Makaleler > Uğur KANTEKİN > BOŞANMALARI ÖNLEYELİM……

BOŞANMALARI ÖNLEYELİM……

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012

 Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 2007 yılından itibaren yıllık yayımlanan evlenme ve boşanma istatistikleri, aile yapısının zayıfladığını ortaya koydu. Türkiye genelinde 2011 yılında 592 bin 775 çift evlenirken 120 bin 117 çift boşandı. 2011 yılında evlenen çiftlerin sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 1,7 artarak 592 bin 775’e yükselirken kaba evlenme hızı binde 8,02 oldu.. TÜİK verilerine göre 2010 yılında 118 bin 68 olan boşanma sayısı, 2011'de 120 bin 117'ye yükseldi. Boşanan çiftlerin sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 1,3 arttı. Buna göre Evlenen her beş çiftten biri boşandı.

Gazeteci yazar OsmanÖzsoybir yazısında şöyle diyor; Hollanda'da bir firma, ayrılmak isteyen çiftlere beş yıldızlı otelde, "huzur ve konfor içinde boşanma" hizmeti sunmaya başlamış.

Gazete haberi verirken, "Kırık Kalpler Oteli" başlığını uygun görmüş. Haberin daha başlığını okuduğumda içimde bir burkulma hissettim. Kırık bir kalp hangi insanı etkilemez ki?  Hatta kırık bir kalbin arşı bile titrettiğini düşünürüm. Haberin başlığından yola çıkarak haberin içeriğini önce, kırık kalplerin onarılacağı uygun bir otel ortamı oluşturma girişimi gibi algılamışsam da, durumun öyle olmadığını anladığımda içim bir kez daha burkuldu.  

Meğer girişimin amacı, kırık kalpleri onarıp yeniden gönül birliği içinde hayat yolculuğuna devam etmelerini sağlamak değil, ayrılmalarını kolaylaştırmakmış.

Projeyi geliştiren Hollandalı girişimci Jim Halfen, kırıp dökmeden ayrılmak isteyen çiftleri aynı otelde birbirine yakın ayrı odalara yerleştiriyormuş. Ardından da, boşanma psikolojisinden iyi anlayan arabulucular görevlendiriyormuş. Mal paylaşımı ve çocukların velayeti gibi konularda görüşmelere avukatlar da eşlik ediyormuş. Jim Halfen başlattıkları bu yeni proje için, "Haftalar, hatta aylar sürecek yıpratıcı süreci böylece 2 güne indiriyoruz" demiş.

Zorunlu hale geldiğinde, kavgasız gürültüsüz boşanabilmek de elbette bir ihtiyaç.

Bu nedenle, bu süreci en az hasarla atlatmayı sağlayacak proje geliştirenleri de saygı ile karşılamak lazım. Fakat bugün bu konuyu buraya taşımamızın asıl amacı, bu vesile ile çok önemli bir başka noktaya temas etmek.

O kadar ki, 6-7 yıl önce hayatımızda olmayan Facebook gibi sosyal ağların bile, şu an beş boşanma davasından üçüne gerekçe teşkil etmesi, sosyal aşınma sürecinin ne boyutlara geldiğini gösteren en önemli kanıtlarından biri durumunda.

Aynı ortamda yaşadığı halde birbiri ile sağlıklı iletişim kuramayan bir aile gerçekliği duruyor karşımızda. Keşke eşleri ayrıştıracak "Kırık Kalpler Oteli" gibi projeler kadar, ondan çok daha etkili olan ve eşlerin yeniden kaynaşmalarını, aralarındaki sorunları en aza indirmelerini sağlayacak projeler geliştirilebilse.

Hz. Ömer'in devlet başkanlığı sırasında bir adam, davranışlarını beğenmediği eşini şikâyet etmek üzere yanına gider. Kapının yakınına oturur ve Hz. Ömer'in çıkmasını bekler. Derken içeriden bir gürültü kopar. Hz. Ömer'in hanımı ona bağırıp çağırmakta ve fakat Hz. Ömer ağzını açıp karısına tek kelime söylememektedir. Bu hâli gören kapıdaki adam boynunu bükerek: "Bütün şiddetine ve sertliğine rağmen, üstelik devletin de başı iken Ömer'in evdeki hâli böyle olursa, benim derdime nasıl çare bulabilir ki diye düşünüp tam kalkıp giderken, Hz. Ömer dışarı çıkar. Adamın arkasından seslenir ve "Hayrola, derdin neydi? diye sorar.  Adam der ki:  

- Ey Ömer! Eşimin kötü huylarından ve bana olan saygısızlığından şikâyetçi olmak ve bu sorunu çözmede bana yardımcı olmanız için bir fikir danışmak üzere gelmiştim. Fakat eşinin sana karşı sözlerini işitince vazgeçip geri döndüm. Kendi kendime: Devlet başkanının evdeki durumu böyle olursa, o benim derdime nasıl çare olacak ki diye düşündüm ve kalkıp gitmeye karar verdim. Tam da o sıra siz çıktınız geldiniz der.

Hz. Ömer adama şunları söyler:  - Kardeşim, eşimin benim üzerimdeki hakları sebebiyle ona katlanmaya çalışıyorum. Zira o benim hem aşçım, hem fırıncım, hem çamaşırcım, hem de çocuklarımın annesidir. Hâlbuki o bütün bunları yapmak zorunda değildir. Üstelik gönlümün harama meyletmesine engel olan da odur. Bu sebeple onun yaptıklarına katlanıyorum der. Bu sözleri duyan adam:

- Ey Ömer, benim eşim de aynen böyledir. Benim de tüm işlerimde bana yardımcımdır der.

Bunun üzerine Hz. Ömer adamı:

- Haydi kardeşim, eşinle güzel geçinmeye ve sabretmeye bak! Hayat dediğin göz açıp kapayana kadar geçiyor! diye teselli eder.

Keşke bu ve benzeri örnek olaylar, Hollanda'daki 'Kırık Kalpler Oteli'nin girişine konulacak mermer sütunlara da kazınsa da, boşanmak isteyen eşlerin okumaları sağlansa...

İlahiyatçı yazar Ahmet Bulut ile bir konferans sonrası yaptıkları işleri konuşurken boşanma konusunda İstanbul da hâkimlerle görüştüğünü ve tanıdık olan arkadaşlara rica ederek boşanmak isteyen çiftleri kendileri ile tanışmalarını istediklerini ifade etti. Kendilerine gelen insanların % 95 oranında boşanmaktan vazgeçtiğini ve mutlu bir şekilde evlerine döndüğünü gördüklerini belirtmişti.

Nitekim manevi büyüğümüze eşlerinden ayrılmak üzere dua ve akıl istemeye gelen yüzlerce çift tekrar birleşti ve mutlu olarak evlilikleri devam etmektedir.  

            Son zamanlarda ülkemizde aile ilişkilerine önem verilmeye başlandı. Ancak boşanmalar için hukuki olarak adliye bu tür kişileri din adamlarına gönderemiyor. Yapılacak yasal bir düzenlemeyle Kuran-ı iyi anlayan ve yorumlayan, hadisleri ve evliyaların hayatını iyi öğrenen din adamları ile psikologlardan oluşan bir ekip kurulmalı ve hâkimler boşanmak isteyenleri öncelikle bu kurula sevk etmelidirler. 

            Bir avukatla sohbet ederken Türkiye de boşanma oranlarının son zamanlarda çok arttığını ve her boşanmada üzüldüğünü ifade etti. Boşanma davalarına bakan avukatlara bu konularda yardımcı oluyor musunuz diye soru sordum. Avukat ise, “biz sadece kanunları anlatır, onu uygularız. Dini konuda eğitimimiz olmadığı gibi olaya sadece iş yönünden baktığımız için ailenin parçalanmasına üzülüyoruz. Bundan başka yapacak bir şeyimiz yok diyorlar.

        Ancak basından öğrendiğimize göre genç avukatlardan ''Hayat ve Hukuk'' diye bir sivil toplum kuruluşu oluşmuş ve bu konuda hizmet vermeye başlanmış. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin: ''Biz, boşanmak için başvuran ailelere bir terapi yapalım, bir ombudsmanlık hizmeti verelim'' diyor. Ama bu düşüncenin acilen tüm yurtta harekete geçmesi gerek.

Evlilik, insanın hayatı boyunca almış olduğu en büyük karar ve en büyük sorumluluktur. Evlilikle insan, artık kendisi için yükümlü olmaktan çıkarak başka birisi içinde yükümlülük kazanmıştır. Eşiniz çarşıdan aldığınız bir şey değil, onu istediğiniz gibi hayatınızdan çıkaramazsınız, iyi günde ve kötü günde hayatınızın sonuna kadar onunla birlikte yaşayıp uyuşmak zorundasınız.          

Boşanmayı bırakın, boşanmak istiyorum kelimesi bile arşı azamı titrettiğini peygamberimiz ifade ediyor. Allah’ın en sevmediği konuların başında boşanma geldiğini hadislerden öğreniyoruz.

            Boşanmak her ne kadar İslam’da caiz olsa da, Allah katında en kötü işlerden biridir. Hele İslam’a gönül vermiş kimselerin en küçük bir olayda bile boşanmak istiyorum sözleri ne kadar cahilane ve anlamsız geliyor. Başkasına akıl veren bu kişiler kendilerine gelince aslan kesiliyorlar. Hayatına uygulayamadığın bir sözü başkasına tavsiye etmek sonuç getirmiyor.

İmam Sadık şöyle buyuruyor: Evlenin ama sakın boşanmayın, çünkü boşanmak Allahın arşını titretir. Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Allah’ın helal kıldığı şeyler arasında boşanmaktan daha nefret ettiği bir şey yoktur. Yine Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah, kadını oyuncak gibi kullanan erkekleri ve erkekleri oyuncak gibi kullanan kadınları sevmez.”

      Genelde boşanan insanların iyice düşünme ve doğru karar verebilme sorunu bulunmaktadır. Boşandığı takdirde her iki tarafın ve özelliklede üçüncü olarak çocukların ne gibi kötü durumlarla karşılaşacağı düşünülmemektedir. Ayrı yaşayan ailelerin çocuklarında suç oranı ve kötü yollara düşme oranı hayli fazladır ve bu çocukların işlediği tüm suçlardan anne ve baba aynı oranda suçludur.

İslam, anlaşamayan eşlerin boşanmamaları için aile büyüklerinin devreye girerek sorunları halletmesini istemektedir. Kuranı Kerim şöyle buyuruyor: Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır. (Nisa suresi 35. Ayet)

              Bu konuyla ilgili o kadar çok hadis var ki, mutlaka bakıp okunmalıdır.

*(Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir.) [Taberani]

*(Kocası razı olduğu halde ölen kadın Cennete girer.) [Tirmizi]

*(Kocasına muhabbet gösteren, çocuk doğuran, öfkelendiği an veya kocası kendine kızdığı zaman, kocasını razı edinceye kadar uyumayan kadın Cennetliktir.) [Taberani]

 

*Karı-koca birbirinin kötü huylarına sabretmelidir! Hadis-i şerifte, (Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Eyyüb aleyhisselam gibi mükafatlara kavuşur. Kocasının kötü huyuna sabreden kadın da, Hazret-i Asiye gibi sevaba kavuşur) buyuruldu. (İ.Gazali) 


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı