Makaleler > Uğur KANTEKİN > GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR

GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR

Uğur KANTEKİN

mail@rapordergisi.com | www.isimsoyisim.com | Twitter | Facebook

GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR01/11/2012

Değerli meslektaşım, Memduha hocam, dergide çıkan yazıları kimin tespit ettiğini sordu. Çıkan yazıların özel tespit olmadığını, olaylar ve zaman neyi gerektiriyorsa tevafuk olarak ortaya çıktığını söyledim. Bu ayın yazısını eğer mümkünse “Gençlik bilse, ihtiyarlar yapabilse” konulu olabilir mi diye sordu. Aslında çok yazılması gereken bu konuyu özetlemek şeklinde ortaya çıkmasına esile olduğu için kendisine teşekkür ederim.
       “Gençler bilse, ihtiyarlar yapabilse” sözü ile aslında her şeyi anlatıyor. Gençlikte her şeyi boşluyoruz ve her şeyi tozpembe görüyoruz. İhtiyarlar ise keşke şunu yapsaydım keşke bunu yapsaydım hey gidi günler hey falan derler. Gençlikte yolumuzun daha uzun olduğunu zannederiz.

Bir söz vardır ki hepimizin kulağına küpe olmalı; “Gençliğin değeri bilinse, ihtiyarlığın şikâyeti azalır.”. Bunun için her şeyi yerinde ve zamanında yapmalıyız

Yaşlılar, toplumumuzda çok önemli boşlukları dolduran kimselerdir. Onlar yaşlılık devresine erinceye kadar gösterdikleri yararlılıklar ile topluma hizmet ettikleri gibi; yaşlandıktan sonra da topluma faydalı olmaya devam edeceklerdir. Bu yüzden onları dışlayamayız, yok sayamayız. Onların tecrübe ve birikimleri gençlerin yolunu aydınlatacak ve onlara güç verecektir.

İnsan hayatı zorluklarla ve mücadele ile geçer. İnsan, karşılaştığı zorluklarla baş edebildiği sürece gerçek anlamda vardır ve mutludur. Zaten yaratılış bakımından insan, zorluklarla baş edebileceği bir donanıma sahiptir. Nitekim Yüce Yaratıcı bir ayetinde, “Gerçekten Biz insanı zorluklara dayanma/onlarla baş edebilme gücüne sahip olarak yarattık” derken buna dikkat çekmiştir. Yeryüzünün en üstün ve en donanımlı varlığı olan insan, dünyaya gelirken ve dünyaya geldikten sonra pek çok evrelerden geçmiştir. Onun geçirdiği bu evrelerin her biri, üzerinde derin düşünmeyi ve ibret almayı gerektiren aşamalardır.

İnsan hayatının evreleri, onun yetişmesi, eğitim ve değişimindeki aşamalar için de iyi bir örnektir. Yine bu durum, dünya-ahiret hayatının evreleri için de iyi bir numunedir. Acizken, güçlü kuvvetli olmak; güçlü kuvvetli iken zayıf düşmek. Bir şey bilmezken bilgi sahibi olmak; bilirken bilmez olmak bizler içindir. Bu konuya şu şekilde açıklık getirilmektedir:  “Kime uzun ömür verirsek biz onun gelişmesini tersine çeviririz. Hiç düşünmüyorlar mı?” (Yâsîn, 68)

Yaratılışta tersine çevrilmek, tekrar başa dönmek. Güçlü kuvvetli iken, aciz ve zayıf olmaktır. Çocukluk çağına yeniden dönmek, hem de daha kötü bir durumda olmak şikayetleri arttırır. Şöyle ki, çocuk ihtiyaçlarını kendi karşılayamaz, yemeğini yiyemez, düşe kalka yürür, çat pat konuşur. İhtiyar da öyle. Ama çocuğun acizlikleri sevgiyle karşılanır, ihtiyarınkiler ise nefretle. Hiç düşündük mü, dedeler neden en fazla torunlarını severler, en çok onlarla anlaşırlar. Çünkü ortak noktaları ve benzerlikleri çoktur.

Uzun ömür sürmek, insanı aldatmamalıdır. Çünkü uzun yaşamak meziyet değildir. Önemli olan, güzel hatıralar bırakarak yaşayabilmektir. Bu konudaki ilahi uyarılar da şu şekilde gelmektedir:

“Biz, insana ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası, onu sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Ayette “Sütten ayrılması da iki yıl içerisinde olur. İşte bunun için, önce bana şükret; sonra da ana-babana teşekkür et, diye öğüt vermişizdir. Dönüş ancak banadır. Eğer onlar seni, hakkında bilgi sahibi olmayan bir konuda bana ortak koşmaya zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz ancak banadır. O zaman size yaptıklarınızı haber vereceğim” der.

Ayetlerde, Yüce Allah kendisine ibadet ve kulluk yapılmasını emrettikten hemen sonra, ana-babaya iyilik ve ihsanda bulunmayı emretmektedir. Yine ayetlerin bize yüklediği görev, ana-babamıza öf bile dememiz, onları incitecek hiçbir söz ve davranışta bulunmamamız; onlara sevgi, saygı ve ilgiyle yaklaşmamız ve en önemlisi onlara dua etmemizdir.

Hz. Peygamber’imizin yaşlılık olgusunu ortaya koyması ve yaşlılara karşı yükümlülüklere dikkat çekmesi hadislerde şöyle anlatılmıştır:

“Ana ve babasının ihtiyarlık zamanlarında, bunlardan birine yahut ikisine yetişip de, bunlara gereken hürmet ve hizmette bulunarak Cennet’i hak edemeyen kimsenin burnu yerlerde sürünsün! (Bu ifadeyi üç kere tekrar etmiştir.)

“Herhangi bir genç yaşlılığından dolayı bir ihtiyara hürmet ederse, Yüce Allah da yaşlandığında ona hürmet edecek kimseler halk eder.”

“Küçüklerine şefkat göstermeyen, büyüklerine değer ve saygı göstermeyen bizden değildir.”

“Saçı sakalı ağarmış yaşlı müslümana saygı gösterip ikram etmek Allah’a saygıdandır.”

“Beli bükülmüş ihtiyarlar, süt emen bebekler, otlayan hayvanlar olmasaydı başınıza büyük belalar gelirdi.”Hadiste zayıf, bakıma, ilgiye muhtaç kimselere bakmaya, onların sıkıntılarına katlanmaya teşvik var; ihtiyarlar için ise, ihtiyarlığı kabullenmeye yönlendirme vardır. Gençleri ihtiyarlığa hazırlayan yönlendirici bir hadiste de şöyle buyrulmuştur:

Yaşlılarla İlgili Söylenenler: Yaşlılığı kabullenmek, yaşlılığın değerini bilmek, birikimlerinden yararlanmak ve başkalarını yararlandırabilmek mutlu yaşamanın yoludur. O halde her biri bir ışık ve bir uyarı lambası olan ak saçları boyama; her çizgisi bir anı satırı olan kırışıklıkları gidermeye ne gerek var.

Yazımızı hem bugünün yaşlılarına, hem de yarının yaşlıları gençlere yönelik bazı önerilerle bitirmek istiyoruz.

İhtiyarlara Yönelik Öneriler: İhtiyarlarımız, yaşlılığı kabullenmeli, onu bir nimet olarak görüp en güzel şekilde değerlendirmelidirler. Eli kalem tutanlar anılarını yazmalıdırlar. Olumlu birikimlerini mezara gömmemelidirler. Yaşlılığı, her şeyin bittiği dönem olarak görmemeli, topluma yapabileceği çok şeyin olduğunun bilincinde aktif olarak hayatın içerisinde yer almalıdırlar. Hayattan emekli olunmaz. İhtiyarlar, gençleri iyiye, güzele yönlendirerek onların önünü açmalıdırlar.

İhtiyarlar, aile ve toplum içerisinde denetim görevini layıkıyla yerine getirmelidirler.

Lüzumsuz konuşmalardan, etliye sütlüye gereksiz yere karışmaktan ısrarla kaçınmalıdırlar. Onlar hep hayır söyleyen, ağzı dualı kimseler olarak gençlere örnek olmalıdırlar.

Gençlere Yönelik Öneriler: Gençlerimiz, gençliklerini en güzel bir şekilde değerlendirip yapacakları güzelliklerle kendilerini yaşlılığa hazırlamalıdırlar.

Kendilerinin de bir gün ihtiyarlayacağını, güçten kuvvetten düşeceğini düşünüp ihtiyarlarımıza sevgi, saygı ve ilgiyi eksik etmemelidirler.

İhtiyarlarımızın bilgi, görgü, tecrübe ve birikimlerinden her zaman yararlanmasını bilmelidirler. Bazen kitaplarda bulamayacağımız, parayla satın alamayacağımız bir bilgiyi sevgiyle çok kolay bulabiliriz. Gençler onları yalnızca işleri düşünce ya da belirli günlerde hatırlamamalıdırlar.

İhtiyarlarımızdan duyup gördükleri olumsuz söz ve davranışları, hayra yormalıdırlar. Kim bilir belki de onlar, gençlerin sahip olmadıkları bilgi, görgü ve birikimleri nedeniyle olaylara müdahil olmak istiyorlardır. İhtiyarların düştükleri duruma bakıp ibret almalıdırlar. İnsanın da tıpkı bir ağaç gibi fani olduğunu, bir gün sona yaklaşacağını hiç unutmamalıdırlar.

Yaşlılar evimizdeki cansız antika süs eşyalarından çok daha değerli, canlı bereket kaynaklarımızdır. Onların duaları biz gençlere haz ve hız verecektir.

Ancak bilinen bir gerçek vardır ki hemen hemen hiç değişmiyor.

ÇOCUKLAR BABALARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜR?

6 YAŞINDA:   Babam her şeyi biliyor.

10 YAŞINDA: Babam çok şey biliyor.

15 YAŞINDA: Ben de babam kadar biliyorum.

20 YAŞINDA: Babamın da pek fazla bir şey bildiği söylenemez.

30 YAŞINDA: Bir kere de babamın fikrini sorsam fena olmayacak.

40 YAŞINDA: Ne de olsa babam bazı şeyleri biliyor.

50 YAŞINDA: Babam her şeyi biliyor.

60 YAŞINDA: Ahh! Keşke babam hayatta olsaydı da kendisine danışabilseydim...

 

 

Ayın sözü: Yaşlılık, geçmişin muhasebesinin yapıldığı, tecrübe ve birikimlerin yeni kuşaklara aktarıldığı, anılarla yaşanılan bereketli bir dönemdir.

 

 


Sosyal Ağlarda Paylaş

Yazarın diğer makaleleri Tarih
KÜÇÜK ÇOCUKLARDA AKRAN ZORBALIĞI VE ZORBALIĞA MARUZ KALMA 01/03/2019
AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL, AT GÖZÜYLE BAKMAK 01/02/2019
KALICI ÖĞRENME VE YAPILMASI GEREKENLER 01/01/2019
KALP DİLİ 01/12/2018
KADIN İLE ERKEK BEYNİNDEKİ EMPATİ FARKI 01/11/2018
MUTSUZLAR 01/10/2018
DEĞER VERME VE DEĞERSİZLİK HİSSİ 01/08/2018
ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR 01/07/2018
INOVASYON YENİLİK Mİ? MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? 01/06/2018
YUNUS EMRE VE TRAVMA TEDAVİSİ 01/05/2018
DOSTLUK; AKIL VERMEK, TESELLİ ETMEK VE İNAÇLARIMIZ 01/03/2018
BATAN GEMİDEN KALAN SEVGİ… 01/01/2018
FIRSAT EĞİTİMİNE ÖNEM VERMELİYİZ 01/12/2017
ŞÜKÜR BİR SÖZ MÜDÜR? 01/11/2017
SEVGİ NEDİR? ALMALI MI? VERMELİ Mİ? 01/10/2017
STRES NEDİR? OLMALI MI? KURTULMALI MI? 01/09/2017
İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK VE KARAKTER EĞİTİMİ 01/08/2017
SÜREKLİ BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ 01/01/2017
ANACI ERKEK, BABACI KIZ, EHL-İ KEYF GENÇ MODELLERİ ÖRNEKLERİNİN ARTMASI “HATA NEREDE?” SORUSUNU SORDURTUYOR. 01/12/2016
DENEYİMLEYEN, TEVEKKÜL EDEN BİLİNÇ VE KÜÇÜK MUTLULUKLAR… 01/11/2016
KIZGINLIK- GÜCENME- HASET- ÜZÜNTÜ- KORKU-BAĞIŞLAMA 01/10/2016
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE TOPLUMSAL DEĞERLER 01/09/2016
İSTEKLERİMİZİ HANGİ YOLLA YAYIYORUZ? 01/07/2016
NİYET NE DEMEKTİR? 01/06/2016
SON MODA RUH HASTALIĞI: MEMNUNİYETSİZLİK 01/05/2016
DERTLİYSEN EĞER… 01/03/2016
KUŞATILMAYAN HEDEF FETHEDİLEMEZ! 01/11/2014
ÇEKTİKLERİMİZ HEP KENDİ ELİMİZDEN Mİ? 01/10/2014
TELEVİZYONUN ESİRİ OLDUK… 01/05/2014
SEVGİ, GERÇEK ANLAMDA KENDİNİ BULABİLMESİ İÇİN NE İSTER?.. 01/04/2014
İLETİŞİMDE SORU SORABİLME 01/03/2014
HUZUR MU? MUTLULUK MU? 01/02/2014
KİMSENİN SİZİ ÜZMESİNE İZİN VERMEYİN VE KİMSEYİ DE ÜZMEYİN. 01/09/2013
MUHABBET… 01/07/2013
ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ 01/06/2013
HAYATA İKİ YÖNDEN BAKMAK… 01/05/2013
EŞLER BİRBİRLERİNDE NELERE TAHAMMÜL EDEMİYOR… 01/04/2013
ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ? 01/03/2013
BİLİNÇALTINI YÖNETMEK 01/02/2013
SEVGİYİ İFADE ETMEK 01/01/2013
BOŞANMALARI ÖNLEYELİM…… 01/12/2012
GENÇLİĞİN DEĞERİ BİLİNSE İHTİYARLIĞIN ŞİKÂYETİ AZALIR 01/11/2012
GİZLİ KAMERA GEREKLİ Mİ? 01/10/2012
TELEFON VE TELGRAF 01/09/2012
DEPRESYON İLAÇLARI KULLANILMALI MI? 01/08/2012
CENNET KOKULU ELMALAR 01/07/2012
MUALLİM VE MÜELLİM 01/06/2012
HZ ALİ DEN YÖNETİCİLERE NASİHATLER 01/05/2012
SOSYAL VE MANEVİ BENLİK 01/04/2012
HAYIR DİYEBİLMEK 01/03/2012
ÖZGEÇMİŞ NASIL OLMALI? 01/02/2012

Ziyaretci Sayısı