoraplarını, kirli giysilerini her tarafta çıkarması, bırakması, dağınıklığı

- Kendine danışmadan emrivaki olarak misafir davet etmesi

- Yalnız olmadıkları her türlü ortamda eleştirmesi: Toplum içinde eşinden ‘o bilmez’, ‘o anlamaz’, ‘o yapamaz’ vb şeklinde küçümseyici konuşması

- El, kol şakaları

- Şefkat eksikliği: Uyurken, uyumadan önce ve konuşmalarında şefkatli yaklaşım bulamaması

- Çalışan kadınların evde kocasından ev işlerinde yardım görememesi.

- Çalışan kadının maaş kartının elinden alınması ve bir haftalık harcamasını hesaplayarak harçlık verilmesi.

- Evin düzenine karışılması: Onu oraya koyma, illa şurada duracak. Bu bardak neden burada. Buzdolabının ve evin temizliğini kontrol etmek vb

- Ev ile ilgili ihtiyaçları müsriflik olarak değerlendirmesi, zamanında almaması, karşılamaktan kaçınması

- Ev ile ilgili ihtiyaçların bedelini karısından ‘fiş, fatura,’ ile belgelemesini talep etmesi

Yukarıda ana hatları ile saydığımız ve kadınların tahammül edemediği yönleri sergileyen erkek, ilk olarak karısının gözünde saygınlığını kaybediyor. Ardından kadında evliliğin ‘KATLANILMASI’ gereken MECBURİ bir kurum olduğu duygusu uyanmakta. Bunun belirtilerini ise kadının eskiye göre daha az veya daha çok konuşmasında, ev ile ilgili hizmetleri adeta robotlaşmış şekilde yapmasında, pembe dizi olarak tabir ettiğimiz aşk içerikli film ve dizilere yoğun ilgisinde, karı koca  ilişkisini unuturcasına kendini çocuklara adamasında görebiliriz. O aşamada önlem alınmadığında zaman içinde eşler arasında duygusal bağlar gittikçe kopmakta ve kadın aile den çıkıp ev arkadaşlığına dönüşen davranışlar sergilemektedir.

İçten içe evlenmeden önceki baba evindeki hayatı ile evlendikten sonraki hayatını kıyaslamalar yaşanmakta, sonuçta baba evine daha çok gitme arzusu ve bekar  olduğu günlere özlemin artışı ile mutsuz bir hayat sürdürülmeye, çocuklar varsa adeta sürüklenmeye çalışılmaktadır.

 

                 Erkeklerin eşlerinde tahammül edemediği yönler ise;

- Kadınların ısrarcı olmaları: Arada bir talepleri karşılanmazsa bile sürekli o talebi dillendirmeleri

- Vıdı vıdı yapmaları: Az ama öz konuşamamaları

- Çalışmayan bayanların eşinin alışkanlığını ve talebini bildiği halde hastalık, gece çocuk bakmak vb hariç kahvaltı hazırlamaması, kapıdan uğurlamaması

- Erkeği iş saatleri içinde zorunlu nedenler dışında sık sık arayarak ‘nerdesin?’ ‘ne yapıyorsun’ ‘yanında kim var’ sorularını yöneltmesi

- İkide bir ‘beni seviyor musun’ ‘ ne kadar seviyorsun’ sorgulaması

- Telefonunun sık sık kontrol edilmesi

- Tartışmalar sırası veya sonrasında aile büyüklerini arayarak, ağlama eşliğinde şikayet

- Yatak odasını cezalandırma aracı olarak görmesi

- Erkeğe özgürlük alanı tanımak istememesi

- Sosyal çevresine sık sık müdahale etmek istemesi: Şununla görüş, bununla görüşme vb.

- Annesinden kıskanması, annesini şikayet etmesi

- Ekonomik durum bozulduğunda harcamalarında kısıtlamaya gitmek istememesi, eleştirmesi ‘ senin yüzünden dara düştük’ vb demesi.

- Başkalarının eşlerine aldıklarından söz etmesi : ‘Leyla’ya kocası yeni televizyon almış, bilezik almış vb’

- Kapıdan girer girmez çocuklarla ilgilenmesini istemesi : ‘Al şu çocukları, bütün gün beni yedi bitirdi’ vb

- Eve gelişinde trafik vb nedenlerle geç kaldığında surat asması ve sorgulaması.

- Tartışmalarda erkeğin alesini kötülemesi

- Sürekli geçmişi gündem yapmaya çalışması

Erkek bu problemleri daha çok içinde yaşayarak kendince çözmeye çalışmaktadır. Ama yanılmaktadır. Bir süre sonra kendini kullanılmış, üstünde ağır yükler olan, bekarlık hayatının sorumsuz günlerine özlem duyan, ayakları her akşam adeta geri geri giderek, annesinin şefkatini arayan duygular içinde bulmaktadır. Artık tartışmanın veya konuşmanın anlamsız ve çözüme ulaşmayacağını düşündüğünden iyice kendini kapatır. Kimisi ise daha dışa dönük olarak yaşamaya çalışır. Bazen iş yoğunluğu bazende arkadaşın problemini çözme vb gerekçelerle eve daha geç giderek aslında kaçmanın yolları aranmaktadır. Bu tahammülsüzlük problemlerinin kaynağı tespit edilip, zamanında çözüldüğü taktirde oluşabilecek sadakatsizlik sonucu da ortadan kalkar.     

          Aldatma olmasa bile erkek bir süre sonra çalışmak zorunda olduğunu, elaleme rezil olmamak ve çocuklar için bu evliliğe katlanmak zorunda olduğunu düşünerek yaşayan ölüden farksız hale dönüşür.

Yakın arkadaş veya akraba dışında kimseye danışmak istemiyorlar. Oysa, arkadaşlarının evliliği veya tecrübesi ne olursa olsun kendi evliliğine kes yapıştır tarzında  uygulama hayaline girmemek gerekir. Çünkü kurduğu ailenin kadını kendine özel ve tektir. Başkasının eşi ile aynı duygu, beklenti, tepki, kültür içinde olması mümkün değildir. Eşini tanımak, anlamak, tepkilerinin kaynağını tespit etmek şarttır. Belkide, eşi kendisinde bulamadığı beklentileri nedeniyle davranışlarında bu şekide rahatsız olmaktadır. Problemi bağırarak, bastırmaya çalışmak ise hataların en büyüğüdür.

Peki bu konuda Kuran ne diyor ona bakalım:          

‘ Müminlerin sabrı onlara güzel ahlakın yolunu açar

“Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve ‘seher vakitlerinde’ bağışlanma dileyenlerdir.” (Al-i İmran Suresi, 17)

‘ Müminler sabırda sınır tanımaz, sabırda yarışırlar

“Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın...” (Al-i İmran Suresi, 200)

İnsanların arasına karışıp onların ezâlarına katlanan bir müslüman, onlara karışmayıp ezâlarına katlanmayandan daha hayırlıdır.” (Tirmizî, Kıyâmet, 55/2507)

Dolayısıyla insanların eziyetlerine katlanamamak ve tahammülsüzlük göstermek, hikmetten nasipsizliğin ve cehâletin bir neticesidir. İlim ve irfan sahibi insanlar nasıl zarif ve nâzik olurlarsa, hikmetten nasipsiz ve câhil kimseler de, kaba, hodgâm ve edep mahrumu olurlar

EĞER;

Eğer hala kızıyorsan, kendin ile olan kavgan bitmemiş demektir.

Eğer halen kırılıyorsan, gönül evinin tuğlaları pekişmemiş demektir.

Eğer halen kınıyorsan, düşüncelerin yeterince berraklaşmamış demektir.

Eğer halen karşılıksız sevmiyor ve sevginde ayrım yapmıyorsan; halen akıl ve mantığını kullanıyor,içindeki sevginin boyutlanmasına engel oluyorsun demektir.

Eğer halen "ben" demekten vazgeçmiyorsan, dizginlerin halen nefsinin elinde ve sen bu esarete boyun eğiyorsun demektir.

Ve eğer halen "şikâyet ediyorsan", hakikati göremiyorsun demektir...

            Tahammül tüm insanlar için bir imtihan konusudur. Yaşamış ne kadar evliya ve bilge kişi varsa eşlerine ve çevresine gösterdiği tahammül ve sabırdan dolayı bu hale gelmiş ve cennetin kapısını açmışlardır.

 

 

 


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı